Açık Pencereden
Açık penceremden
Solgun bir sonbahar öğle sonrası
Çankaya sırtları, Dikmen görünüyor
Yabani bir ördek sürüsü geçiyor yüksekten
Lodosun sürüklediği bir iki bulut parçası
Sokaktan gelen seslere bakılırsa
Çocuklar okuldan çıkmış olmalı
Bu geçen herhalde Kayaş treni
Bunlar hep aylardır uzak kaldığım
Günlük, sade hayatın gürültüleri
Ne çabuk geçti o günler
Suların pırıltısı gibi
Aklıma bir tek halin gelmiyor
Yeni taşınmışım gibi odamın
Dağınık ve sıkıcı gündüzki hali
Kavaklar uçlarından sararmaya başladı
Sıra söğütlere, atkestanelerine gelecek
Ama ilk yağan yağmurlardan beri
Kırlar yeşeriyor günden güne
Gitgide kabarıyor çay yatakları
Seneye daha boylu göreceğiz aynı ağaçları
Yaban ördekleri şüphesiz dönecekler
Çocuklar sınıf değiştirecek okullarında
Ben de herhalde geçen zamanla
Yavaş yavaş alışırım odama
Necati CUMALI
Alışamadım
Bu dünya ne tuhaf
Alışamadım bir türlü denize,
Beş kıtaya, insan sesine.
Her gün yeniden düşünüyorum hepsini.
Alışamadım desem doğrudur
Ellerime.
Melih Cevdet ANDAY
Aydede - Ayanne
Aydedenin paltosunu
kim giydirir anne
Gözlüğünü bastonunu
Kim bulup verir eline
Yıldızlar mı verir
Yıldızlar aydedenin
Torunları mı anne
Aydedenin yemeğini
Kim pişirir anne
Kim yıkar çamaşırını
Aynene mi yıkar anne
Güneş ateş mi yakar
Bulutlar su mu döker eline
Aynenenin evi nerde
Gökte mi oturur yerde mi
Niye görünmez bize
Aynene öldü mü yoksa
Göğe mi gömdüler onu
Yere mi anne
ALİ YÜCEL
Ayşece
Hem yoktu hem vardı
Büyük bir kentin
Gecekondu semtinde
Küçük bir kız vardı
Adı Ayşece
Nar tanesi kar tanesi
Anasının bir tanesi
Gözleri vardı boncuk
Elleri vardı pamuk
Herkes onu çok severdi
Günlerden bir gün
Gide de gelmeye o gün
Bulut oldu yel oldu
Yağmur yağdı sel oldu
Alıp götürdü evini anasını
Ayşece'yi öksüz koydu
Bir bekledi iki bekledi
Ayşece'nin babası
Eli balyoz dili yılan
Bir kadınla evlendi
Dövdü günde üç öğün
Güzel kızı çirkin analık
Yanık ekmek yedirdi
Su içirdi boz bulanık
Evden kaçtı Ayşece
Az gitti uz gitti
Kırk gece kırk gündüz gitti
Baktı analık arkasında
Ha ulaştı ha ulaşacak
Bir kayaya seslendi
Açıl kayam açıl
Şıkırt açıldı kaya
Ayşece girdi içine
Kapan kayam kapan
Şıkırt kapandı kaya
Güzel Ayşece içerde
Eteği dışarda kaldı
Gördü eteği analık
Yalancıktan ağladı
Açıl kayam açıl
Kaya açılmadı
Bir gelinböceği olup
Pır pır uçmaya başladı
Bakakaldı analık
Ali YÜCE
Azık
Acıkmayasın
Sevgi koydum
Azık sana
Yer dolusu çiçek
Gök dolusu güneş
Verdim sana
Üşümeyesin
Korkmayasın
Işık koydum
Azık sana
Öplüm öplüm
Öpülgen dost
Saçları denize
Dökülgen dost
Ağlamayasın
Yazık sana
Gülme koydum
Azık sana
Ali YÜCE
Bakım
Yalancının mumu yatsıya
kadar yanar sonra söner
bakarsan bağ olur malın
bakmazsan dağa döner.
Fevzi GÜNENÇ
Bayram
Kargalar, sakın anneme söylemeyin!
Bugün toplar atılırken evden kaçıp
Harbiye nezaretine gideceğim.
Söylemezseniz size macun alırım,
Simit alırım, horoz şekeri alırım;
Sizi kayık salıncağına bindiririm kargalar,
Bütün zıpzıplarımı size veririm.
Kargalar, ne olur anneme söylemeyin!
Orhan Veli KANIK
Bir Dünya Bırakın
Oynaya oynaya gelin çocuklar
El ele, el ele verin çocuklar.
Bir vatan bırakın biz çocuklara
Islanmış olmasın göz yaşlarıyla.
Bir bahçe bırakın biz çocuklara
Göklerde yer açın uçurtmalara.
Oynaya oynaya gelin çocuklar
El ele, el ele verin çocuklar.
Bir barış bırakın biz çocuklara
Ulaşsın şarkımız güneşe ve aya.
Oynaya oynaya gelin çocuklar
El ele, el ele verin çocuklar.
Bir dünya bırakın biz çocuklara
Yazalım üstüne sevgili dünya
Oynaya oynaya gelin çocuklar
El ele, el ele verin çocuklar.
Adnan ÇAKMAKÇIOĞLU
Bir iş var
Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?
Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?
Her zaman güzel mi bu kadar,
Bu eşya, bu pencere?
Değil,
Vallahi değil;
Bir iş var bu işin içinde.
Orhan VELİ
Bir Misafirliğe
Bir misafirliğe gitsem,
Bana temiz yatak yapsalar;
Her şeyi, adımı bile unutup
Uyusam...
Melih Cevdet Anday
Büyümek
Çimenler
Ip-ıslak
Ben ağlayınca
Bir serçe
Konar pencereye
Ben gülünce
Gök masmavi
Bakıyorum diye
Bir gün
Kapıyı çalacak
Komşu çocuklar
Ben yürüyünce
İşte
Böyle böyle
Büyüyorum
Bir gündüz geliyor
Bir gece
Cahit ZARİFOĞLU
Dalgacı Mahmut
İşim gücüm budur benim,
Gökyüzünü boyarım her sabah
Hepiniz uykudayken.
Uyanır bakarsınız ki mavi.
Deniz yırtılır kimi zaman,
Bilmezsiniz kim diker;
Ben dikerim.
Dalga geçerim kimi zaman da,
O da benim vazifem;
Bir baş düşünürüm başımda,
Bir mide düşünürüm midemde,
Bir ayak düşünürüm ayağımda,
Ne halt edeceğimi bilemem.
Orhan Veli KANIK
Ders
Sayılar
Düz duvar
A-be-ce
Bilmece
Gel tahtaya
Olmaz
Haftaya
Cahit ZARİFOĞLU
Dört Yapraklı Çiçek
Çıkamaz çocukluğundan dışarı
Kimse.
Oynamamız bundandır.
Kara toprakla binlerce yıl.
Çıkamaz çocukluğundan dışarı
Kimse.
Bundandır sevmemiz
kiraz ağaçlarını.
Çıkamaz çocukluğundan dışarı
Kimse.
Kardeşliğimiz bundandır
Mavi sularla binlerce yıl.
Çıkamaz çocukluğundan dışarı
Kimse
Bundandır inanmamamız
Kocaman bombalara.
FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA
Ekmek ve Yıldızlar
Ekmek dizimde
Yıldızlar uzakta tâ uzakta
Ekmek yiyorum yıldızlara bakarak
Öyle dalmışım ki sormayın
Bazen şaşırıp ekmek yerine
Yıldız yiyorum
Oktay RIFAT
Ellerim Yaramaz
Annemin gözleri ılık
Sevgi dolu
Çünkü
Bana bakıyor
Sevdiğim renklerin başında
Kahverengi
Çünkü
Annemin göz rengi
Ablamın saçları ışık
Çünkü
Güneş gibi saçları
Babamın yüzü çizgi çizgi
Kızınca
Kardeşimin yüzü ekşi
Ağlayınca
Benim ellerim yaramaz
Çorba tabağını
Hooop kaldırınca
Cahit ZARİFOĞLU
Eylül Sabahının Serinliği
Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Ciğerlerime dolduruyorum
Sessizlik ve serinlik
Birleşiyor
Yıkanmış güvercinler
Ve çok uzaktan bir tren sesi
Her zaman yeniden başlamak duygusu
Doğuyor içimde
Her uyanışımda
Düşmanlarımı bağışlıyorum
Daha çok seviyorum dostlarımı
Her uyanışımda
Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Yüreğime dolduruyorum
Ataol BEHRAMOĞLU
Fıkra
Kılık kıyafetine dikkat etmeli insan
Kimse bakmıyor bana
Üstüm başım perişan.
Sırtında
Samur kürkün olunca
Beysin, paşasın
İlahi Nasreddin Hoca
Kürküyle yaşasın
Behçet NECATİGİL
Kuş Ülkesi
Güneş devlerin avcunda
Kanatsız beyaz bir arı
Uzar kuş ayaklarına
Işıktan ağaç dalları
Kelebekten kurdeleler
Kanat takmış bayrakları
Topraktan cici bir bebek
Konuşan oyuncakları
Alev perdeli evlerde
Sihirli lambalar sarı
Uçurur Kafdağı anne
Küçücük kırk anahtarı
Bir kuşun kanadı sallar
Beşikteki yıldızları
Saçlarından ırmak akar
Büyür masalın kızları
O ninniyi istiyorum
Çok uğraştım
Anlatmak istedim
Onlar da anlasın artık
İhtiyacım var
Bir ninniye
Ne kadar ayıp
Diyor ninem
Kazık kadar oldun
Yiyebiliyorsun
Yemeğini tek başına
Koşabiliyorsun
Hatta çember çeviriyorsun
Ama nine
Anlasana
Küçükken
Bir tane eksik dinlemişim
Ninnileri ben
Cahit ZARİFOĞLU
Rüya
Annemi ölmüş gördüm rüyamda.
Ağlayarak uyanışım
Hatırlattı bana, bir bayram sabahı
Gökyüzüne kaçırdığım balonuma bakıp
Ağlayışımı.
Orhan Veli KANIK
Sayılar
1
Ben onu bilirim
O beni bilir.
2
İki tane bir
Eder iki
Sabah akşam gülüşürler
Ha ha ha
Ki ki, ki…
3
Boşa kasılma
Seni öğrenmek
Hiç de değil güç…
Bir tanecik bir
Bir tane de iki
Üç etkmez mi sanki!
4
Bak geliyor dört
Pencereyi ört
Bizi evde yok sansın
Biraz kapıda kalsın…
5
Öğrenilmesi en kolay
Sayı kaçtır
Biliyor musun kardeş
Ben biliyorum
Sen de öğren
Beş beş beş…
Beş'tir Üsttteki
Yedi'dir altı
Bilmeyecek ne var kardeş
Ortada ALTI.
7
obur bir sayı
abur cubur demedi
yedi ha yedi…
oburluğun sonu bu
mideyi bozuverdi.
8
Şimdi güleceksiniz
biliyorum
sekiz’e ben dik duran
gözlük diyorum.
9
- Tık tık…
- Kim o?
- Dokuz…
- Evde yokuz…
10’a kadar say dedi öğretmenim
Yapacağım en kolay iş bu benim
Bir elimde beş kardeş
Bir, iki, üç, dört ve beş
Beş kardeş de öbür elde
Altı, yedi ve sekiz
Sayamıyor musunuz siz? ..
Dokuzdan sonra gelir on
Tembel tekerlek derim
Bunu bilemezseniz.
Fevzi Günenç
Ağustos böceği ile karınca
Karıncayı tanırsınız
Minimini bir hayvandır
Fakat gaayet çalışkandır
Gaayet tutumludur, yalnız
Pek hodgamdır, bu bir kusur:
Hodgam olan zalim olur.
Bir gün ağustos böceği
Tembel tembel ötüp durmak
Neticesi aç kalarak
Karıncadan göreceği
Bürudete bakmaz, gider
Bir lokma şey rica eder
Der ki: - Acıyınız bize
Çoluk çocuk evde açız
İanenize muhtacız.
Karınca bir yüreksize
Layık huşunetle sorar:
- Aç mısınız? Ya o kadar
Uzun, güzel günler oldu.
O günlerde ne yaptınız?
Böcek inler: - Açız, açız
Bakın benzim nasıl soldu
O günlerde gülen, öten
Sazla, sözle eğlenen ben
Bugün bakın ne haldeyim !
Vallah açız, billah açız,
Halimize acıyınız!
Karınca eğlenir: - Beyim,
şimdi de raksedin, ne var?
'Yazın çalan kışın oynar.'
LA FONTAINE
Uyarlayan : Tevfik Fikret


LinkBack URL
About LinkBacks











Alıntı
