HAYAT VE KELIMELER
YasI kIrka geldigi gün, hayatInIn anlamInI bir türlü anlayamadIgInI fark eden yazIcI, "Mademki böyle olmuyor" dedi,
"Ben de baska bir yol tutarak hayatImIn anlamInI çözerim, hayatImIn ve böylece hayatIn anlamInI." Bütün görevlerinden istifa etti. Bütün dostlarIndan, ailesinden ve çocuklarIndan ayrIldI. Var olan neyi varsa hepsini sattI. Bir tek kitaplarI kaldI geriye. Yeni kitaplar satIn aldI ve yeni defterler. Bir oda tuttu kentin varoslarInda. KapIsInI kapattI kendi üzerine, simsiyah perdeleri sImsIkI örttü. Sadece bir adam, sabahlarI geliyor,gerekli ne varsa bIrakIp gidiyordu.
"Simdiye kadar bütün ögrendiklerim" dedi yazIcI, "Hayata dair, hiçbirsey anlamama yetmediler. Öyleyse onlarI unutmalIyIm.
UnutmalI ve yeniden baslamalIyIm."
Gözlerini yumdu ve bildigi ne varsa hepsini unuttu. Hiçbir sey kalmadi geriye.
KalIn bir defter çekti önüne. "HayatIn anlamI" diye yazdI bas sahifesine, altIna daha küçük harflerle ekledi: "Yani benim hayatImIn." Defteri bir tarafa itiverdi. KitaplIgIn önüne gitti bu kez. Kocaman mesin ciltli bir kitap aldI. Dünyadaki Bütün Çiçekler. Koca sahifeleri teker teker çevirdi, okudu, bitirdi. Sonra aklInda ne kaldIysa kendi defterine geçirdi. ArdIndan bir baska kitap çekti önüne: Dünyadaki Bütün Hayvanlar. Onu da okuyup aklInda kalanlarI defterine geçirdi. InsanlarIn Halleri'ni okudu, gülmeye dair, aglamaya dair, aska ve sevmeye dair ne varsa hepsini ögrendi. Gelmis geçmis bütün insanlarIn yasamlarInI okudu. Gelmis geçmis bütün ögretileri. YazIlmIs ne varsa, kitaplara geçirilmis, okudu ve kendi defterine geçirdi. Kelimeler çok hos göründü gözüne. Hepsi dedi nekadar anlamlI, hepsini içi nekadar dolu. Hepsi bana hayatI ne kadar çok kuvvetle ögretiyorlar. Gözleriyle, giderek elleriyle, kelimeleri oksamaya koyuldu. Kelebek yazdI sevgiyle, harflerini teker teker sevdi. YIldIz yazdI, hilal yazdI, dag lalesi, yazdI. Gökyüzü yazdI, "hayatIm" dedi "iste bunlar benim." YazIcI bütün kitaplarI ve ansiklopedileri bitirince sIra lügatlere geldi. Elli bin kelimelik, yüz bin kelimelik, mecazlar ve deyimlerle genisletilmis birçok kelimelik. Hepsini bastan sona ezberledi, hepsinin karsIlIgInI geçirdi defterine. "Z" hanesindeki son kelimeyi de ezberleyip defterine geçrdikten sonra, tahta karyolasIna uzandI, çizgili battaniyesinin üzerine.
Bir derin nefes aldI.
"Ne kadar zaman geçti kimbilir" dedi; ama bu kez tamam, artIk ögrenmis olmalIyIm. ben ki bütün kitablarI okudum, bütün lügatleri hatmettim. Ben ki bütün kelimeleri ezberledim, artIk hayatIn anlamInI bilmedigimi kim iddia edebilir? Degil mi ki hayatI kelimeler yapIyor, degil mi ki hayat kelimelerden çIkIyor?"
Böylece yazIcI, hayatInIn, yani bütün hayatlarIn anlamInI ögrendigine kani olarak simsiyah perdeleri açtI geriye. Parlak bir günes IsIgI dodu içeri. Gözleri acIdI, "bu da ne" diye söylendi. DIsarI çIktI. Bir kelebek kalktI kapI önündeki dag lalesinin üzerinden. "Ne hos çiçek" diye düsündü "ve ne hos bir uçus, acaba isimleri ne?" Fakat zihnini ne kadar zorladIysa da ne dag lalesini tanIyabildi, ne kelebegi. "Bunlar" dedi "mutlaka ögrendigim kelimeler arasInda yoktular."
Fakat aksama kadar yol boyunca gezinip de hiçbir seyi ama hiçbir seyi tanIyamayInca. Hele aksam olup da üzerindeki
lacivert ve sonsuz boslukta asIlI duran IsIk toplarInI hayranlIkla seyredince. Bir portakal dilimine benzeyen aydInlIgI
anlamaya çalIsInca içtenlikle. Ve hiçbirisinin ismini bilemeyince. Içi acIdI. "YazIk" dedi "kelimelerle hayat uymuyor demek birbirine. Kim bilir bunlara ad olan kelimeyi kaç kez ögrendim, kaç kez geçirdim defterime. Kim bilir kelebek bunlardan hangisidir, hangisidir dag lalesi, hangisi yIldIzdIr ve hangisi adI hilal olan?"
Gerisin gerisine odasIna döndü. Bütün kitaplarInI ve defterlerini fIrlatIp attI bir köseye. "Ben" dedi " hayatIn kelimelerden çIkarIlabilecegini zannetmistim. Oysa karsIladIklarI nesneyi bile gösteremiyorlar. Demek kelimeler hayattan çIkIyor, hayat kelimelerden degil."
Tahta karyolasIna uzandI, çizgili battaniyesini üzerine. Sonra ansIzIn yerinden kalktI, dIsarI fIrladI. KarsIsIna ilk çIkan adama, hayatInda bir tek kitap okudugu bile ümit edilemeyecek bir adama, "BayIm" dedi "Bana gösterir misiniz, kelebek bunlardan hangisidir ve hangisidir dag lalesi olan?" Adam "ha" diye kabaca cevapladI, "su gördügünüz dag lalesidir, onun üzerindeki havalanan da kelebek."
NAZAN BEKIROGLU


LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı


