bu fotoğraf üzerine birkaç şey söyleme gereği hissettim.
Şu yaşlı teyze ve amcaya bir bakın hele, acaba ne tür duygular içindeler şimdi…?
Çerçeve içindeki büyük fotoğraf, herhalde ikisinin fotoğrafı ve alt kısımdaki fotoğraflar da çocuklarının ve torunlarının fotoğrafları olsa gerek…
Görünüşe bakılırsa çocuklarından ve torunlarından ayrılar. Kendileri gibi yaşlı bir evin içinde ömürlerinin son demini yaşıyorlar. Eskiden yanı başlarında olan çocukları kendi yuvalarını kurmuşlar ve farklı bir çevre de farklı bir hayat mücadelesi içindeler.
Şu gözler, hasret kokan gözler, geçmişi arıyor ve o fotoğraflara baktıkça bir üzüntü, acı kaplıyor tüm bedeni. Bir o fotoğraflardaki kişilere bakıyor bir de kendilerine… Acaba biz miyiz onlar? Ne çabuk da gelip geçti o mutlu yıllar? diye haykırıyorlardır herhalde…
Geçmiş ile şimdiki zaman arasındaki tek köprü fotoğraflar olsa gerek… Çünkü onlardan yola çıkarak geçmişimizi hesaba çekiyoruz. Bir su misali akıp geçen zamanı, bu fotoğraflarla daha iyi anlıyoruz. Ah çekiyoruz ve “keşke”leri birbiri ardına söylüyoruz, umutsuzca…
Yarın, yaşlanıp köşelerimize çekildiğimizde yalnızlığın mahkûmu olmak istemiyorsak, şimdiden büyüklerimizi bu zor zamanlarında yalnızlığa mahkûm etmeyelim. İşlerimizi bahane edip tatlı bir tebessümü bile eksik etmeyelim. Yoksa onların yalnızlığında kaybolup gideriz.


LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı




