Çocuktun çoğu zaman,
her halinle çocuk.
yersiz gülüşlerinle,
küsmelerinle,
kural tanımazlığınla,
umursamazlığınla çocuktun hala.
kimi zaman ulaşılabilir,
kimi zaman da öylesine inatçıydın.
anlamak zordu seni,
sevmek ayrı mesele...
acı veriyordu seni sevmek, seninle olmak...
canın istediğinde çeker giderdin uzaklara,
bazen de tanımamazlıktan gelirdin beni,
bir yabancıymışım gibi davranırdın,
bir yabancıymışım gibi öperdin beni...
ama, o çocuksu bakışların yok muydu?
unuttururdu her şeyi.
hataların siliniverirdi zihnimden
istediğin her şeyi yapmaya hazır olurdum,
bir elmas olurdun elimde tuttuğum
pırıltısıyla gözlerimi kamaştıran,
ve her an elimden düşürüp de kırarım diye korktuğum bir elmas...
sen benim her şeyimdin.
ama fazla olgundum sana göre,
fazla doğrucu ve fazla muhafazakar
bu yüzden bitmeliydi...
ve ilk adımı atan sen olduğun gibi,
son noktayı koyan da sen oldun...
gitmeden önce öyle ağlamaklı baktın ki gözlerime,
ve o kadar derin...
sanki büyümüş gibiydin,
sanki içindeki çocuk gitmişti.
sıkıca sarıldın bana, öptün...
"mutlu ol" dedin.
kapıyı bile çok yumuşak kapattın
adımlarını duymadım bile,
bedenini terk eden bir ruh gibi sessiz, çıkıp gittin...
bense kalakaldım öylece,
halbuki biliyordum biteceğini,
biliyordum gideceğini,
yine de sızladı içim,
istemiyordum ayrılığı,
seni istiyordum.
ama nafile dönmedin bir daha,
bekledim,
çok bekledim gelirsin diye; gelmedin...


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
