Canım sana içimden geçenleri yazmayalı ne kadar zaman olmuş.. Aslında içimden hiç bir şey yapmak gelmiyor.. Zoraki çalışıyorum.. Zoraki uyuyorum, yiyorum.. Yaşam görünürdeki yapmamı gerektiren şeylerin dışında bomboş ve renksiz.. Bir mutluluğu sevinci ve huzuru yok. Oysaki tek istediğim biraz huzur ve ruhumun senin varlığınla nefes almasıydı.
Bende ki bu sessizlik canını acıtsa da.. benim sessizliğimi anlamazsan beni de asla anlayamayacaksın.. Haklısın yaşam sürüp gidiyor.. Benim içim sürüp giden hayatta ise her şey anlamsız, farksız, renksiz kısacası her şey bomboş.. Boşluk giderek çoğaldıkça sanki ruhum can çekişiyor boğuluyorum ve nefes alamıyorum..
Geçen gün yine tek başıma oturmuş elimde kalem önümde duran kağıtlara öylesine resim çizmeye başladım. Çizdiğim resimde bir ev vardı. Farkında olmadan çizdiğim iki de insan.. Biri sen biri de ben.. Fark ettim ki seni sana ve resmine bakmadan da çizebiliyormuşum.. Sonra bir süre resme dalarak zamanda gezinmeye başladım. Yaşananları benim davranışlarımı ve senin yaptıklarını.. Benim için nasıl bir mucize olduğunu ve bazen mucizelerin insanlara ne kadar acılar verdiğini..
Sevmek bazen onsuz nefes alamamak bazen de o olduğu halde yaşam bulamamakmış.. Gülümsemesi yüzüne yakışan insan hep mutlu kal olur mu?


LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı
