belki bu son sabahım. Belkide sonkez uyanışım bu küçük liman kentinde. Sebebini bile bilmediğim karanlıklar içerisindeyim. Elfenerim kırılmış üstelik kipritim yok. Rıhtıma yanaşan her gemi hüzün getirdi şimdiye kadar, görüşmek üzere denilerek ardından mendil sallanan gemilerin götürdüğü tek şey umutlarımdı. yanlızlığım lodos gibi vurdu rıhtıma bedenim yorgun kafam dumanlı. Hava soğuk.
Aşk bandralı bir gemi yanaştı kentin limanına, göz pınarlarım taşmış olmalı şehirde yağmur çatılarda ise kar taneleri vardı. Sevda yüklü konteynırlar indirilirken gemiden gözlerim sahil şeridi boyunca boş bir bank arıyordu. Yolcu kapısı aralandı yavaş yavaş. Belki sen inersindiye bir an durdum ve gemiye baktım. Fakat içinde hala acı bir burukluk var, beni unuttuğunu hissediyorum.
Artık dayanacak gücüm kalmadı hayatla savaşamıyorum. HOŞÇAKAL AŞKIM, çünkü ben yavaş yavaş ölüyorum...