4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Threaded View

  1. #1
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    25.09.2005
    Yer
    NeDeN SoRDuN??
    Mesajlar
    2.304
    Tecrübe Puanı
    67

    Standart 'Şişedeki mektup'

    Av. Ayten ÜNAL
    Sevgili Duvar,

    Beni anla artık. Bizi anla.

    Bize bu dünya annelerimizden miras kalmadı. Çocuklarımızdan ödünç aldık biz bu dünyayı.

    Suya bir yazı yazmıştık 1995 yılında. O silinmesin diye bir de mektup yazdık ve şişeye koyduk. Geleceğe yolculuğa çıkardık şişedeki mektubu... Bir okuyan, bir anlayan bulunur diye...

    Neydi bizleri bir araya getiren ve tutan 11 yıl kadar bir arada? Kabul etmeyen, sorgulayan bir hukukçuluk. Eşitlik ve özgürlükten yana taraf olmamız.

    Ee neydi bu yola çıkış? Kardeşim işiniz mi yok, madem avukatsınız, cukkalar cebe. Bu kadar yıl bu işle uğraşacağınıza çok kazandıracak birçok şey bulmak varken derdiniz ne?

    Eşitlik ve özgürlük arayışı..

    Bu yolculuğa çıkanın geri dönüşü yok. İnat var, kararlılık var. İstikrar da eklenince, al sana kenetli eller. Bu Ege'nin kadın hukukçularına, bir de kadın dayanışması eklenince... Var mı pilavdan dönmek?! Pilavdan dönenin kaşığı kırılır.

    Evet sevgili Duvar..

    Biz borçluyduk. Hala ödemekteyiz borcumuzu.

    Kız çocuklarını zengin bir kocayla evererek bir istikbal kurmak varken, bir kısım anneler, kız çocuklarını okutmak için ellerinden geleni yaptılar. Kendileri gibi ezilmeyelim, dayak ve bol laf yemeyelim diye umut yolculuğuna çıktılar. Tarlalarda çalıştılar. Kendilerinden vazgeçtiler. Bizlere karşı çıkmayı, inadı ve sevgiyi öğrettiler. Aslımızı nasıl inkar ederiz?

    Onlar Virginia Woolf kim, ne demiş bilmezlerdi ama 'para kazanın' demişlerdi bize. Yani hayatta sözünüz geçsin. Değeriniz bilinsin.

    Ya Duvar !

    Bizim derdimiz eşitlik ve özgürlük. Biz istemedik ki 'evli erkek' reis olsun (bir de aile reisliği kalktı diyorlar). Evli kadın onun namusu olsun, ona erkek çocuklar doğursun. Mecburen soyadını alsın. Hooop hayat bitti. Yeni bir hayata başlıyorsun kızım. Artık yüksek sesle gülmek, eski hayat yok. Sen bir hiçsin. Kocanla yeniden doğacaksın. Onun soyadını taşıyacaksın ve o öyle koca çınardır ki ona doğurduğun oğlana da onun soyadını vereceksin. Arada çeşit ve evin neşesi, cilveli bir de kız doğurursun canım. Delikanlı-er kişilere kadın lazım. Soyun devamı lazım. Kızım Havva sana söylüyorum!! Bu topraklara Ademler lazım!!

    Sen bir hiçsin. Hiç de değil de, 'Sen Ademin kaburga kemiğinden yaratılan', 'Zurnanın zırt dediği yerden', 'Nereden çıktığı!', 'Neye yaradığı belli olmayansın!'

    Efendim. Sevgili Duvarım..

    Ben yoktum eskiden. Ben bir hiçtim. Yeniden doğdum. Anne ben İsa'mıyım?

    Milat yeni mi başladı?

    Artık milattan sonrada mıyız?

    Beni okuttun anne. Bana güven vermedin. Kişilik, kimlik vermedin. Benim adımı koymak için uğraştın. Şehmus Amcanın, Kürt diye çocuklarına kendilerinin istedikleri adı koymasına izin vermiyorlardı. Çok gidip gelmiş ve çok küfretmişlerdi hani. Hep anlatırlardı. Sen de onlarla kızardın nüfusçu abilere. Hani Bulgaristan'dan gelen Hatice Teyze'nin kızına 'Nina' demişler. Öyle kimlik vermişler. Ben kızıma Nina demem ve dedirtmem demiş, almış tası tarağı, göçmüş Türkiye'ye. Bizim yurdumuza. Güzel yurdumuza. Bu yurtta komşularımızın adını, benim de adımı değil ama soyadımı zorla değiştireceklermiş. Neden ama anne? Kocam erkek, ferman kimden? Neden hayır demiyorlar anne. Yoksa Türkiye'de yasa yapanların hepsi mi erkek? Kara bıyıklı, sert bakışlı adamlar mı bu yasaları yapıyorlar. Hem neden kadınları Mecliste göremiyorum, anne? Yok denecek kadar azlar ondan mı?

    Bu da kişilik ve kimlik, ben artık yok muyum anne? Ben kayıp mı oldum?

    Şeytan aldı götürdü beni. Sattı geri getirmedi.

    Sevgili Duvar,

    Ben artık seninle konuşmayacağım. Sen beni anlamıyorsun. Benim güvenmem, dere olup akmam, nehirlere ulaşmam, denizleri aşmam, okyanusta özgürlük bulmam lazım.

