Adım başı sevda..
Adım adım sevda..
Aldığın nefes kadar yakın..
Gözlerinin hiç görmediği kadar da uzak..
Ve bambaşka bir yürekle,
Başka bir yüreğe feda edilmiş, adanmış, hibe edilmiş hisler..
Şartsız, engelsiz..
Ne anne kızlık soyadı istenmiştir,
Ne de nüfus cüzdanı sureti..
Eğer bir masal perisi girerse rüyalarına,
Öldü dersin gül güzeli, tılsımını kaybetti..
Ayakbastı bedelini ödercesine attığımız adımlar mıydı ki acısını çektiğimiz.. Ya da neydi bu kadar uzak tutan, koştukça kaçıran.. Neydi böylesine kursakta kalışı her hevesin, hayalin, umudun.. Yoksa dile getirilişinde mi bir sorun vardı dağlara, sen uçsuz bucaksızsın ama ben senden de çok sevdim! sözlerinin.. Öyle ki, ne istesen, ne yapsan, ne etsen karşında hep aynı bedel.. İçindekiler menüsü ise çok çok kalabalık.. Öfke, hüzün, burukluk; artık her ne arar ve görürsen.. Di'li ve -miş'li geçmiş zamanlara inat hayalini kurduğun gelecek hayalleri.. Neydi bu kadar çaresiz bırakan? Hani nerede o kandırmaca sözler.. Hani çaresizseniz, çare sizsiniz sözünün mantığı.. Hani..
Ama..
Hiçbir hakkı yenmemeli sevdaların.. Hiçbirinin hem de.. Bizimkinin de öyle.. Farklı insanlarız diyerek kaçsak da kolayına, ortak yanımız o kadar çoktu ki.. Ve sadece mısrasının değiştirildiği yeni bir şiirdi hislerimiz..
Seni seviyordum ve senin haberin yoktu dizesi, ancak; ben seni istiyordum ve senin haberin yoktu olabilse de, o satırın her bir harfine yüklediğimiz anlamlar bambaşkaydı.. Ve başkalaşmış aşklardan, başkalarının aşkından hiç almadığımız örneklerdi yaşadıklarımız.. Evet, örnek alındık ama almadık.. Ya zaman olmadı, ya da ne olabilir ki işte, işimize gelmedi..
Sonrası hüzün.. Özlemle geçmiş ve çuvala doldurulmuş bir yığın günün acısını çıkarmak isterken, acısına maruz kalışımız.. Ve öğrenişimiz, farkedişimiz.. İtiraf, insanın önce kendine söyleyebildikleridir aslında; sözünü anlayışımız, anlamak zorunda kalışımız..
Eğer bir masal perisi girerse rüyalarına,
Öldü dersin gül güzeli, tılsımını kaybetti..
Olur ya hep, hayalleridir iyiyi ya da kötüyü yaşatan insana; devam edersin kurmaya fakat tarz değişmiştir..
Başkasının elini tutacak bundan sonra..
Bir başkası olacak omzunu yasladığında arkasında duran..
Beni değil, bir başkasını saracak sımsıkı..
Onu öpecek, onun kokusunu hissedecek..
O yağmurda başkasıyla ıslanacak artık..
Canımmmm diyecek ama, o ben olmayacağım..
Ne şiirler, ne de şarkılar yazacak bana
Ama yazsa da, sahibi başkası olacak...
Ve, sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı diye hayıflanışın.. Sonra pes edişin, gözyaşları içinde ' Şart! ' deyişin..
Unutmayasın sevda; zaman, kıymetini bilmediklerinin acısını çok fena çıkarır.. Arkana neden bakmadın?? sorusunun cevabını da çok çok iyi alır, yıkılmaz sanılanları nasıl yıktığını, yok olmayacakları nasıl yok ettiğini anlat der, sızlata sızlata.. İşte o gün; kendine, önceden sorman gereken ama hiç sormadığın, sormaktan da koşar adımlarla kaçtığın soruları sorarsın ve vermen gereken cevapları da verirsin, ki sadece içini soğutur.. Geçmişin hüznü çöktüğünde içine, kaldıramazsın sevda..
Kaldıramazsın..
Elini son defa yanağıma koy
İstemiyorsan giderim giderim
Serin bir sonbahar akşamında söz
İsmini unutur silerim silerim
Tuttuğun kalem olsa yüreğinin elleri
Bir defa daha yazsa bebeğim bebeğim bebeğim
Ama bil ki; görmen gerekenler, gözlerinin içindedir ama görmek için yine bakman gerekir..
Ve sen de anlarsın; kader, kırmızı kağıtlara, gerçekten de kanla yazı yazmak demektir..
Eğer bir masal perisi girerse rüyalarına,
Öldü dersin gül güzeli, tılsımını kaybetti..
Yazan:Oksidatif
Not: Koyu bölümler: Leman Sam- Gül Güzeli