1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Hybrid View

  1. #1
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    27.11.2008
    Mesajlar
    2.468
    Tecrübe Puanı
    71

    Standart Sarı Göğün Altında

    Günlerden sen. Kuşlar var havada. Kanatları bir şarkının ilk nakaratı. Ben camiinin şadırvanındayım şimdi;elimde doksan dokuzluk bir tespih çekiyorum: seni seviyorum, seni seviyorum
    Yapımı henüz tamamlanmamış ruhumun, biraz eksik ve saydam, berrak sular almış sonra ruh teknem; berraklığa aldanmışım, battığımı fark etmemişim ama elimde tespih çekiyorum: seni seviyorum, seni seviyorum.
    Annemi düşünmüyorum şimdi. Yalnız sen. Bir tek sen bensin şimdi. Biraz ayna
    arıyorum etrafta, mis mi kokuyor nedir bu şehir? Adımlarımı hızlandırıyorum, kendime ulaşırım sanıyorum; gittiğim yerde bir başka ben, kendimi bulamıyorum. Bir ara seni görüyorum sanki, titriyorum, papatyalar açıyor uzak dağların yamacında, bir kedi yanlışlıkla yere düşürdüğüm ekmek kırıntılarıyla karnını doyuruyor, sonra bir eğlencedir başlıyor çimlik
    alanda, insanlar güzel, hava güzel, hoş bir şarkı var zor duyuluyor ama ben köşeme geçiyorum, yaz güneşi dumanıyla kaynaşmış odanın, loş ve boğuk bir fotoğraf ama olsun, ben tespihime sarıldım çekiyorum: seni seviyorum, seni seviyorum.
    Gidilebilecek en uzak yer ben`mişim; onu da çoktan terk etmişim.
    Şaşırıyorum. Kendimle ilgili büyük laflar ediyorum, büyümüş müyüm ben neyim?
    Büyümüşüm ben, ellerimle artık her şeyi yaparım sanmışım. Şarkıyı söylerken,
    güftesi benimmiş sanmışım. Bir taş görüyorum. Bir de çocuk. Çocuk eğilip alıyor taşı, pencereye doğru atıyor ve kırıyor camı. Camımı kırıyor bir çocuk. Ufak, küçücük bir taşla. Ellerimle koruduğum camı küçücük bir çocuk ve küçücük bir taş kırıyor. Kırıyorlar camımı. Yanıldığımı anlıyorum. Kendime demli bir çay yapıyorum sonra, utanmadım bir de sigara yakıyorum ve
    t;elim tespihimde, çekiyorum: seni seviyorum, seni seviyorum
    Sokak lambaları bu sokağın koruyucuları. Aydınlık varsa güven varmış, bilmiyordum. Bunu da elektrikler gidip de sokak bir mezara dönünce, geçemediğim için oradan, anlıyorum. Işık kim bilmiyorum, ışık olsam kendime
    bir karanlık bulmam lazım. Işığımı kullanmam için birini aydınlatmalıyım. Yoksa neye yarar koruyup kollamayan, bağrına basmayan, eğilip dudaklarının kenarındaki çukurdan öpmeyen ışık? Kendime bir karanlık bulmalıyım diyorum.
    Düşünüyorum, sonra sen geliyorsun aklıma. Karanlığını görüyorum ama güveniyorum sana. Senin karanlığın yeniyor benim ışığımı. Işığım, karanlığınla aydınlanıyor. Ve başım eğik çekmeye devam ediyorum: seni seviyorum, seni seviyorum.
    Doğru adamı ararken, yanlış adamlarla karşılaştığı için aramaktan vazgeçen, doğru adama artık inanmayan o kız geliyor sonra aklıma. Sen doğrumsun benim. Ben senin yanlışın. Seni aramıyorum ama. Ben sahi neden seni aramıyorum? Yokluğunu hissediyorum ama neden aramıyorum? Neden hani nerde o, gidip
    bulayım, kendimi ona götüreyim, ona şarkılar söyleyeyim demiyorum. Yoksa
    yokluğun daha mı güzel senden? Seni aramamak, senden daha mı güzel? Oralardasın, bir yerlerde, mutlaka kuşlar var şehrinde, uçuyorlar bir sarı
    göğün altında ve sen geziyorsun o sokaklarda. Biliyorum. Ben de o sarı göğün
    altındayım, hani elinde tespih, sakalları uzamış, sonra düşmüş gözleri yere, bir müzik var kulağında, dilini bilmiyorsun. İşte o benim. Sen beni görensin, ben görünenim. Sen söyleyensin, ben tekrar eden. Sen bensin, ben senim. Yine de aramıyorum seni, bulurum diye korkuyorum. Onun yerine bir şarkı var dilimde, onu söylüyorum
    .


 

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •