Ne zaman düşünsem, deniz gelir aklıma. Bir de dalgalar... Oysa ben bir dağ insanıyım, dağ rüzgarlarıyla büyüdüm yan yana. Dağ rüzgarlarıyla kanatlandım bir dağdan diğer bir dağa. Kanatlanırken dağlardan dağlara, bu rüzgardı bütün geçit vermez vadileri dolduran. Bu rüzgarlardı ay ışığında narin kanatlarıyla yüzümü okşayan.
Ve bir haberciydi dağ rüzgarları. Çobanların kavalında çıkan ezgileri taşırdı kulaklarıma. Yaşamın ritmiydi dağ rüzgarları, korosuydu bütün şarkılarımın. Tınısıydı gulevînîstanî bir körük gibi inip düşen sınır tanımaz yüreğimin.
Bu yüzdendir alnımdaki çocuk çizgilerde, kuzey rüzgarlarını saklayışım. Bu yüzdendir anlımdaki çocuk çizgilerin, kuzey dağ rüzgarları gibi kıvrımlı oluşları.
Yüzüm bir deniz, yüreğim bir ateş körükleyicisi! Bir ateş körükleyicisi olan sınır tanımaz yüreğim, körükler bütün cehennemi ateşleri kendi denizinde, yakar kendini her gece dört zamanın alevinde.
Yüzüm bir denizdir şimdi, çölünü arayan kuzey rüzgarları gibi sert bir deniz. Dalgaları bir köprüdür dört zaman arasında, ayna tutar yaşadığımız bütün zamanlara. Ey siz! Siz, bütün zamanlardan geri kalanlar! İşte size deniz olan yüzümün dalgaları! Kıvrımları bir aynadır yüzüm şimdi ve asıldır bu ayna bütün zamanlara. Bu kıvrımlı aynada dört kapısı olan, dört zaman yolculuğudur sizler için başlattığım. Her kapısı dört dağa açılır bu yolculuğun ve her dağ dört ırmakla yıkanır. Bu serüveni yolculukta bütün zamanlar çıplaktır yüzüm gibi. Hangi zamana bakarsanız, bütün zamanları gösterir size.
Yüzüm bir denizdir şimdi, dört ada taşır içinde. Yüzümün dört tarihi saklıdır bu dört adada ve bu dört tarihin sessizliği, derinliği ve bilinmezliğidir saklı olan.
Yüzüm bir denizdir, hiç uyumayan bir deniz! Gemiler gelip geçer yüzümde, siz uyurken. Gemiler gelip geçer yüzümde siz yeni bir güne başlarken. Geceleri yanan fanslarıyla bir kenttir gemiler, gelip geçerlerken deniz olan yüzümde. Dolanır sokkları bu kentin, yüzümdeki çocuk çizgilerle yana. Geceleri yanan fanslarıyla bir kent olan gemiler, deniz olan yüzümü taşıyorlar dağlara. Dağlar denizdir, deniz dağdır şimdi.
Yüzüm çölünü arayan bir deniz. Ne zaman bulursa çölünü, daha büyük görülecektir denizi yüzümün. Ne zaman bulursa çölünü, daha iyi görülecektir yüzümdeki denizin yanındaki dağlar. Yüzümün sahilinde çocuklar bahçeler kurduğunda, o zaman deniz olan yüzüm bulmuş olacaktır çölünü. Bulamayacaktır çölünü şimdilik, daha büyük görülemeyecektir yüzümün deniz oluşu. Oysa yüzüm bir denizdir, çölünü arayan bir deniz. Durmadan kıyılarınıza vuruyor dalgalarıyla ama siz görmüyorsunuz ne yüzümü, ne dalgaları, ne de yüzümdeki bu denizi.
Deniz olan yüzümün dalgalarıyla bir yol yapıyorum şimdi, denizden dağlara doğru. Bu dalgalar ki dağ rüzgarlarından alır gücünü ve güç verir dağ rüzgarlarına. Kuzeyinde topladığı rüzgarlarla dansa tutuşan bu dalgalar, yüzümdeki çocuk çizgiler gibi kıvrımlı ve neşelidirler şimdi. Neşesini dağ rüzgarlarından alır ve neşe verir dağ rüzgarlarına, bu dalgalar
Deniz olan yüzümün dalgalarıyla bir yol yapıyorum şimdi, denizden dağlara doğru.
Sahi, dağlardan denizlere inmek nasıl olur? İndiniz mi siz hiç dağlardan denizlere?
http://www.ozgurgundem.net/'ten alınmıştır.


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
