Her sabah ölü bir martının ayak uçlarına uyanırdık, pul pul, sahile ruhunu soyunan bir çift balık gibi.
Daha uyanır uyanmaz, sebepsiz kavgaların ıslanmış yanak parıltısında birbirimize yenilirdik
Her kahvaltı sofrasında geceden kalma ve düşmandık.
Bir bardak kahve bir bardak çay ve zaman çözülürdü bir zeytin tanesine değince soğuk bir çatal.
Sonra kızarmış ekmek kokusunda yaklaşırken dudaklarımız birbirine ellerimiz iterdi birbirini çilek reçeline kör bıçaklarımız değince.
Geceyi öfkeyle sevişerek yaşayanlara inat birbirine dost ayakkabılarımızı giyer
şehre aynı kapıdan çıkardık.
Aynı yollardan geçer, aynı parkın içinde adım adım yaşamı dinlerdik kumrulardan ve susmak iyi gelirdi umudu bir saniyelik gülümsemeden.
Biz aşk değil şizofren bir maviydik
Bir dakikalığına manik bir dakikalığına depresif
Biz aşk değil şizofren bir maviydik.
Güvercinlerin kurumuş damaklarında
Ağustosu soluyan güneş
Daha vurup düşürmemişken ağaçların gölgesini ayak uçlarına, bir dakikalık telefon konuşmasına sığardı
Henüz rafyası çözülmüş bir kavga.
Dolayısıyla her derin solukta öğrenirdi sözler nasıl öleceğini, ölürdü de.
Biz aşk değil şizofren bir maviydik.
Kadın ve erkeğin her meydan savaşında taçsız bir zafer ve tersinden kutsanmış kuşkulu bir yenilgiydik.
Yine de terli avuç içlerimizi giyer çıkardık öğleye.
Kalabalık kaldırımlarda birbirimize değerken bedenimiz, bilerdik birbirimizi küskün bir yemeğe.
Ve kanına ekmek doğranmışçasına henüz pişmiş çaresizliğin
Kıyısına inerdik göz göze.
Gülümser
Sonra hayli cansız bir rüzgârla sarsılırdı bakışlar.
Donuverirdi dudaklarımızın kenarında yemek kırıntısı gibi bir tebessüm
Ve çatlardı gün denen hayalet hırsından.
Biz aşk değil şizofren bir maviydik.
Biz küskün bir sabah, haşarı bir öğle, kuşkulu bir ikindiydik.
Ve her akşam biz sokak lambalarının ıslattığı kaldırımlarda hayli kırılgan...
Bir o kadar tedirgin ve anlamsızlaşan biz an be an ay gibi gölgesiz
Bulaşmayan...
Biz kalabalıkların içinde sadece biz...
Birbirini yiyerek anlaşan ve anlam kazanan
Biz bir kadın ve bir erkek elbisesi içinde
Ruhlarını tırnaklayan
İki kişilik bir ben'dik.
Biz şizofren bir maviydik.
Birbirinin içinde rakıyla buz,
Üzümle şarap bağ bozumu huysuzluğunda
Ekmek ve kan
Biz yemin ve vefa
Tutunabilmek adına yaşama
Biz
şizofren bir maviydik
aşk değil!
__________________
Seni Sevmek Yanlış İse Doğruyu İstemiyorum ...


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
