5 sonuçtan 1 ile 5 arası
  1. #1
    Forum Demirbaşı Array
    Üyelik tarihi
    18.06.2007
    Yer
    Anasının Dizinin Dibinden :=)
    Yaş
    40
    Mesajlar
    10.926
    Tecrübe Puanı
    238

    Karma Çocuk Şiirleri

    Açık Pencereden

    Açık penceremden
    Solgun bir sonbahar öğle sonrası
    Çankaya sırtları, Dikmen görünüyor
    Yabani bir ördek sürüsü geçiyor yüksekten
    Lodosun sürüklediği bir iki bulut parçası

    Sokaktan gelen seslere bakılırsa
    Çocuklar okuldan çıkmış olmalı
    Bu geçen herhalde Kayaş treni
    Bunlar hep aylardır uzak kaldığım
    Günlük, sade hayatın gürültüleri

    Ne çabuk geçti o günler
    Suların pırıltısı gibi
    Aklıma bir tek halin gelmiyor
    Yeni taşınmışım gibi odamın
    Dağınık ve sıkıcı gündüzki hali

    Kavaklar uçlarından sararmaya başladı
    Sıra söğütlere, atkestanelerine gelecek
    Ama ilk yağan yağmurlardan beri
    Kırlar yeşeriyor günden güne
    Gitgide kabarıyor çay yatakları

    Seneye daha boylu göreceğiz aynı ağaçları
    Yaban ördekleri şüphesiz dönecekler
    Çocuklar sınıf değiştirecek okullarında
    Ben de herhalde geçen zamanla
    Yavaş yavaş alışırım odama

    Necati CUMALI



    Alışamadım

    Bu dünya ne tuhaf
    Alışamadım bir türlü denize,
    Beş kıtaya, insan sesine.
    Her gün yeniden düşünüyorum hepsini.
    Alışamadım desem doğrudur
    Ellerime.

    Melih Cevdet ANDAY


    Aydede - Ayanne

    Aydedenin paltosunu
    kim giydirir anne
    Gözlüğünü bastonunu
    Kim bulup verir eline
    Yıldızlar mı verir
    Yıldızlar aydedenin
    Torunları mı anne

    Aydedenin yemeğini
    Kim pişirir anne
    Kim yıkar çamaşırını
    Aynene mi yıkar anne
    Güneş ateş mi yakar
    Bulutlar su mu döker eline

    Aynenenin evi nerde
    Gökte mi oturur yerde mi
    Niye görünmez bize
    Aynene öldü mü yoksa
    Göğe mi gömdüler onu
    Yere mi anne

    ALİ YÜCEL



    Ayşece

    Hem yoktu hem vardı
    Büyük bir kentin
    Gecekondu semtinde
    Küçük bir kız vardı
    Adı Ayşece

    Nar tanesi kar tanesi
    Anasının bir tanesi
    Gözleri vardı boncuk
    Elleri vardı pamuk
    Herkes onu çok severdi

    Günlerden bir gün
    Gide de gelmeye o gün
    Bulut oldu yel oldu
    Yağmur yağdı sel oldu
    Alıp götürdü evini anasını
    Ayşece'yi öksüz koydu

    Bir bekledi iki bekledi
    Ayşece'nin babası
    Eli balyoz dili yılan
    Bir kadınla evlendi
    Dövdü günde üç öğün
    Güzel kızı çirkin analık
    Yanık ekmek yedirdi
    Su içirdi boz bulanık

    Evden kaçtı Ayşece
    Az gitti uz gitti
    Kırk gece kırk gündüz gitti
    Baktı analık arkasında
    Ha ulaştı ha ulaşacak
    Bir kayaya seslendi

    Açıl kayam açıl
    Şıkırt açıldı kaya
    Ayşece girdi içine
    Kapan kayam kapan
    Şıkırt kapandı kaya
    Güzel Ayşece içerde
    Eteği dışarda kaldı

    Gördü eteği analık
    Yalancıktan ağladı
    Açıl kayam açıl
    Kaya açılmadı
    Bir gelinböceği olup
    Pır pır uçmaya başladı
    Bakakaldı analık

    Ali YÜCE



    Azık

    Acıkmayasın
    Sevgi koydum
    Azık sana

    Yer dolusu çiçek
    Gök dolusu güneş
    Verdim sana
    Üşümeyesin

    Korkmayasın
    Işık koydum
    Azık sana

    Öplüm öplüm
    Öpülgen dost
    Saçları denize
    Dökülgen dost

    Ağlamayasın
    Yazık sana
    Gülme koydum
    Azık sana

    Ali YÜCE



    Bakım

    Yalancının mumu yatsıya
    kadar yanar sonra söner
    bakarsan bağ olur malın
    bakmazsan dağa döner.

    Fevzi GÜNENÇ


    Bayram

    Kargalar, sakın anneme söylemeyin!
    Bugün toplar atılırken evden kaçıp
    Harbiye nezaretine gideceğim.
    Söylemezseniz size macun alırım,
    Simit alırım, horoz şekeri alırım;
    Sizi kayık salıncağına bindiririm kargalar,
    Bütün zıpzıplarımı size veririm.
    Kargalar, ne olur anneme söylemeyin!

    Orhan Veli KANIK



    Bir Dünya Bırakın

    Oynaya oynaya gelin çocuklar
    El ele, el ele verin çocuklar.

    Bir vatan bırakın biz çocuklara
    Islanmış olmasın göz yaşlarıyla.

    Bir bahçe bırakın biz çocuklara
    Göklerde yer açın uçurtmalara.

    Oynaya oynaya gelin çocuklar
    El ele, el ele verin çocuklar.

    Bir barış bırakın biz çocuklara
    Ulaşsın şarkımız güneşe ve aya.

    Oynaya oynaya gelin çocuklar
    El ele, el ele verin çocuklar.

    Bir dünya bırakın biz çocuklara
    Yazalım üstüne sevgili dünya

    Oynaya oynaya gelin çocuklar
    El ele, el ele verin çocuklar.

    Adnan ÇAKMAKÇIOĞLU



    Bir iş var

    Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?
    Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?
    Her zaman güzel mi bu kadar,
    Bu eşya, bu pencere?
    Değil,
    Vallahi değil;
    Bir iş var bu işin içinde.


    Orhan VELİ



    Bir Misafirliğe

    Bir misafirliğe gitsem,
    Bana temiz yatak yapsalar;
    Her şeyi, adımı bile unutup
    Uyusam...

    Melih Cevdet Anday


    Büyümek

    Çimenler
    Ip-ıslak
    Ben ağlayınca

    Bir serçe
    Konar pencereye
    Ben gülünce

    Gök masmavi
    Bakıyorum diye
    Bir gün

    Kapıyı çalacak
    Komşu çocuklar
    Ben yürüyünce

    İşte
    Böyle böyle
    Büyüyorum
    Bir gündüz geliyor
    Bir gece

    Cahit ZARİFOĞLU

    Dalgacı Mahmut

    İşim gücüm budur benim,
    Gökyüzünü boyarım her sabah
    Hepiniz uykudayken.
    Uyanır bakarsınız ki mavi.

    Deniz yırtılır kimi zaman,
    Bilmezsiniz kim diker;
    Ben dikerim.

    Dalga geçerim kimi zaman da,
    O da benim vazifem;
    Bir baş düşünürüm başımda,
    Bir mide düşünürüm midemde,
    Bir ayak düşünürüm ayağımda,
    Ne halt edeceğimi bilemem.

    Orhan Veli KANIK


    Ders

    Sayılar
    Düz duvar

    A-be-ce
    Bilmece

    Gel tahtaya
    Olmaz
    Haftaya

    Cahit ZARİFOĞLU


    Dört Yapraklı Çiçek

    Çıkamaz çocukluğundan dışarı
    Kimse.
    Oynamamız bundandır.
    Kara toprakla binlerce yıl.

    Çıkamaz çocukluğundan dışarı
    Kimse.
    Bundandır sevmemiz
    kiraz ağaçlarını.

    Çıkamaz çocukluğundan dışarı
    Kimse.
    Kardeşliğimiz bundandır
    Mavi sularla binlerce yıl.

    Çıkamaz çocukluğundan dışarı
    Kimse
    Bundandır inanmamamız
    Kocaman bombalara.

    FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA


    Ekmek ve Yıldızlar

    Ekmek dizimde
    Yıldızlar uzakta tâ uzakta
    Ekmek yiyorum yıldızlara bakarak
    Öyle dalmışım ki sormayın
    Bazen şaşırıp ekmek yerine
    Yıldız yiyorum

    Oktay RIFAT



    Ellerim Yaramaz

    Annemin gözleri ılık
    Sevgi dolu
    Çünkü
    Bana bakıyor

    Sevdiğim renklerin başında
    Kahverengi
    Çünkü
    Annemin göz rengi

    Ablamın saçları ışık
    Çünkü
    Güneş gibi saçları

    Babamın yüzü çizgi çizgi
    Kızınca

    Kardeşimin yüzü ekşi
    Ağlayınca

    Benim ellerim yaramaz
    Çorba tabağını
    Hooop kaldırınca

    Cahit ZARİFOĞLU



    Eylül Sabahının Serinliği

    Eylül sabahının serinliğini
    Yaprakların serinliğini
    Ciğerlerime dolduruyorum

    Sessizlik ve serinlik
    Birleşiyor
    Yıkanmış güvercinler
    Ve çok uzaktan bir tren sesi

    Her zaman yeniden başlamak duygusu
    Doğuyor içimde
    Her uyanışımda

    Düşmanlarımı bağışlıyorum
    Daha çok seviyorum dostlarımı
    Her uyanışımda

    Eylül sabahının serinliğini
    Yaprakların serinliğini
    Yüreğime dolduruyorum

    Ataol BEHRAMOĞLU


    Fıkra

    Kılık kıyafetine dikkat etmeli insan
    Kimse bakmıyor bana
    Üstüm başım perişan.

    Sırtında
    Samur kürkün olunca
    Beysin, paşasın
    İlahi Nasreddin Hoca
    Kürküyle yaşasın

    Behçet NECATİGİL


    Kuş Ülkesi

    Güneş devlerin avcunda
    Kanatsız beyaz bir arı
    Uzar kuş ayaklarına
    Işıktan ağaç dalları
    Kelebekten kurdeleler
    Kanat takmış bayrakları
    Topraktan cici bir bebek
    Konuşan oyuncakları
    Alev perdeli evlerde
    Sihirli lambalar sarı
    Uçurur Kafdağı anne
    Küçücük kırk anahtarı
    Bir kuşun kanadı sallar
    Beşikteki yıldızları
    Saçlarından ırmak akar
    Büyür masalın kızları


    O ninniyi istiyorum

    Çok uğraştım
    Anlatmak istedim
    Onlar da anlasın artık
    İhtiyacım var
    Bir ninniye

    Ne kadar ayıp
    Diyor ninem
    Kazık kadar oldun
    Yiyebiliyorsun
    Yemeğini tek başına
    Koşabiliyorsun
    Hatta çember çeviriyorsun

    Ama nine
    Anlasana
    Küçükken
    Bir tane eksik dinlemişim
    Ninnileri ben

    Cahit ZARİFOĞLU


    Rüya

    Annemi ölmüş gördüm rüyamda.
    Ağlayarak uyanışım
    Hatırlattı bana, bir bayram sabahı
    Gökyüzüne kaçırdığım balonuma bakıp
    Ağlayışımı.

    Orhan Veli KANIK


    Sayılar

    1
    Ben onu bilirim
    O beni bilir.

    2
    İki tane bir
    Eder iki
    Sabah akşam gülüşürler
    Ha ha ha
    Ki ki, ki…

    3
    Boşa kasılma
    Seni öğrenmek
    Hiç de değil güç…

    Bir tanecik bir
    Bir tane de iki
    Üç etkmez mi sanki!

    4
    Bak geliyor dört
    Pencereyi ört
    Bizi evde yok sansın
    Biraz kapıda kalsın…

    5
    Öğrenilmesi en kolay
    Sayı kaçtır
    Biliyor musun kardeş
    Ben biliyorum
    Sen de öğren
    Beş beş beş…

    Beş'tir Üsttteki
    Yedi'dir altı
    Bilmeyecek ne var kardeş
    Ortada ALTI.

    7
    obur bir sayı
    abur cubur demedi
    yedi ha yedi…
    oburluğun sonu bu
    mideyi bozuverdi.

    8
    Şimdi güleceksiniz
    biliyorum
    sekiz’e ben dik duran
    gözlük diyorum.

    9
    - Tık tık…
    - Kim o?
    - Dokuz…
    - Evde yokuz…

    10’a kadar say dedi öğretmenim
    Yapacağım en kolay iş bu benim
    Bir elimde beş kardeş
    Bir, iki, üç, dört ve beş
    Beş kardeş de öbür elde
    Altı, yedi ve sekiz
    Sayamıyor musunuz siz? ..
    Dokuzdan sonra gelir on
    Tembel tekerlek derim
    Bunu bilemezseniz.

    Fevzi Günenç


    Ağustos böceği ile karınca

    Karıncayı tanırsınız
    Minimini bir hayvandır
    Fakat gaayet çalışkandır
    Gaayet tutumludur, yalnız
    Pek hodgamdır, bu bir kusur:
    Hodgam olan zalim olur.

    Bir gün ağustos böceği
    Tembel tembel ötüp durmak
    Neticesi aç kalarak
    Karıncadan göreceği
    Bürudete bakmaz, gider
    Bir lokma şey rica eder
    Der ki: - Acıyınız bize
    Çoluk çocuk evde açız
    İanenize muhtacız.
    Karınca bir yüreksize
    Layık huşunetle sorar:
    - Aç mısınız? Ya o kadar
    Uzun, güzel günler oldu.
    O günlerde ne yaptınız?
    Böcek inler: - Açız, açız
    Bakın benzim nasıl soldu
    O günlerde gülen, öten
    Sazla, sözle eğlenen ben
    Bugün bakın ne haldeyim !
    Vallah açız, billah açız,
    Halimize acıyınız!
    Karınca eğlenir: - Beyim,
    şimdi de raksedin, ne var?
    'Yazın çalan kışın oynar.'

    LA FONTAINE

    Uyarlayan : Tevfik Fikret


    Takdir Ediliyorsanız Değil, Taklit Ediliyorsanız Başarmışsınız Demektir.
    Hayat öyle oyunlar oynuyor ki, nereye tutunsam düşüyorum.
    Tam da palyaçonun dediği gibi: "ağlayamadığımdan gülüyorum."
    Paul Auster

  2. #2
    Forum Demirbaşı Array
    Üyelik tarihi
    18.06.2007
    Yer
    Anasının Dizinin Dibinden :=)
    Yaş
    40
    Mesajlar
    10.926
    Tecrübe Puanı
    238
    Sevgi Yıldızı

    Gökyüzüne bir merdiven kursam
    merdivenin en üst basamağına çıksam
    oradan elimi uzatıp
    bir yıldız koparsam
    sevgi yıldızı koysam adını…

    Getirip seni annemin
    saçlarına taksam…
    ne güzel yakışırdın oraya değil mi? ,,

    Sevgi yıldızım sevgi yıldızım
    canın acıdı mı acaba
    gökyüzünden koparılırken?

    Beni bağışlar mısın
    seni ayırdım diye
    arkadaşlarından yurdundan? ..

    Ne yapayım özge umarım yoktu
    senden daha güzel ne alabilirdim ki
    anneme anneler gününde! ..

    Dahası
    ayıptır söylemesi
    param da yoktu…

    Söz aramızda
    şimdiki zamanda
    senin gibi güzel şeyler
    çocukların alamayacağı kadar pahalı...

    Fevzi GÜNENÇ


    Uçurtma

    Çocuklarımız neleri sevmiyorlar ki...
    Uçurtmayı seviyorlar sözgelişi;
    Bir havalandı mı uçurtmaları
    Daha da güzelleşiyorlar.
    Maviliklerde gözleri
    Özgürlüğü yaşıyorlar
    Uçurtmalarla birlikte.

    Koparıp da iplerini hele
    Bir kurtuldular mı ellerinden,
    Öylesine seviniyorlar ki,
    Gidiş o gidiş, bile bile...

    Kızalım mı umursamayışlarına?
    Kendi yaşamlarını izliyorlar boşlukta.
    Onlar da birer uçurtma değil mi?

    Bizim de ne süslü uçurtmalarımız vardı,
    Alıp başlarını gitmediler mi?
    Gözümüzden bile esirgedik
    Hangi birinin ipi elimizde kaldı?

    Rıfat ILGAZ


    Topun İçindeki Dev

    Bir dede torununa
    Dev masalı anlattı
    Dede gittikten sonra
    Masalı top yaptı çocuk
    Devi içine kapattı

    Oynamak istedi topla
    Ayak vurdu kımıldamaz
    Tuttu kaldıramadı
    Çocuk hıçkırıp ağlarken
    Dev gülmeye başladı

    Anne koştu baba koştu
    Koştu abiler amcalar
    Çabaladılar günlerce
    Topun içindeki devi
    Dışarı çıkaramadılar

    Ali YÜCE


    Yıldızlarda Uyku

    Şehre çöken karanlık
    Sokakta bir adam gördü.
    Kattı adamı önüne
    Evine götürdü.

    Adam dinlendi biraz,
    Sofraya oturdu.
    Yemeklerini yediler,
    Annesi çocuğu yatırdı.

    Şehre çöken karanlık
    Her gece başucunda
    Yalnız korkan çocuğa
    Masallar anlatırdı.

    O gece garip bir şey oldu:
    Karanlık uzandı göğe,
    Gökten bir yıldız aldı,
    Odaya getirdi.

    Boşlukta dönen yıldız
    Işık ışık bölündü.
    Renkli maytaplar gibi
    Çocuğun üstüne döküldü.

    Çocuk hemen uyudu
    Uykusunda güldü.

    Behçet NECATİGİL


    Yürüyüş Marşı

    Dağ başını duman almış,
    Gümüş dere durmaz akar.
    Güneş ufuktan şimdi doğar,
    Yürüyelim arkadaşlar!

    Sesimizi yer, gök, su dinlesin;
    Sert adımlarla her yer inlesin!

    Bu gök deniz nerede var?
    Nerede bu dağlar, taşlar?
    Bu ağaçlar, güzel kuşlar?
    Yürüyelim arkadaşlar!

    Sesimizi yer, gök, su dinlesin;
    Sert adımlarla her yer inlesin!

    Her geceyi güneş boğar,
    Ülkemizin günü doğar;
    Yol uzun da olsa ne var,
    Yürüyelim arkadaşlar!

    Sesimizi yer, gök, su dinlesin;
    Sert adımlarla her yer inlesin!

    Ali Ulvi Elöve



    Yeni Yetenlere

    Ufaklık yavaş büyü biraz
    Tadını çıkar uzak olmanın
    Yasaktan günahtan
    Konuşarak anlaşamazken
    Birbirimizle
    Kaynaşıverirsin sen
    Koca bir gülücükle
    Bakıp sımsıcak
    Öcülerle bile

    Konuşmaz olduk düşünce
    Dizlerimizi kanatan taşlarla
    Çoktan selamı sabahı kestik
    Can verdiğimiz oyuncaklarla

    Farklı değil bakınca şimdi sen
    Çiçek çiçekten böcek böcekten
    Biz güzellikleri göremez olduk
    Yarattığımız kötülerin gölgesinden

    Kimseler nazımızı çekmez oldu
    Bilesin

    Hepsini hatırlayamamak inan çok acı
    Nasıldı acaba sen yaştaki biz
    Sen bilebilirsin daha neler var
    Büyümek adına kaybettiğimiz

    H.Tuğrul ATASOY


    bu son şiir süpermiş

    (Ç)alıntıdır

    Takdir Ediliyorsanız Değil, Taklit Ediliyorsanız Başarmışsınız Demektir.
    Hayat öyle oyunlar oynuyor ki, nereye tutunsam düşüyorum.
    Tam da palyaçonun dediği gibi: "ağlayamadığımdan gülüyorum."
    Paul Auster

  3. #3
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    29.12.2005
    Yer
    Siirt, Turkey
    Mesajlar
    8.561
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    gercekten güzel bi konu ama yaşımız tutmuyor sonra alem ne der... :2 04: yinede paylaşımın için saol.. "HaNıM aGa"
    'JaNeM

    O kadar yoruldum ki artık hiçbir şeye şaşırmıyorum.. Ve
    umrumda değil hiçkimse, Ne halim varsa görmekle meşgulüm..

  4. #4
    ER Array
    Üyelik tarihi
    01.09.2005
    Mesajlar
    10
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Selam: Karma Çocuk Şiirleri

    sagol cok cok cok slm

  5. #5
    Yeni Üye Array
    Üyelik tarihi
    14.05.2008
    Mesajlar
    4
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart 56 sokak rap eskı parça

    [S]njbvcsd[/S]


 

Benzer Konular

  1. ASİ ÇOCUK İLE RÖPORTAJIMIZ
    By SeRaP in forum HAFTANIN KONUĞU
    Cevaplar: 29
    Son Mesaj: 09.01.2012, 00:22
  2. isminizin anlamini ögrenmek istermisiniz
    By neset in forum TATLI SOHBET ODASI
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 11.03.2011, 14:13
  3. Çocuk kalmak istedim gözlerinde
    By by_ex in forum DERİN DUYGULAR
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.02.2009, 17:18
  4. NİYE DOĞDUN BE FİLİSTİNLİ ÇOCUK
    By K@TRE in forum ŞİİR - EDEBİYAT - MAKALE
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 31.03.2008, 10:11
  5. Ah Çocuk
    By SeRaP in forum ŞİİR - EDEBİYAT - MAKALE
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.08.2007, 22:21

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •