5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Hybrid View

  1. #1
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    08.11.2005
    Yaş
    35
    Mesajlar
    2.861
    Tecrübe Puanı
    78

    Standart Aşk Hikâyesi..

    doğumun sancıyla gelmişti hayatındaki esas kadın, annen için.. bende doğduğun günse içimde bir hırçın dalga.. sadece o gün, başkasına ihtiyacım yokmuş gibi, sadece seninle doğdum ben de, kalbimde doğduğun gün..sanki senden önce hiç yaşamamışım gibi, yaşadığıma bin pişman gibi...


    "gidersen ömrüm bir sen daha nerden bulacak.."


    gideceğini biliyordum, bir gün elbet yollar çıkmaza bağlanacaktı ama yine de yalvarıyordum sana, gitme.. ya gidersen... görmezden geliyordun hep, sensiz yaşayamayacağımı biliyordun ama...gitmeye niyetliydin.. uzak bir telefondaydım, hıçkırıklarımla yalvarıyordum, kapım açıktı aslında, gitmene müsade etmiştim, sadece yalvarıyordum bir deli düş gibiydin, gitme... düş biterse ben biterim, sen ben bitsem de yine de gitme.. çok uzağa gitme, uzanamayacağım kadar uzağa gitme..


    "gitme yoksa atlarım en yakın köprüden.. "


    bazen öyle bir an olur ki, ölümden daha çıkmazdır yaşamak, çıkacak tek bir kapın kalmıştır, o kapıdan çıkamazsın, o kapı sensizliğe açılıyorsa, kapılarımda kilitler, sensiz yaşamak değil de, sensiz ölmek korkutuyor beni..


    "son nefesimde elimi sen tutacaksın, son sözlerimi bir sen duyacaksın, meleklerin sözü var.."


    bazen melekler bile duymaz olur, ellerin havada dua edersin o inandığın tek gerçeğe, Allah'a. duyar, duymaz.. belki de yerine gelmeyi hak etmiyordur dileğin, öyle bir dilektir ki bu sen mutlu zaten olamazsın, öyle bir dilek olur mu? dileğim beni mutlu etmedi çünkü hiç dileğim olmadı benim senden başka.. senden çoktu her şeyim, bir sen azdın, önce azdın sonrasında hiç yoktun... yok oluşunun şerefine & senin şerefsizliğine bir kadeh kaldırdım ... masa boştu, bardak boştu ... kalbim...


    "derin bi nefes alır gibi batıyoruz yükümüz ağır, yeni bir söz söylemek için ölmek mi gerekir.. hadi bi cesaret sen de taşın altına koy elini.. inadına inadına sevişmeli bağır çağır..."


    acılar hafifler mi? her şey geçer gider mi.. derken sen döndün geldin.. kapıda karşıladım seni.. baharlar açmıştı yüreğimde sert mevsimlere inat.. tutmadım yine ellerinden, kalman için hiçbir şey yapmadım.. yapamadım.. gideceğini bile bile çabalamak istemedim belki de.. emanettin bende, emanetini almaya gelecek olan o kadından dolayı, hiç yakın olmadım sana, tuttum kalbimi, kalbimde bir tek sen.. tutunamayacaktım o kalbe, geri tut beni.. tut beni... tutuluyorum sana...


    "duvarlardan taşmak istiyorsun, çizilmemiş duvarlarıma kapılar dar, yapılar dar.. aşk genişl ovalar arar.. çıkamam duvarlarımdan bir de buna yaşam diyorlar, bir tel koptu gitarımdan, olsun kopsun, saçların var.. bir çok şeyi aldın amma, herbi şeyi sandın amma.. gel de al bende kalan şarkıların var..."


    aramıza giren ayları önemsemedim önce, nasılsa dönüp gelecektin.. seviyordun beni... sevgiyi bilmiyordum, ufacık bir çocuktum.. birinin benimle zaman geçirmesini nasıl da sevgi sanmışım... ya... sevdin mi beni, hala bilmiyorum.. belki bir gün, bana "seni sevmiyorum" demediğin bir gün, bir tek an için bile olsa, sevmişsindir.. sevmişsindir de, sevmek istememişsindir belki.. çünkü sana olan sevgim utandırıyor beni yağmura karşı.. ondan çok yağabiliyorum, onun bulutlara olan "onsuz olamam" hıçkırıklarıyla akan damlalardan daha çok akıyorum sana.. onların bulutlardan koparken ağladığı kadar ağlıyorum & senden kopmak, sensiz yaşlanmak.. ve bir gün gelip de sensiz ölmek.. onlardan daha fazla üzüyor beni.. onlar yere değip, geri dönüyorlar .. belki başka bir buluta.. belki başka bir sevdaya.. ama ben istemiyorum, istemiyorum senden başka bir yerde tekrar doğmak, bırakma beni.. sensizliğin sonsuzluğuna terketme.. hayır hayır terket ama.. sensizliğe terketme.. düş bitmedi daha, uyandırma... uyandırma... beni derken, yine gittin...


    "senden sonra ne tam mavi ne tam sarı... olmadı..."


    yine geldin, yine gittin.. geldin, gittin... geldin.. gittin.. her gelişinde gideceğini ben biliyordum, sahiplenmeyi bırakmıştım seni, kıskanmayı, özlemeyi, her şeyi bırakmıştım.. son gelişinde ise gelmemiş olduğunu varsaydım.. nasılsa gidişini geciktirmeyecekti hiçbir şey.. başka bir bakış, herhangi bir başka bakış bile alıp götürecekti seni benden.. tutmadım hiç, gitme demedim.. & gittin... bilmiyordum, bir daha hiç dönmeyeceğini.. bilmiyordum...


    "öyle boş öyle boş ki bu dünya güneşim sandım seni oysa, girdabın içinde yaşarken yakamoz yakamoz çakar aklıma.. susadım sana tek bir nefeste, yaşadım aşkımı bir hevesle.. gözümün önünde durma ne olur, yaşamak öyle zor ki bu bedende.. hadi yoluna eyvallah... mutlu ol gülüm inşallah... sen biten günün ardında, bir başına kalma inşallah..."


    alıştım sandım sensizliğe, sensizliğe alışmak.. bunun anlamını bilmezken alıştım ben sensizliğe, sensizliğin içimde alıştırdığı yerler sızlamaz oldu, o çabalıyordu, son ayrılıktı bu, bir daha hiç gelmeyecektin bende bir dah hiç baharlar açmayacaktı sert mevsimlere inat, bir daha hiç ben seninle gülmeyecektim, ağlamayacaktım.. bir daha seni görmeyecektim, bir daha hiç adımı söylemeyecektin, bir daha hiç olmayacaktın hayatımda.. alıştım sandım sensizliğe bunları hiç düşünmeden, alıştım sandım sadece.. bir kadeh daha içtim, bir gece daha uyumadım, bir tabakta daha yemeği bırakıp sofradan kalktım.. ama alıştım sandım sensizliğe.. aylarca.. aylarca.. alıştım sandım.. alışamadığımı bile bile..


    "of güzel Allah'ım nasıl bir kader yazdın tadı damağımda kaldı.. of güzel Allah'ım içimi ısıtan adam sanki senin aynandı.. bir ömür yeter bana bu armağan, ölsem de gam yemem artık...."


    seni unuttum sandığım anlarda, unutmamın tadını bile çıkartamadan ağlamak denemeyecek kadar yoğun damlalar akıttım sana, senin için.. sen hiç duymadın bunları, özlendiğini & sevildiğini hiç bilmedin.. ayrıldığımız gün, benim için "bitti"ğini sandın belki.. belki bunu hiç düşünmedin.. sana söylediğim her şey, gururumdandı.. seni sevmediğim, unuttuğum, yeni bir rüzgara açık olduğum yalanları hep gururumdandı.. seni çok seviyorum...diyemedim, diyemedim.. çünkü gidişi belli dönüşüne bile yetmeyecekti artık, seni sevmem, ölene kadar sevmem.. gördüğün duyduğun her şeyden çok sevmem seni, yetmeyecekti.. gitmiştin, bir daha dönmeyecektin...


    "dursun seni gömsün diyorsun da oyun değil ki yaşamak, yok bir çaren anla sakın uyanma yıllara inat..."


    dönmedin, mevsimler geçti gidişinden, dönmedin.. yıllar geçecek, dönmeyeceksin.. aylar, yıllar & sen... giden her şey, ömrümden gidecek...bilmeyeceksin...bilmedin... özlemedin, beni hiç özlemeyeceksin... oysa bir aşk hikayesi diye başlamıştım, sonunu bildiğim bu sonsuz aşka, ama hikayelerin sonuna gelemedim hiç... yazdım yazdım.. bir son bulamadım, kendi yarattığım bu şeyin kıyameti benim elimdeydi.. diğer hiçbir şeyin kıyameti benim elimde olmasa da.. bunun kıyametine de kıyamıyordum.. kıyamıyordum.. seni buruşturup bir köşeye atamadım, sonunu yazamadım.. anlatamadım.. kötüsü susamadım da....


    "bak hatıralar hayal oldu, dur desem dönmez ki gitti kayboldu dönemez artık mutlu günler.."


    konuştukça, konuşmalarımın anlamsızlaştığını fark ediyorum artık.. söyleyecek, özellikle de seninle ilgili söyleyecek ne kaldı bilmeden, yazılarımı tamamlamaya çalışıyorum.. ama biliyorum benim yazmaya çok önce başladığım hatta senden önce başladığım, içine seni koyup pembe düşlerimle süslediğim ama süsleri yaramaz bir çocuk tarafından koparılan bu aşk hikayesi hiç bitmeyecek, en azından ben bitiremeyeceğim... belki benden sonra gelenler, onlar bitirirler ama inan benim bunu yapabilecek kadar ne gücüm var ne de isteğim.. istek...


    "saplayıp gözlerini gönlüme bir ömür beni mahkum etme.."


    biliyorum artık söylenebilecek tek bir şey bile kalmadı... kalmadı... ama ben yine de söylüyorum, sen nereye gidiyorsan git, bana ne diyorsan de.. hepsini kabul ediyorum.. ama seni unutmamı, sensizliğe alışmamı bekleme benden.. yapamadım...yapamıyorum.. hatta denemiyorum bile.. ..


    "ben seni çılgın gibi, uykumda bile sevdim.. gelecek bizim olsun... gerisi Allah kerim... alev alev alev alev yandığımı görüyorsun, bir teselli istemedim, istemem de biliyorsun...her yeni gün yeni umut, yeni güneş mi diyorsun..? o her gün doğar ama... ben bir kere biliyorsun...."


    o yüzden biraz gecikmiş, biraz ertelenmiş yarına, biraz hiç, biraz her, biraz az, biraz her şeyden çok.. tek bir cümlem var bu sevdanın son cümlesi olarak.. bir sevda böyle bitmese de, bitirecek cümle bu olmasa da, benim "..." üç noktama müdahale edemeyeceğini öğrenmiş olduğunu kabul ederek...



    "..."seni bu dünyada gördüğün, duyduğun.. bildiğin, bilmeye korktuğun...bilemeyeceğin.. her şeyden daha çok seviyorum"..."



    "gülümse hadi gülümse.. bulutlar gitsin, yoksa ben nasıl yenileneceğim... hadi gülümse.. belki şehre bir film gelir bir güzel orman olur yazılarda, iklim değişir.. akdeniz olur.. hadi gülümse.. tut ki karnım acıktı, anneme küstüm, tüm şehir bana küstü.. bir kedim bile yok, anlıyor musun? hadi gülümse... sazlarım vardı, ırmaklarım vardı çakıl taşlarım vardı benim ama sen başkasın anlıyor musun... başkasın..."


 

Benzer Konular

  1. Avustralya'da bir gencin Müslüman olma hikayesi
    By Adßlue4you in forum GOOGLE - YOUTUBE VİDEOLAR
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17.03.2009, 18:44
  2. bir aşk hikayesi
    By ibrahim155 in forum GEYİK - GIR GIR - ŞAMATA
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 22.07.2007, 23:06
  3. Bir Gülün Hikayesi
    By "ŞaWuRaN" in forum ŞİİR - EDEBİYAT - MAKALE
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 22.01.2007, 10:15

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •