NE VAKİT AÇAR…?
Bahattin Karakoç'un 'Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman'
adlı şiirine ithafen kaleme alınmıştır-
'Geleceğim' dersin, geleceksin de.. Bu ne gece üstad, yıldızlar kaçar. Ha doğmuş, ha batmış, gün neyler rinde? Sabah-akşam üstad, hüzünler saçar. Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar? Karardı yarınlar, umutlar esir; Eskimiş dikişler söküldü bir bir, En acı tütünler derman değildir. Bu kaçıncı üstad, hangi sonbahar; Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar? Zümrüdü Ankalar, boşadı andı, Utangaç hazanın, sözüne kandı, Yıkıldı limanlar, gemiler yandı. Kaç vakittir üstad, güller sitemkar; Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar? Uğraştadır zaman, ağayla, beyle Çarşı-pazar hasret, şehirle, köyle Ne olur hudut çiz, bir takvim söyle Gök bulut giyindi üstad, dağlar kar; Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar? Kapılar kapandı, çağrım ardınca; Sorgusuz büründü, güneş bir hınca... Ay, şafağa yakın, aklım kaçınca Dost ellerin üstad, elimden firar; Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar? Uzadım usulca, olgundan hamdan, Sırmalı keseler, delindi gamdan; Gök kuruş mu kaldı, vuslata ramdan? Hoş gör üstad beni, anlayışım dar; Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar? Çıkarım heceden, mehtap dolumu; Yürürüm meçhule, şiir yolumu... Kesin bir takvim ver, açtım kolumu Sağım yaz, solum kış; çiçeklendi nar; Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar? Bağırdım, kimseler almadı kale; Bozuldu mevsimler, baksana hale... Ne papatya kaldı, ne de bir lale; Görmez misin üstad, simâlar sansar? Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar? Bilsen, turnaların değişti seyri, Sevda duvarları, yalandır gayrı; Bundan böyle olmaz, tılsımın hayrı... Surlar düştü üstad, devrildi hisar; Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar? Yetmiyor, yetmez ki, kavle sadakat; Nice sözü ezdi, beyhude hayat... İnsan ömrü denen kısadır, heyhat! Bu ne haldir üstad, tedirgin mezar; Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar? Hakan İlhan Kurt 