Hep bulduk zannederken kaybetmek, ömrümüz geçmişlerimize üzülerek geçiyor. Her sessiz cümle acı bir tat bırakıyor gönül dilimizde, geçmez sanıyoruz aslında hep geçiyor ama diken batmış sözlerimiz mor kokuyor. Her tını bir kez daha derine hapsediyor kederi aman unutmasın hatıraları aman hep hatrında olsun sözleri dercesine bir telaş biniyor kalabalıklara dostlara. Oysa bir kez daha küçüksün diye haykıran uykular da kaçış olmuyor acizligimize. Her insan bir kainat her insan bir deger söylediklerini dinlemek için,dilimiz açıyorsa bir yara bil ki zor kapatıyor mızmızlayan ellerimiz küçücük kalıyor. Bir insan bir mevsim sadece bir mevsim getiriyor hayatımıza hesapsız girişi gibi çıkışıda ani oluyor..Enkaz altında tek mevsimin umudu yalan sonbahar oluyor.
…
Kış degil sonbahar kısaltıyor ömrümü, her düşen yaprak bir sevincimi de alıp gömüyor topraga. Gözümüzün en içine sarılıgını girdiriyor çünkü karanlık sarı güneş sarı uyku sarı oluyor. Kar gibi degil örtmüyor kabugunu beyaza boyamıyor yaranın, yaza erteletmiyor dermanını...Nefret doguruyor bütün umut ettiklerime sonbahar. Umut iki kelimedir şahsında sevmeyi anlatan sıreti hep önemseten seni anlatıyorum sonunu yazamıyorum. Vukuu bulan olayın mantıgı bellidir, engelleri düşünüp dururken fedakarlık aşktan beslenir. Cesareti yoksa senin kadar olmayanı isteyemezsin ne feda edicegini bilemez, çünkü her karanlık her diken her engel bir şeyini feda etmeni ister. Gurbetlik uzaklıkta bogulmuyor mu artık zaman akışı degiştirdi mi gurbet anlayışımızı o zaman yakin’a bir gurbet getiriyor umudu yalan sonbahar. Eger imtihanın daha bitmediyse en tatlı halini yaşıyacaksan kederinin umut geliyor sonbaharla.Her gelen umudun yalanındır aslında, bu biraz pencere önünde biraz ahizenin diger ucunda, biraz da çalan kapının ardında kalan suretindir. Umut yalan zehrini ölüm iyiligiyle sunuyor, yaşadıgın ölmeden önceki rahatlamış soluklarındır saniyenin mevsimleridir.
Aşk umuda ragmen can çekişiyor, lmek üzere...Pandül bir kutuya hapsolmuş zaman sag sol darbelerle destekliyor bu ölümü sonunda zaman kutusundan çıkan küçücük bir kuş okuyor aşkın selasını...Mezarı oluyor bütün İstanbul toprak üstünde de rahat bırakmıyorlar aşkı ölüm de kurtuluşu olmuyor, taraflar bir araya geliyor hak davası sürüyor çünkü..Olan bana oluyor geride kalan yaşamımın her karesini kaçışlar dolduruyor,maviden şehirden, pencerelerden. Bir keşke sarıyor ömrümü İstanbul keşkesi dolanıyor ömrüme gidince buradan biter diye umud ediyorum...
Martılar almıyor attıgım simitleri çünkü veba saçıyor umudu yalan soluklarım masmavi semaya...Son anlarım biliyorum rüzgar şiddetleniyor,üşüyorum son bir kez masalımı anlatmak için direniyorum ölüme, konuşuyorum uzun sayfaları dolduracak uzun cümleler kuruyorum ama hep iki kelime yazılıyor...
Umut iki kelime seni hep anlatıyorum yalan izin vermiyor sonunu yazamıyorum…
alıntıdır
Kelimeler anlatamaz bazen derdini,
Bir sessizliğe mahkum edersin ya kendini,
Sözlerin bittiği yerde son UMUT,
Döktüğüm gözyaşlarım gibi sevdim ben seni...