    Şişedeki mektubu bir bulan oldu. Okudu yine nehirde akmaya başladı. Dereden gelmişti. Amaç denizleri aşmak ve okyanusa ulaşmak. Çok mu uzak okyanus, duvar. Sen izin vermez misin bana? Sana yıllarca anlattım. Daha anlamadın mı beni. Anlamadıysan ne yapalım? Seni aşmam lazım. Seni çok sevmiştim. Beni kimse dinlemezken sen dinlemiştin ama artık vedalaşma zamanı geldi. Çünkü benim artık acelem var. Akmam lazım. Okyanus beni bekliyor. Fazla gecikmemem lazım.

    Ha duvar, sana bir şey daha söyleyecektim. Müjgan Abla boşanmış dedilerdi. Onun da soyadı 'Er'di. Şimdi artık 'Er kişi' değil mi? Hoppala... Müjgan Abla da iyi kadın derlerdi. Yoksa?!.. Erkek gibi kadın derlerdi bizim orda Müjgan Abla için. Ama ne oldu? Kocası ona çok aşıktı. Ama mantıcılığa başlayıp Tansaş'a, Migros'a mantı verince 'Müjgan ER' mantısı, aşık Shakespeare tarafından derhal soyadı geri alındı. Vermem. Soyadımı vermem.. O benim namusum. Bana ne, bana kadınlık etseydi de soyadımı taşısaydı? Boşandı ya, nasılsa kötü yola düşer?! Kirletir soyadımı. Ben o soyadımı namusumla taşıdım. Babamdan, büyükbabamdan, büyükbüyükbabamdan aldım. Kaptırmam kadın kısmısına!? Kadın nedir ki, elinin kiri!

    Duvaaar,

    Sen benim sırdaşımsın. Dert ortağımsın. Kime anlatabilirim ki sana anlattıklarımı. Ablam çok aramıştı. Nihayet bir koca buldu. 'Ondan asla vazgeçmem, ölüm bizi ayırana kadar' diyor.

    Aşık olmakla ilgili değil, kızım var mı bu yaştan sonra soyadı değiştirmek dedik. Ama anlatamadık. Çok aşık ya, hadi hayırlısı dedik. Kendinden vazgeçmek de olmaz ya, işte cicim ayları ve 40'ından sonra koca bulmak. Hayırlısı canım. O, bu işte gönüllü.

    Bir de duvar bizim mahallede çocukken tiyatroda oynadığımız bir çocuk vardı. Pek sessiz bir oğlandı. Sesi çıkmaz ama pek de akıllıydı. Küçükken Kurtuluş Savaşı Destanı'nda ben yaralı inleyen köylü kadındım. O düşmanla savaşan askerdi. Çok sümüklüydü ama şimdi tiyatroda oynuyormuş. Bir kıza vurulmuş. Nüfusa yazmamışlar ama. O hep kendini tanıtırken kızın 'Kuzu' olan soyadını söylüyormuş. Bana anlatanlar bile, 'Bak sen şu işe' diyorlar. Hatta kız terk ettiği halde... Kızdan da, soyadından da vazgeçmiyormuş.

    Avrupalara mahkemelere gittik. Bir soyadı aldık ve bu yolu açtık. Artık bu yolun devamı gelecek. Tüm kadınlara kutlu olsun! Sırada yasa değişikliği var. Tabuları yıkmak lazım!

    Tabuları yıkmak lazım duvar! Eşitlik ve özgürlük sadece kadınların soyadında ve her türlü seçme hakkında olmaz. Yola çıktık ya duvar. Çocukların da soyadında tam eşitlik sağlamak lazım. Karar verildiyse ortak çocuklara verilmeli daha yeni bir soyad. Taşımalı babadan olduğu gibi anadan da bir soy ad. Ben de varım ve bana iki adet soyad ağır geldi derse, taşıyamıyorum derse, 18 yaşına gelince birini seçsin canım, ne var bunda.

    'Çok soyadı karışıklık yaratır canım, ne o İspanyollar gibi' mi dediniz. O zaman koyarsınız iki soyadıyla sınırlama oluverir bayım!

    Duvar, seninle vedalaşma vakti galiba. Berlin Duvarı bile yıkıldı. Seni de yıkabilirler ona göre. Hadi bize güle güle. 'Biz bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine' yola çıktık. Dayanışmanın gücüyle. Eşitlik ve özgürlük okyanusunda her yere ulaşmak mümkün. Bu tren oraya gider. Vaktimiz yok, acele edelim biraz.

    Kaynak: Gündem gazetesinden alınmıştır...
    Ölüyorum ALLAH'ım
    Bu da oldu işte.

    Her ölüm erken ölümdür
    Biliyorum ALLAH'ım.

    Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
    Fena değildir...

    Üstü kalsın...


 

Benzer Konular

  1. Mektup Kimden
    By HaNıM aGa in forum ÇOCUK KULÜBÜ
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.07.2009, 17:16
  2. Mektup
    By CaDDe 56 in forum ŞİİR - EDEBİYAT - MAKALE
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 04.03.2009, 20:15
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15.01.2009, 08:57
  4. Dil Ve Anlatım Mektup vE Mektup Türleri
    By ''ARAZ'' in forum DÖNEM ÖDEVLERİ - DOSYA TEZ'LER
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.12.2008, 21:25
  5. Bana öyle bir mektup yaz ki
    By KirVeM Basa BeLa in forum DERİN DUYGULAR
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 05.05.2008, 12:30

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •