Bir gece uyurken rüyamda
Istırabım arttıkça arttı bir anda
Gördüm, bir yere gidiyorken
Öyleydi ki yol gözükmüyordu karanlıktan
Korkulu endişeliydim, ürperiyordum
Adım atamıyordum dehşetten
Adımımı attım ileri kendimi toparlıyıp
Baktım sıra sıra giden çocuklara
Zümrüt rengi elbiseler kuşanmışlardı
Birer yanan lamba vardı ellerinde
Suskunluk içinde geziyorlardı
Allah bilir nereye gidiyorlardı
Böylesi düşünceler içindeyken
Oğlumu gördüm bu grubun içinde
Geri kalmıştı yavaşça ilerliyordu
Yanmıyordu elindeki lambası artık
Tanıdım onu '' canım '' dedim
''Beni bıraktın, anlamadım nereye gittin
Ayrılık acısıyla perişan biriyim
Gözyaşı çelenkleri diziyorum her an
Bizi umursamadın bıraktın, uzaklaştın
Gitmek sığarmıydı vefakarlığa?''
Böyle görünce oğlum kıvranışlarımı
Başını çevirip bir cevap verdi bana:
Ayrılığım seni böle ağlatıyor
Ancak bunda ne fayda var bana
Bunu deyip suskunca baktı bir müddet
Mumunu gösterip şu sözleriyle yaktı gönlümü:
Buna ne olduğunu sanıyorsun sen?
Lambamı gözyaşınla sensin söndüren!