5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Hybrid View

  1. #1
    Asteğmen Array
    Üyelik tarihi
    22.08.2009
    Yer
    sirvan
    Mesajlar
    42
    Tecrübe Puanı
    17

    Lightbulb Hayko Cepkin Ropörtajı > Burcu Esmersoy dan



    Hayko Cepkin, Arda Turan'ın Erman Toroğlu'yla yaşadığına benzer sorunlar yaşarsa tavrını açıkladı: "Hiç laf kavgasına girmem direkt mahkemeye giderim."


    16/10/2010

    Müzik dünyamızın en kendine özgü renklerinden biri Hayko Cepkin. Aynı zamanda 'Hasta' bir Beşiktaşlı. Bir zamanlar 'Kapalı'nın müdavimi olan sanatçıyla her bir şeyi ve Mesut Özil 'gerçeği'ni konuştuk. Cepkin, Mesut için şunları söylüyor: ?Bu çocuk Almanya'da doğup büyümüş. Türk asıllı Alman vatandaşı yani. Ben de Türkiye'de doğmuş bir Ermeniyim. Yani Ermeni asıllı bir Türk'üm. Aynı durum.?

    Dünyanın en tatlı, en komik, en akıllı, en değişik, en samimi insanlarından biri Hayko Cepkin. Onu tanıyanlar tanımayanlara anlatırken sanırım bu kelimeleri kullanıyordur. Müziği ve yeteneğiyle ilgili söz söylemek, hatta yoruma kaçmak bana düşmez, zaten okurken göreceksiniz müzik konusunda üç cümleden fazla konuşmadık. Bu röportaj onun çok daha farklı taraflarını göstermenin yanı sıra içinde bulunduğumuz ve sanki dünyanın merkezindeyiz sandığımız küçük, tuttukça daha süper olduğumuza inandığımız spor dünyamıza ve camiamıza nasıl baktığını anlatıyor. O anlatırken, elini kolunu sallayarak davul sesleri çıkarıp tribün atmosferini yansıttı, ben ciddiyetimi korumaya çalıştım. Sonra direnmeyi bırakıp dışarıdan ne kadar komik göründüğümüzü anladım. Bu işe ilk girdiğimde tek desteğim olan bu bakış açımı yıllar geçtikçe kaybettiğimi fark edip kendisiyle geçirdiğim üç saatin tadını çıkardım. Dilerim siz de benim yaptığımı yaparsınız.
    Konu spor olunca ilk sorular hep futbolla ilgili olacak tabii. Futbol deyince de son günlerde yaşanan gelişmeler... Mesela en sıcak olay Arda Turan-Erman Toroğlu gerginliği. Erman ‘Hoca’nın Arda’nın sakatlığıyla ilgili sözlerini haber olarak görüp manşete taşıyan medya ve ardından karşı tarafın da istenileni yapıp patlaması.
    Bunlara şaşırmamak gerek. Burada işler böyle yürüyor maalesef. Güleriz ağlanacak halimize, çünkü bunun bir de fıkrası var resmen. Hani cehennemde tek zebanisi olmayan millet deriz ya kendimize. Zaten çıkmaya çalışanı çekeriz geri. Daha evveliyatı da var. Demek ki yeni bir durum değil. Bazen bizi rahatsız ediyor. Popüler kültürün etkisi büyük.
    Senin de geçmişte buna benzer yaşadıkların var değil mi? Ne yapıyorsun böyle bir durumda?
    Dava açıyorum. Hiç laf veya ağız dalaşına girmeye gerek yok. Hemen mahkemeye bırakıyorum işi. Çünkü bunlarla karşılaşacağımı çok iyi bilerek ve bunu kabul ederek girdim bu işe.
    Mesela Arda için özellikle geçen sene,“Gitsin kurtulsun bu durumdan” dendi. Belki bu sene gitmediğine pişman olmuştur. Sen hiç “Ya buna değer mi gideyim kurtulayım” dedin mi?
    Yok canım öyle bir şey yok. Neden gitsin çocuk? Ya da ben neden gideyim? Benden rahatsız olan gitsin. Hazım meselesi tamamen.
    Peki, Erman Toroğlu’nun ‘Her konuyu bu kadar düşük bir seviyeye indirgemesi’nin alıcı bulmasına ne diyeceksin?
    Bu iş yine burada böyle maalesef. Yani bu tip konuşmalar gaf ismi altında ilgi topluyor ve alıcı buluyor. İnsanlar bayılıyor bunlara. Erman Toroğlu’nun ilk kez yaptığı veya söylediği şey değil ki bu. Keza Mehmet Ali Erbil örneğinde de durum aynı. Bunları yadırgayıp sonra başka bir ambalajla bize geri sunulduğunda, “Ne kadar güzel harika” deyip geri alan bir milletiz. Hani transseksüelliğe bu kadar karşı olup, sokakta gördüğünde tepki koyup garipseyen, “Olur mu ya erkek adam döner mi? Erkek adam kadın olur mu?” diyen toplumuz. Ama sonra Bülent Ersoy’u ‘Diva’, ‘Zeki Müren’i de ‘Sanat güneşi’ ilan ediyoruz. Çelişki toplumuyuz, bundan güç alıyoruz. Kaos hayatımızın parçası. Türkiye bağımlısı olmamızın sebebi bu. Sürekli olay, tartışma ve hareketlenme var hayatımızda. Adrenalin bağımlısıyız bir nevi. Burada hep ikilem var. Aklını kullanacaksın hep. Ancak bu şekilde kurtulursun, hayatta kalırsın.

    Peki sen izliyor musun onları?
    Tabii, hiç kaçırmadan. Merak ediyorum bugün ne söyleyecek, ne yapacak diye. Mesela Ahmet Çakar da var, iyice ‘Voltran’ı oluşturdular. Gökmen Özdenak, Ziya Şengül de var. Hele Serhat Ulueren kafaya gelince, program ‘kaçmaz’ kıvamına geliyor. Mahalle kökenli, mahalle ağızlı sohbet hep alıcı bulur, çünkü bundan geliyoruz. Dil olarak ses tonuna ayar vererek “Bana bak, bak, bak şimdi sana ne diyeceğim”diye bir şey söyleyince Ahmet Çakar dinliyorum, “Bakayım ne diyecek?” diye.
    Güzel, akıllı bir tarz. Hele Ziya Şengül’ü çok seviyorum, beğeniyorum. Sinan Engin’i de severim. Ne yapıyorlar, ne konuşuyorlar çok merak ederim. Farkındaysan karşılarına program bile konmuyor. Kabul ediliyor bir şekilde. Ama onlar bir şey söyledi diye de galeyana gelip ‘Allah Allah’ diye elime taş sopa alıp saldırmam. Ya da statta arıza çıkarmam.
    Son gündem maddelerinden biri de Mesut Özil. Onu da unutmamak gerek. Sen ne düşünüyorsun Mesut hakkında? Özellikle Türk Milli Takımı’nı tercih etmediği için çok tartışıldı.
    Unuttuğumuz bir şey var. Bu çocuk Almanya’da doğup büyümüş. Türk asıllı Alman vatandaşı yani. Ben zaten Türk, Ermeni, Almancı, gurbetçi ayırımından da rahatsız bir insanım. Örneğin ben Türkiye’de doğmuş bir Ermeniyim. Yani Ermeni asıllı bir Türk’üm. Aynı durum. Bana Türkiye gelip, “Bizim milli takımımızda oynar mısın?” dediğinde, Türkiye’yi tercih ederim tabii ki. Onun durumu da aynı ama nedense bize ters geliyor. Ama bunu yermeye, bunu kabul etmemeye hakkımız yok.
    O MU BU MU?
    Arda Turan mı olmak istersin, Erman Toroğlu mu? Arda Turan tabii ki.
    Mesut Özil mi, Nuri Şahin mi?
    Mesut Özil.
    Karl Marx mı, Karl Lagerfeld mi?
    Karl kim? Marx tabi ki!
    Kenan Sofuoğlu mu, Kenan İmirzalıoğlu mu?
    Sofuoğlu tabii ki!
    Sergen Yalçın mı, Mehmet Demirkol mu? Sergen Yalçın.
    Guti mi, Quaresma mı? Guti.
    Quaresma mı, İbrahim Üzülmez mi? İbrahim!
    Sabri Sarıoğlu mu, Aysun Kayacı mı? Feridun Düzağaç!


  2. #2
    Asteğmen Array
    Üyelik tarihi
    22.08.2009
    Yer
    sirvan
    Mesajlar
    42
    Tecrübe Puanı
    17

    Arrow Ropörtajın 2.bölümü ve resimler

    'Metal de Kartal da babadan'



    Kız arkadaşını maça götürmek zor. Ya numaralı tribüne gideceksin ya da sahaya 45 derecelik tribünde oturacaksın.

    18/10/2010

    Dün Türkiye'deki futbol ortamına dair lafladığımız Hayko Cepkin'e söyleşimizin son bölümünde, Beşiktaşlılığının kökenini ve takımın şu anki durumuyla Siyah-Beyazlıların yeni transferlerini sordum.

    Senin Beşiktaşlılığın nereden geliyor bu arada?
    Babamdan.
    Metal işi gibi yani!
    Evet aynen öyle. Babam metal işi yapıyor, ben de metalci oldum. Babama diyorum böyle, “Oğlum sen yanlış anladın” diyor. Ama işin şakasını bir yana bırakırsak babam götürdü beni ilk kez, ama hâlâ içim pek rahat değil bu konuda. Kesin orada bir iş görüşmesi falan vardı onun için gitmiştik maça! Bana hep öyle geldi. Her gittiğimizde iş konuşmak için geldik sanırdım. Yaş o zaman sekiz civarı.

    Açık tribünde davul çalmaya kadar giden bir aşk var işin içinde.
    Tabii. O zaman açık tribünde seyrediyoruz maçı. Tadı en iyi orada çıkıyor. Hele kucağında davul varsa kenarda köşede kalamıyorsun. Hemen “Gel gel gel” deyip aralarına alıyorlar. Sen de başlıyorsun ‘Dan dan dan’ diye çalmaya. Maç falan kalmıyor. 95-98 arası bu böyleydi. Sonra çok kavgalar çıktı, bir Fenerbahçe maçında davulum kırıldı, tadım kaçtı. Sonra kuzenim ve eniştemle ‘Kapalı’ya geçtim. O zaman anladım ki ben hiç maç seyredememişim. Etrafıma bakınca anladım, çoğunluk maçı izleyemiyor. Kimisi demirleri ısırıyor kimisi ‘Kartal gol gol gol’ diye bağırıyor. Kimisi arkaya kızıyor: ‘Niye bağırmıyorsunuz!’ Bizim coşup kaçırdığımız çok gol oldu. En çok maça üniversite hazırlık döneminde kurstan kaçıp arkadaşlarla gittim.

    Kız arkadaşını götürdün mü maça?
    Yok zor bir iş o. Açık tribün olmaz, ya numaralıya gideceksin ya da santraya 45 derece açılarda oturacaksın.

    Beğeniyor musun takımın oynadığı oyunu? Şampiyon olur musunuz?
    Kesin şampiyonuz. Sezon başından beri öyle düşünüyorum ama hâlâ takımda yer almaması gerekenler var. Mesela Nihat beni hayal kırıklığına uğrattı, geldiğinden beri pek bir etki gösteremedi. Tabata’nın mesela, harcanan para çıksın diye oynatıldığını düşünüyorum. Bu arada, Guti, Quaresma var. Tabii çok iyi transferler ama ben öbürlerine takılıyorum. Yönetime sempatiyi yüzde 100 sağlayamadı.

    Yurtdışında hiç maç seyrettin mi? Sevdiğin, tuttuğun takım var mı?
    İzleyemedim ama İngiltere Ligi’ni izlemek isterim. Liverpool’u seviyorum. Bizim muadilimiz ya biraz. Almanya’da varlığından dolayı St. Pauli’yi severim. Benim için bir fikri olmalı, inandığı bir şey olmalı tuttuğum takımın. Kişisel yetenekle ilgilenmem, takım oyununu severim. Tuttuğum takım, adı üzerinde takım olmayı becerebilmeli. Hayatımda ‘Ne büyük futbolcu’ dediğim biri de yok, hiç olmadı. Benim için büyük kulüp, büyük takım var. Kolektif futbolu severim. Quaresma’nın çok iyi olması yetmez, onun sağındaki adamın onu görüp ona pas vermesi gerekiyor.

    O zaman ‘Ayazma’yı sorma zamanı geldi. (‘Yazarlar-çizerler-müzisyenler’ ya da ‘Anadolu Ayak Takımı’)
    Hah harika! Takım oyununun olmadığı tek yer! Futbolun bittiği nokta.

    Evet sağ kanatta sorunlar varmış galiba! (Kendisinin oynadığı bölge)
    Öyle deme lütfen. Almanya’da maça çıktık, normal sahada. Bir ucundan diğeri görünmüyor. Koşuyorsun, bitmiyor, sonuna kadar gelmişsin topa vuracak gücün kalmıyor. ‘Tsubasa’ gibiymiş futbol. O çizgi film gerçekmiş meğer. Bitmeyen bir koşu!

    Başka sporlar da yapıyorsun ama hepsi ekstrem. Bunun nedeni ne?
    Adrenalin tabii ki. Mesela paraşütle atlama çok güzel duygu. Ama komik bir tarafı da var: Uçakla havalanıyorsun 10 kişi var, pilot atlama noktasına yaklaşırken manevralar yapıyor uygun nokta için, yolcu uçağı gibi değil sert hareketlerle kontrol ediyor uçağı. O an kapı da açık tabii. İnsan korkuyor ‘Aman düşeceğim şimdi’ diye. ‘Yahu ne korkuyorsun!’ derler adama, zaten kendin atayacaksın iki dakika içinde!

    Kimlerle, arkadaşlarınla mı?
    Evet ama başkaları da var. Hatta geçenlerde alanda Beşiktaş’ın paraşütle atlama ekibiyle kaşılaştık. İnanabiliyor musun bizim kulübün spordaki yelpazesine? Bana “Hadi B sınıfına geç bizimle atla, hayat bizimle güzel” dediler, şimdi ona uğraşıyorum.

    Peki müzik! Sandık albümün emeğinin karşılığını verdi mi sana?
    Yazın referandumun etkisi büyüktü. Sonra ramazan vardı. Şimdi hareketlenme var. Örneğin geçen hafta sonu Ankara’daydık. Hava soğuk ve yağışlıydı konser de açık alandaydı ama kalabalık beklentimin çok üzerindeydi. Ama ‘Sandık’ın rüzgârı daha tükenmedi. Daha çok işimiz var. İki video çektim, en az iki video daha var. Çok beğenilen ve sevilen şarkılar var.

    Sevilen beğenilen şarkı demişken, farz edelim seni Milli Takım’la kampa aldılar ve maç öncesi takıma bir şarkı söylemeni istediler. Hangi şarkını söylersin onlara?
    ‘Sıkı tutun!’ Sözleri müziğin gelişi falan çok uygun Milli Takım’a. Bu benim gurur gecem, görsün beni cümle âlem diye devam ediyor ya. Bize çok uygun sözler.

    Radikal.com.tr den alıntıdır.

  3. #3
    Asteğmen Array
    Üyelik tarihi
    22.08.2009
    Yer
    sirvan
    Mesajlar
    42
    Tecrübe Puanı
    17

    Thumbs up
















    radikal.com.tr

  4. #4
    V-I-P Array
    Üyelik tarihi
    24.05.2009
    Yer
    istanbul
    Yaş
    42
    Mesajlar
    307
    Tecrübe Puanı
    23

    Standart

    Güzel bir çalışma olmuş, özellikle fotograflar gerçekten başarılı..
    Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşçesine..
    Gündoğdu Hep Uyandık! Karakartal!

  5. #5
    AHMET APARİ


    Array
    Üyelik tarihi
    06.07.2007
    Mesajlar
    2.940
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart


    Amma Ağzını Açmış haa...


 

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •