6 sonuçtan 1 ile 6 arası
  1. #1
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    06.02.2007
    Yaş
    41
    Mesajlar
    2.929
    Tecrübe Puanı
    77

    Standart VERGİ TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

    TERİMLER
    ANLAMI

    ABES
    Boş işler, lüzumsuz ve amaçsız iş

    ACİZ
    Beceriksiz, yeteneksiz, gücü yetmeyen

    ACZ
    Beceriksizlik, yeteneksizlik, güçsüzlük

    ADET
    Usül, gelenek, görenek, alışılmış şey, alışkanlık

    ADLİ
    Adalete ilişkin, adaletle ilgili,

    AFET
    Bela, büyük felaket. Deprem, su baskınları vb.

    ASGARİ
    En az, en küçük, daha küçük

    AHKAM
    Hüküm, hükümler, kanunlar

    AHLAK
    Huy, insanın iyi veya kötü tavır ve hareketleri, insanın doğuştan veya daha sonra kazandığı akli ve ruhi durumu.

    AHZ
    Alma, tutma, kabul etme, tahsil etme, tasarrufuna katma.

    AİDİYET
    İlgililik, ait olma, birine ait olma, bağ

    AKAMET
    Neticesizlik, sonuçsuz kalma, sonunu getirememe, kısırlık

    AKAR
    Para getiren mülk, ev, işyeri vb.

    AKİM
    Sonuçsuz, sonuçsuz kalma, boşuna, kısır

    AKLİ
    Akıl ile bilinen veya bulunan şey, akılla ilgili, akla dair

    ALENİ
    Açık olarak, meydanda, gizlemeden, gizlemeyerek

    ALEYH
    Aleyhinde, onun hakkında, onun üzerine

    AMADE
    Hazırlanmış, hazır durumda, hazır

    AMME
    Kamu, devlet. Herkese ait olan, genel olan,

    ANANE (AN'ANE)
    Adetler, gelenekler, töre.

    ARİYE (ARİYET)
    Geri verilmek üzere alınan, Bir kimsenin geri almak üzere, karşılıksız olarak başkasının faydalanmasına terk ettiği mal.

    ARZETMEK
    Sunmak, hürmet etmek, açıklamak.

    AŞİNA
    Tanıdık, haberli, bilgili, yabancı olmayan, bildik.

    ATFEN
    Birisinin adına, birisine yükleyerek.

    ATIL
    Boş, boşta, işlemez durumda.

    AVDET
    Dönüş, dönme, rücu etme, geri gelme

    AYB
    Kusur, leke, utandıracak durum.

    AYNİYAT
    Kullanılmaya veya harcanmaya elverişli olup taşınabilen ve para eden şeyler

    AZA
    Üye, bir kuruluşa dahil olan, ait olan kimse

    AZAMİ
    En fazla, en çok, en son kapasite

    AZL
    Bir şeyi yerinden almak, işinden ayırmak, makamından ayırmak, görevden almak.

    BAHA (PAHA)
    Kıymet, değer, bir şeyin fiyatı, bedeli

    BAHİS
    Anlatım. Anlatan. Bahseden. Bir şeyle ilgili bilgi ve bildirimleri kapsayan, içine alan.

    BAKAYA
    Artıklar, fazla kalan şeyler

    BAKIYYE (BAKİYE)
    Artık, geri kalan, artan

    BALİĞ
    Yetişmiş, olgun yaşına gelmiş, aklı başında, erişmiş, yetişkin

    BANİ
    Kurucu, yapan, inşa eden

    BARİZ
    Görünür, meydanda olan, açık, belli

    BASİRET
    Gerçeği anlayabilme, anlama yeteneği, gerçekleri kalbiyle hissedip anlamak

    BATIL
    Gerçek olmayan, sahte, boş

    BEDEL
    Bir şeyin karşılığı, bir şeyin yerine verilen ve verildiği şeyin yerini tutan

    BEHER
    Her, her bir, her birisine

    BERAET
    Temize çıkma, aklanma, suçsuzluk

    BEYAN
    İzah, açıklama, anlatma, açık söyleme, bildirme

    BİLCÜMLE
    Bütün, hepsi, genellikle

    BİLFİİL
    Sırf kendisi, kendi çalışması ile, kendi kendine

    BİNAEN
    Bu sebeple, bu yüzden

    BİNAENALEYH
    Bunun üzerine, ondan dolayı

    BİLA KAYD-U ŞART
    Kayıtsız ve şartsız olarak

    BONO
    ticaret senedi, belirli bir vadenin sonunda belirli bir paranın belli bir kimseye ödeneceğini bildiren senet

    BUTLAN
    Haksızlık, geçersiz olmak, boş olmak, hak olmamak

    BÜLUĞ
    Erginlik, olgunluk, mükellefiyet çağı

    CAHİL
    Tecrübesiz, eğitimsiz, bilgisiz

    CAİZ
    Mümkün, olur, olabilir

    CARİ
    Geçerli olan, geçmekte olan, akıcı

    CAYMAK
    Vazgeçmek, sözünden dönmek

    CEBREN
    Zorla, güç kullanarak

    CEBRİ
    Zorla yaptırılan, isteği dışında zorla yaptırılan

    CELB
    Kendi tarafına çekmek, çekmek, Yasak Kelime Kullandınızürmek

    CELSE
    Bir meclis veya mahkeme üyelerinin toplanmalarından, dağılmalarına kadar geçen görüşme süresi, oturum

    CEVAZ
    İzin, izinli, geçerli olma

    CEZA
    Karşılık, karşılık verme, suç işleyenlere verilen suçun karşılığı

    CİHET
    Yön, taraf, yan (neden, bahane)

    CİZYE
    Vergi, haraç

    CUMHUR
    Halk, halk topluluğu

    CÜRÜM
    Kusur, kabahat, hata

    CÜZ
    Kısım, bölüm, parça, bir bütünün bir parçası

    ÇEYREK
    Dörtte bir

    DAHİL
    katmak, girmek, karışmak,

    DAİM
    Devam eden, daima, sürekli

    DAİN
    Borç veren, alacaklı

    DAMGA
    Bir şeyin üzerine işaret koymak. İz vuran alet.

    DAVA
    İzlenilen yol, fikir. Sav. Bir kimsenin hakkını aramak üzere mahkemeye müracaat etmesi.

    DAVET
    Çağırma,

    DEFATEN
    Bir kerede, hemen, birdenbire, ani olarak

    DEFTERDAR
    Defter tutan. Devletin gelir ve giderlerini tutan görevli.

    DELALET
    Delil olmak. Yol göstermek. Kılavuzluk. İz

    DELİL
    Bilinmeyeni keşfetme ve bilinenin doğruluğunu isbat etmekte kullanılan araç ve alet olarak düşünülen şeyler.

    DERC
    İçine almak. Katmak.

    DERMEYAN
    Ortada olan şey.

    DİRAYET
    Zeka, bilgi, kuvvetli derecede tecrübe sahibi olmak. Ölçülü ve tecrübeye dayanan akıl

    DİREKTİF
    Emir. Talimat. Üst makamlardan izlenilecek yol üzerine verilen emirler.

    DİSİPLİN
    Uyulması gereken kural ve yasalar.

    DÜSTUR
    Genel kurallar. Kanun, nizam. Örnek. Tarz. (İzin)

    DÜYUN
    Borçlar

    EBEVEYN
    Anne ve baba

    EFRAD
    Fertler, kişiler.

    EHİL (EHLİ)
    Yetenekli, usta, becerikli. Yabancı olmayan, alışık.

    EHLİYET (EHLİYYET)
    Yeterlik. Bir işin ustası olduğuna dair evrak, belge.

    EHVEN
    Zararı daha az olan. En zararsız. Daha ucuz.
    SesizLigim ÇıgLıgımdı. Hepiniz mi Sagırdınız?

  2. #2
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    06.02.2007
    Yaş
    41
    Mesajlar
    2.929
    Tecrübe Puanı
    77

    Standart

    EKSER
    Pek fazla. Daha çok.

    EMANET
    Eminlik. Birisine koruması için teslim edilen şey. Birisine birşeyi koruması için bırakma.

    EMARE
    İşaret, iz. İp ucu, belirti.

    EMLAK
    Mülkler, (binalar, arsa ve araziler) İnsanların tasarrufu nda bulunan yerler.

    EMSAL
    (örnek) Denk. Benzer.

    EMTİA
    Mal. Ticaret malı

    ERBAB
    Bir işi iyi bilen. Hüner sahibi kimse. Bir işin ustası.

    ESNAF
    Sınıflar. Sıralar. Türlüler. Ticaret ve sanat ustaları.

    EVSAF
    Sıfatlar. Özellikler. Tanımlayıcı özellikler.

    FAAL
    Çalışır durumda. Devam etmekte olan çalışma. Hareket halinde.

    FAHİŞ
    Ahlaksız ve terbiyesi z olan durum.

    FAİZ
    Ödünç verilen para için alınan kar. Nema,

    FASILA
    Ara. Durak. Kısım.

    FASİD
    Bozuk. Bozulma. Doğru olmayan.

    FERAGAT
    Hakkından vazgeçmek, bir şey istememek . Şahsi davasından vazgeçmek. Tok gözlülük.

    FERD
    Kişi. Tek.

    FESAT
    Bozuk ve fenalık, kötülük. Karışıklık,

    FESH
    Bozmak. Hükümsüz bırakmak, geçersiz kılmak. Kaldırmak.

    GAYB
    Gizli olan. Görünmeyen. Belirsiz

    GIYAB
    Görünmemek. Göz önünde olmamak. Hazırda bulunmama k. Arkasından.

    HACZ (HACİZ)
    Borcunu ödeyemeyenin veya ödemeyenin diğer mallarına el koyma

    HADİM
    Hizmet eden. Hizmet.

    HAİZ
    Bir şeye sahip olma

    HALEL
    Bozukluk. Eksiklik. Başkası tarafından verilen zarar.

    HASED
    Çekememezlik, kıskançlık, kıskanmak.

    HATA
    Yanlışlık. Bilmeden yapılan davranış. Yanılma

    HAVİ
    İçine alan, kaplayan, kuşatan.

    HAYSİYET
    Saygınlık, Şeref, değer, kıymet.

    HAZİRUN
    Hazır bulunanla r, mevcut olanlar. Meydanda olanlar, göz önünde olanlar.

    HİBE
    Bağışlamak. Bağışlanan şey. Parasız ve karşılıksız vermek.

    HİLAF
    Ters, karşı, zıd, karşı koymak.

    HİTAM
    Son. Nihayet.

    HÜLASA
    Bir şeyin özü, sadeleştirilmesi

    HÜKÜM
    Karar, Kuvvet, emir.

    HÜKMİ-ŞAHIS
    Şahıs gibi işlem gören şirket, dernek vb. kuruluşlar, birlikler .

    HÜSNİNİYET
    İyi niyet. Temiz kalblilik .

    HÜVİYET
    Kimlik. Birisinin kim olduğu, kökü, esası

    ISKAT
    Düşürmek. Düşürülmek. Hükümsüz bırakmak. Silmek.

    İAŞE
    Geçindirmek. Yaşatmak. Beslemek.

    İBARET
    Meydana gelmiş. Bir şeylerden oluşmuş.

    İBRA
    Temize çıkarmak. Sağlamlaştırmak.

    İBRAZ
    Göstermek. Meydana koymak.

    İCAB
    Lazım. Gerekli. Lüzumlu.

    İCAR
    kiralamak . Kiraya vermek.

    İCBAR
    Zor. Zorlama.

    İCMAL
    Özet. Özetlemek. Kısaltmak, bir araya toplamak. Sonuç.

    İÇTİHAD
    Kudret ve kuvvetini tam kullanara k çalışmak. Gayret etmek. Çaba sarfetmek, Kanaat getirmek. Bir konu hakkında bir kimsenin ya da birden fazla kimsenin ortak kanaati.

    İDDİA
    Bir şeyin olumlu veya olumsuzluğunu ısrarla söylemek. İleri sürülen fikir. Dava etmek. Israr etmek.

    İFA
    Ödemek. Yerine getirmek. Yapmak.

    İFADE
    Anlatmak. Söylemek.

    İFLAS
    Tükenmek. Borçlarını ödeyemeyecek duruma düşmek. Sermayesi ni batırmak.
    SesizLigim ÇıgLıgımdı. Hepiniz mi Sagırdınız?

  3. #3
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    06.02.2007
    Yaş
    41
    Mesajlar
    2.929
    Tecrübe Puanı
    77

    Standart

    İFSAD
    Bozmak. Azdırmak. Karıştırmak.

    İFŞA
    Duyurmak. Meydana çıkarmak. Gizli bir şeyi açığa çıkarmak.

    İFTİRA
    Birinin üzerine suç suç atmak. Yalan yere birisini suçlu göstermek.

    İHALE
    Bir işi birisinin üzerine bırakmak. Artırma veya eksiltmey e çıkarılan bir işi şartlara uygun bir istekliye vermek.

    İHBAR
    Haber vermek. Haber almak. Alınan haber.

    İHDAS
    Yeniden bir şey yapmak. Ortaya koymak. Meydana koymak.

    İHLAL
    Sakatlama k. Bozmak. Zarar vermek.

    İHMAL
    Önem vermemek. Yapılması gereken bir işi sonraya bırakma. Dikkatsiz lik.

    İHTAR
    Dikkati çekmek. Uyarma. Hatırlatmak.

    İHTİLAF
    Anlaşmazlık. uyuşmazlık, karışıklık, ikilik.

    İHTİMAL
    Mümkün olma hali. Olması mümkün görünmek.

    İHTİMAM
    Özenmek. Fazla dikkat etmek.

    İHTİVA
    İçinde bulundurm ak, içine almak. Kapsamak.

    İHTİYAT
    Yedek.

    İKAME
    Oturtmak. Yerleştirmek. Bulundurm ak. Meydana koymak. Vücuda getirmek.

    İKAMETGAH
    Ev. Ev adresi.

    İKAMET
    Bir yerde kalmak. Oturmak.

    İKMAL
    Bitirmek. Tamamlama k.

    İKRAZ
    Ödünç vermek. Borç vermek.

    İKRAZAT
    Borçlar. Borç verilen paralar.

    İKTİBAS
    Bir söz veya yazıyı olduğu gibi veya kısaltarak almak.

    İKTİFA
    Yeterli bulmak. Var olanı yeterli saymak.

    İKTİSAB
    Kazanmak, Elde etmek.

    İKTİSAD
    Ekonomi. Tutum. Biriktirm e. Tutumlu olma

    İKTİZA
    Gerekme, ihtiyaç, gerek, işe yarama

    İLGA
    Kaldırmak. Hükümsüz bırakmak. Feshetmek .

    İLLİYET
    Sebep ile ilgili, Esas neden ile ilgilenme k. Bağlantı kurmak. Sebep aramak.

    İLTİMAS
    Kayırmak, tutmak. Haksız olarak yardımda bulunmak. Tavsiye.

    İMHA
    Bozmak, yok etmek. mahvetmek . Yıkmak.

    İMTİNA
    İstememek. Çekinmek. Yapmamak.

    İMTİYAZ
    Resmi veya özel izin. Diğerlerinden, benzerler inden ayrılmak. Farklı olmak.

    İMZA
    Kendi ismini veya kendine ait bir işareti, kendisini n kabullene rek yazması.

    İNFAZ
    Bir hükmü yerine getirmek.

    İNFİSAH
    Hükümsüz kalmak. Fesholmak . Bozulmak.

    İN'İKAT (d)
    Akdetme, sözleşme kabülü, bağlanma.

    İNKITA
    Kesilmek. Tükenmek. Arkası gelmemek.

    İNŞA
    Yapmak. Vücuda getirmek. Meydana getirmek.

    İRAD
    Gelir. Kazanç. Bir mal veya mülkün getirisi.

    İRADE
    İstek. Arzu. Bir şeyi yapma veya yapmama yolundaki güç.

    İRTİKAB
    Kötü bir iş işlemek. Rüşvet almak gibi çirkin bir şey yapmak. Bir makamı kullanara k hakkı olmayan para veya malı hile ile almak.

    İSBAT
    Doğru olanı delil göstererek ortaya koymak. Delil ve şahitlerle bir fikrin doğruluğunu göstermek.

    İSNAD
    Bir söz veya haberi birisine bağlayarak ilişkilindirmek. Bir nesneye, bir şeye dayanmak.

    İSTİAB
    İçine almak. Kaplamak. Toplamak.

    İSTİFA
    Affını, azlini, istemek.

    İSTİHDAM
    Bir hizmette kullanmak, hizmete almak. Çalıştırmak.

    İSTİHKAK
    Kazanılan şey. Hak edilen. Hakkını almak.

    İSTİHLAK
    Boş yere harcamak. Yeyip, bitirmek. Tüketmek, tüketim. Üreticinin ürettiğini alıp kullanmak .

    İSTİHSAL
    Üretmek. Meydana getirmek.

    İSTİKRAR
    Kararlılık. Sakin olmak. Sağlam duruş.

    İSTİKRAZ
    Borçlanmak. Ödünç almak. Borç almak.

    İSTİLZAM
    Lüzumlu olmak. Gerektirm ek. Gerekli olmak.

    İSTİMAL
    Faydalanm ak. Kullanmak . Su-i İstimal: Kötüye kullanmak . Yolsuzluk Haksızlık.

    İSTİMLAK
    İcra yetkisi olan kamu kurumunun, bir malı halkın faydası için bedeli verilmek suretiyle halkın kullanımına sunması.

    İSTİNABE
    Başka bir mahkemede görülen bir muhakeme (mahkeme) için, şahit veya sanığın yazılı ifadesini n alınması.

    İSTİNAF
    Dava mahkemesi nin verdiği hükmü beğenmeyip bozulmasını daha üst mahkemede n istemek. Dava mahkemele ri ile Temyiz Mahkemesi arasındaki bir derece yüksek mahkemeye verilen isim.

    İSTİNAT (D)
    Dayanma. Güvenme, senet veya delil söylemek, göstermek.

    İSTİNKAF
    Kabul etmemek. Reddetmek . Çekimser kalmak.

    İSTİSMAR
    Kendi çıkarına alet etmek. İşletmek. Kıymetlendirmek. Sömürmek.

    İSTİSNA
    Ayırmak. Kural dışı bırakmak. Ayrıcalık.

    İŞTİGAL
    Bir iş işlemek. Uğraşı vermek. Uğraşı verilen iş.

    İTA
    Vermek. Bahşetmek.

    İTFA
    Bir borcu ödeyerek bitirmek. (söndürmek, bastırmak)

    İTİRAZ
    Kabul etmediğini bildirmek . Bir fikir veya işin olmasını kabul etmemek.

    İVAZ
    Karşılık olarak verilen şey. Bedel

    İZAHAT
    Açıklama, açıklamalar

    KABZ
    Tahsil etmek. Tutma. Ele almak. Kavramak. Almak.

    KAİDE
    Esas. Temel. Kural. Yol

    KAMU
    Herkes. Toplum. Devlet

    KARAR
    Değişmez duruma gelmek. Son söz. Mahkemece verilen son söz ve sonuca bağlama

    KARGİR
    Taş veya harçla yapılmış olan.

    KARİNE
    Bilinmeye n bir şeyin anlaşılmasına yarayan ip ucu

    KARZ
    Borç, ödünç

    KASD
    Bir işi bile bile yapmak. İsteyerek. Niyet ederek. Niyet.

    KASID
    Kasd eden. Niyet eden. İsteyen

    KATİ
    Kesin. Mutlak. Şüphesiz. Tereddütsüz.

    KEBİR
    Büyük.

    KEFALET
    Kefillik; bir kimse kendisine ait bir işi yapamadığı veya borcunu ödeyemediği takdirde, yerine onun işini göreceğini kabul etmek. Birisine kefil olmak. Borcunu yüklenmek.

    KEFİL
    Birisinin bir borcu ödemesi gerekirke n, ödeyemediği taktirde o borcu ödemeyi kendi üzerine alan kimse. Kefalet eden kimse.

    KESAD
    Alış veriş durgunluğu, Verimsizl ik.

    KEŞF
    Gizli kalmış bir şey ortaya çıkarmak. Açmak.

    KETUM
    Sır saklayan. Gizleyen. Az konuşan, Sırrını belli etmeyen.

    KEZALİK
    Bunun gibi. Böylece.

    KIDEM
    Önce ve eskilik. Başkasından daha önce olmak. Zamanca daha önceki durumda olmak.

    KIST
    Kısım. Pay. Taksit

    KIYAS
    Benzetmek, karşılaştırmak, iki şeyi birbiriyl e karşılaştırmak.

    KIYMET
    Değer, paha, bedel

    KUSUR
    Noksanlık. Eksiklik İhmalkarlık. Tedbirsiz lik.

    KÜSUR
    Artan parçalar, geri kalanlar. Artıklar

    LAFZ
    (lafız) Ağızdan çıkan söz, kelime

    LAĞV
    Hükümsüz. Kaldırmak. İbtal etmek.

    LÜKS
    Aşırı süs. Şatafat.
    SesizLigim ÇıgLıgımdı. Hepiniz mi Sagırdınız?

  4. #4
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    06.02.2007
    Yaş
    41
    Mesajlar
    2.929
    Tecrübe Puanı
    77

    Standart

    MAĞDUR
    Haksızlığa uğramış. Haksızlık görmüş. Haksız işlem görmüş.

    MAHDUD
    Sınırlanmış, sınırlı. Az.

    MAHİYET
    Bir şeyin aslı, içyüzü. Bir şeyin nelerden olduğu, neleri kapsadığı.

    MAHSUB
    Sayılmış. Hesaplanmış, hesabına geçilmiş, kaydedilm iş.

    MAL
    Bir kimsenin tasarrufu nda bulunan kıymetli ve lüzumlu şeyler. (Varlık, servet, para, ticaret eşyası)

    MALİK
    Sahib, Malı elinde bulundura n. Bir şeyin tasarrufu nu elinde bulundura n.

    MALULİYET
    Hastalıklı olma, hastalık. Sakatlık.

    MA MELEK
    Elinde bulunan sahip olduğu şeyler. Nesi var ise. Herşeyi, hepsi. Bir şahsın borç ve alacaklarının hepsi.

    MAMÜL
    Yapılmış, imal edilmiş, işlenmiş.

    MASRAF
    Sarfedile n, harcanan. Gider

    MATBU
    Çoğaltılmış. Basılmış. Kitap veya gazete haline gelmiş.

    MAZERET
    Elde olmayan suç, kabahat işleme.

    MAZUR
    Özürlü, özrü olan .

    MEBLAĞ
    Para, mevcut para miktarı,

    MEMUR
    Emir ile hareket eden. Emir altında olan. Görevli.

    MENFAAT
    Fayda, kar. Gelir, ihtiyaç karşılığı olan şey.

    MENKUL
    Nakledile n, taşınabilen.

    MERA
    Hayvanların otladığı yer. Kır. Çayırlık.

    MER'İ
    Uyulan. İcra edilen. hükmü geçen.

    MESAİ
    Çalışma. İş zamanı. Çalışmalar.

    MESKEN
    Ev. Oturulaca k yer.

    MESKÜN
    İçinde oturanları olan yer. İnsan bulunan yer.

    MESNED
    Dayanacak yer, nokta. Dayanak.

    MESÜL
    Sorumlu. Yaptığı iş ve hareketle rden hesap vermeye mecbur olan.

    MEŞRU
    Doğru. Yasal, yanlış olmayan.

    META
    Tüccar malı. Fayda.

    MEVCUD
    Var olan. Bulunan. Hazır olan.

    MEVZUAT
    Uygulama halinde olan kanunlar ve kurallar.

    MEZAD
    Artırma ile yapılan satış.

    MEZKUR
    Zikri geçen (önceden anılan, bahsi geçen). Zikredilm iş bulunan.

    MİRAS
    Ölen kimseden akrabalarına ve yakınlarına kalmış olan mal ve mülk, servet.

    MİSİL
    Benzeri. Eş. Tıpkısı

    MİZAN
    Terazi. Ölçü. Hesapların doğruluğunu anlamak için yapılan diğer bir hesap şekli.

    MUAMELE
    Davranma, davranış. İşlem.

    MUAYYEN
    Belli, kesin olarak belli ve kararlaştırılmış.

    MUAVİN
    Yardımcı, Yardım eden. Vekil.

    MUCİP
    Bir şeyin meydana gelmesine sebep olan, Gereken, gerektire n

    MUĞLAK
    Kapalı, anlaşılması zor olan.

    MUHAFAZA
    Korumak. Gözetmek. Zarar ve ziyandan sakındırmak.

    MUHAMMEN
    Tahmin edilen. Ortalama bir değer.

    MUHASEBE
    Hesaplaşmak. Hesap görmek. Hesap işi ile uğraşmak.

    MUHASİB
    Hesabeden kişi. Hesap işi ile uğraşan kişi. Muhasebec i

    MUHATAB
    Söyleyeni dinleyen. Kendisine seslenile n, yönelinilen.

    MUHTASAR
    Kısa, özet, kısaltılmış.

    MUHTELİF
    Çeşitli, tek olmayan. Birbirine uymayan.

    MUHTEMEL
    Olabilir. Olası. Mümkün. Ümit edilir.

    MUHTEVA
    Bir şeyin içindekiler. Kaplanan, içine alınan. İçindeki şey.

    MUKABİL
    Karşılık olan. Karşılık. Karşı taraf.

    MUKAVELE
    Sözleşme. Sözleşmek. Karşılıklı anlaşmak. Sözleşmek. Anlaşmak.

    MUKAVEMET
    Karşı durmak, dayanmak. karşı koymak.

    MUKAYYED
    Kayıtlı. Sınırlı. Deftere geçmiş, kaydedilm iş olan. Kayıt altına alınmış.

    MUKİM
    İkamet eden. Bir yerde devamlı oturan.

    MUKTEDİR
    Geçlü, kuvvetli, iş gücü yeten.

    MUKTEZA
    İhtiyaca karşılık istenmiş. İhtiyaç duyulmuş. Lazım olan. İhtiyaca göre istenmiş görüş.

    MUNTAZAM
    Düzenli. Tertipli. Düzgün sıralanmış. Her şeyin yerli yerinde.

    MUNZAM
    Eklenilen . İlave edilen. Üste konan, katılan.

    MURAHHAS
    Devlet veya herhangi bir kuruluş adına, yetkili olarak bir yere bir görev ile gönderilen kimse.

    MURAKIB
    Teftiş, kontrol eden kimse. İnceleme.

    MUSAMAHA
    İdare edip kusuru görmezden gelmek.

    MURİS
    Miras bırakan kimse.

    MUTABAKAT
    Uygunluk. Uygun olma. Anlaşmaya varma.

    MUTAD (mutat)
    Adet, Adet edilen iş, Alışılmış olan. Süreklilik arzeden alışkanlık.

    MUTEBER
    Saygınlık gören. Beğenilen. İnanılır, güvenilir, hatırı sayılır.

    MUTEMED
    Kendine güvenilen kimse. Kendisind en zarar gelmeyeceği bilinen kimse.

    MUVAFAKAT
    İzin vermek. Anlaşmak. Uygunluk. Uymak.

    MUVAKKAT
    Geçici. Devamlı olmayan. Süreli.

    MUVAZAA
    Danışıklı dövüş. Gerçekte var olmayan bir durumu varmış gibi göstermek için yapılan anlaşma.

    MÜBADELE
    Değişme. Bir şeyin başka bir şeyle değiştirilmesi.

    MÜBAYAA
    Satın alma. Pazarlıkla bir şeyin değerini verip alma.

    MÜCAVİR
    Yakın alan. Yakın çevre. Komşu.

    MÜCBİR
    Zorlayan. Zor durum.

    MÜDAFAA
    Savunma.

    MÜDAHİL
    İçeri, İçine katılan, dahil olan, karışan

    MÜDDEİ
    Hak iddia eden. İddiada bulunan. Davacı.

    MÜDDET
    Belirli süre.

    MÜESSESE
    (Müesses) Kuruluş, kurulmuş inşa edilmiş.

    MÜFETTİŞ
    Teftiş eden, inceleyen .
    SesizLigim ÇıgLıgımdı. Hepiniz mi Sagırdınız?

  5. #5
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    06.02.2007
    Yaş
    41
    Mesajlar
    2.929
    Tecrübe Puanı
    77

    Standart

    MÜFLİS
    İflas etmiş. Parasız kalmış. sermayesi ni kaybetmiş.

    MÜHLET
    Süre. Bir işi belirli bir zaman için ertelemek, süre vermek.

    MÜKELLEF
    Bir şeyi yapmaya mecbur olan. Görevli.

    MÜKTESEB
    Kazınılmış. Elde edilmiş. Sahiplik.

    MÜLGA
    Kaldırılmış. Ferhedilm iş. Terkedilm iş.

    MÜLK
    Mal. Yer, Bina, arsa, arazi.

    MÜMESSİL
    Bir şahsı veya topluluğu temsil eden. Temsilci. Vekil.

    MÜNASEBET
    İlişki. İki şey arasındaki ilişki. Uygunluk. Alaka.

    MÜNFERİT
    Tek başına. Tek. Kendi başına.

    MÜNFESİH
    Fesh olunan. Dağılan. Hükümsüz kalan. Geçersiz kalan.

    MÜNDERECAT
    İçindekiler, içerik, kapsam.

    MÜNHASIR
    Yalnız bir şeye ait ve özel olan. Belli sınırlar içerisinde olan. Her yanı çevrili bulunan.

    MÜPHEM (MÜBHEM)
    İyice belli olmayan. Kesin olarak açık olmayan, belirsiz,

    MÜRACAAT
    Baş vurmak. Danışmak. Bir iş için ilgililer le görüşmek.

    MÜSADERE
    Yasak edilen bir şeyin kanuna göre elden alınması. Kanun gücüyle zor kullanılarak alım.

    MÜSECCEL
    Kayıtlı. Kayda geçirilmiş. Tescilli.

    MÜSTAHSİL
    Üretici. Yetiştiren. Meydana getiren, üreten.

    MÜSTESNA
    Ayrı tutulan. kural dışı bırakılan. Özel işleme tabi tutulan.

    MÜSTEŞAR
    Danışman. Kendisine iş danışılan.

    MÜŞTEKİ
    Şikayette bulunan. Şikayetçi.

    MÜŞTEMİLAT
    (müştemelat) Bir şeyin içine aldığı şeyler. İçerisindeki şeyler. Eklentile r.

    MÜŞTEREK
    Birlikte. Ortaklaşa.

    MÜŞTERİ
    Malı parayla alan. Satılan malın alıcısı.

    MÜTEADDİD
    Birden fazla. Bir çok.

    MÜTEAKİB
    Sonraki, sonraki gelen, arkasından gelen

    MÜTEALLİK
    İlgili, alakalı, Biryere bağlı

    MÜTEFERRİK
    Çeşitli. Kısım kısım. Başka başka. Dağınık.

    MÜTEMMİM
    Tamamlaya n, tamamlayıcı, bitiren.

    MÜTERCİM
    Tercüme eden. Bir dilden başka bir dile çeviri yapan.

    MÜTESELSİL
    Birbirini takip eden. Zincirlem e. (zincirlem e sorumlulu k)

    MÜTEVELLİ
    Bir vakfın idaresine memur edilmiş kimse.

    MÜVEKKİL
    İşini başkasına verip o işte o kimseyi kendi yerine geçiren, vekil tayin eden.

    MÜZAKERE
    Bir iş hakkında konuşmak, bir iş için önceden danışıp görüşmek.

    MÜZAYEDE
    Artırma. Bir şeyi topluluk önünde satışa çıkararak değerini artırma.

    NAFAKA
    Yiyecek parası, geçim için lazım olan şey. Geçindirmeye mecbur olduğu kimselere veya çocuklarına mahkeme kararıyla verilen geçinme parası.

    NAKİT
    Hazır para, Bir şeyin bedelini peşin ödeme.

    NAKTEN
    Para olarak, peşin elden ödeme

    NAKDİ
    Paraca, peşin para ile, Para ile ilgili.

    NAKLİYAT
    Taşıma işleri. Taşımacılık.

    NAM
    İsim, ad. Ün, şan.

    NARH
    Yiyecek maddeleri ne belediyen in koymuş olduğu fiyat.

    NATIK
    Beyan eden, söz eden. Bildiren. Altın ve gümüş gibi olan mal.

    NEMA
    Faiz. Artmak. Çoğalmak. Gelişme, büyüme, uzamak, üremek.

    NESEB
    Sülale, akrabalık, soy.

    NEŞRİYAT
    Gazete, dergi, kitap, radyo, tv vb. araçlarla yayılmış ve yayımlanmış şeyler.

    NETİCE
    Son, Sonuç.

    NEZARET
    Göz altı. Bakmak, seyir.

    NEZD
    Yan, yakın, yakını (karibi=akrabası, çok yakını)

    NİHAİ
    Sona ait, son ile ilgili, sonuncu

    NİSBİ
    Belirli bir ölçüye göre, karşılaştırma ile. Kıyaslama.

    NİSBET
    Münasebet, yakınlık, bağlılık, ölçü.

    ÖRF
    İnsanlar arasında güzel görülmüş, devamlı olarak yapılagelmiş olan şeyler. Alışkanlıklar.

    ÖZÜR
    Sakatlık.

    PAY
    Hisse.

    PERSONEL
    Bir işte çalışanların hepsi.

    PEŞKEŞ
    Başkasının malını başka birine vermek

    RAYİÇ
    Revaçta olan, güncel, sürümü olan.

    RED
    Geri çevirmek, geri döndürmek. Kabul etmemek.

    REEL
    Gerçek, Hakiki, sahici

    REHİN
    Bir şeyin yerine garanti olarak tutulmuş olan başka bir şey.

    REKABET
    Kıskanmak. Korumacılık. Başkalarından ileride olmak için çaba sarfetmek . Benzerler ine üstünlük sağlamaya çalışmak.

    RESEN
    Doğrudan doğruya. Kimseye danışmadan. Kendi başına.

    RESMİ
    Devlet adına veya devlet tarafından. Ciddi.

    REŞİD
    Olgun, yetişkin. Akıllı. Kanuni yetkileri ni bilen ve kullanabi len.

    REY
    Oy

    RİAYET
    Uymak. Tabi olmak. İyi karşılamak.

    RÜCHAN
    Üstünlük, yükseklik, üstün olma. Diğerlerine karşı öncelik.

    RÜCU
    Geri dönme. Vazgeçme.

    RÜŞVET
    Kanuna uygun olmayarak, kanunen bir iş gördürmek amacıyla görevli olan kimseye, yasal olmayan şekilde para ve çeşitli çıkarlar sağlamak

    SABİT
    Duran, yerinde duran.

    SAF
    Katışıksız. Berrak, temiz.

    SAHTE
    Düzme, yapmacık, yalandan, taklit.

    SAKAT
    Bir tarafı bozuk, eksik veya asla bir işe yaramaz olan. Yanlışlık.

    SARAHAT
    Açıklık, Meydanda olma. Belli olma.

    SARF
    Harcama, masraf, gider.

    SARİH
    Açık, belirli, belirgin, ortada olan.

    SARRAF
    Kuyumcu, mücevherci, para işleri ile uğraşan.

    SECİYE
    Huy, karakter.

    SEHVEN
    Yanlışlıkla, yanılmak suretiyle .

    SELAHİYET
    Yetki.

    SENET
    Kuvvetli söz. Tapu. Borç karşılığında verilen ve ödeme günü ve miktarı belirli olan belge.

    SERMAYE
    Ana mal. Esas para. Öz varlık.

    SERVET
    Mal, mülk, zenginlik .

    SEYLAB
    Taşkın su, sel.

    SEYYAR
    Bir yerde durmayıp sürekli yer değiştiren.

    SİCİL
    Kayıt. Resmi evraklard a tutulan kayıtlar. Resmi dairelerd e kayıtların tutulduğu bölüm.

    SİPARİŞ
    Ismarlama k. İstekte bulunmak.

    SUİSTİMAL
    Kötüye kullanmak . Bir şeyi kendi yararına kullanmak .

    SÜKUT
    Susma. Konuşmamak.
    SesizLigim ÇıgLıgımdı. Hepiniz mi Sagırdınız?

  6. #6
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    06.02.2007
    Yaş
    41
    Mesajlar
    2.929
    Tecrübe Puanı
    77

    Standart

    ŞAHIS
    Kimse, Kişi.

    ŞAMİL
    Kapsam. Kaplayan, kapsayan, İçine alan

    ŞERH
    Açmak, genişletmek. Açıklamak.

    ŞİFAHEN
    Sözle, ağızdan. Konuşmak suretiyle, lafla

    ŞUBE
    Kol, ikinci derecedek i kollar. Bölüm.

    ŞÜMUL
    Kaplamak. İçine almak. Kapsamak

    TAAHHÜT
    Bir işin veya şeyin yapılması için söz vermek. üzerine almak. Yüklenmek.

    TAAHHÜTNAME
    Söz verdiğine ve taahhüt ettiği işle ilgili yazılan yazı.

    TAAMMÜDEN
    Önceden hazırlanarak. Bile bile,

    TABİR
    İfade, anlatma, Söz. Anlamı olan söz.

    TACİR
    Ticaret yapan, ticaretle uğraşan kişi.

    TACİZ
    Huzursuz kılmak. Rahatsız etmek. Sıkıntı vermek.

    TADİL
    Aslına zarar vermeden değiştirmek. Değişiklik yapmak.

    TAHAKKUK
    Gerçekleşmek.

    TAHDİD
    Sınırlamak. Sınırları belli etmek.

    TAHKİK
    Doğru olup olmadığını araştırmak. Soruşturmak. İncelemek.

    TAHKİKAT
    İnceleyerek araştırmak.

    TAHKİM
    Hakem atamak. Kuvvetlen dirmek. Sağlamlaştırmak.

    TAHLİYE
    Boşaltmak. Boş bırakmak. Serbest bırakmak.

    TAHMİL
    Yüklemek. Taşıtmak. Bir kimse üzerine bir işi bırakmak.

    TAHRİBAT
    Yıkmak. Bozmak. Aslını bozmak.

    TAHRİF
    Harflerin yerini değiştirmek. Bozmak. Kalem kullanara k kendi yararına ve başkasının zararına bir şeyin anlamını değiştirmek.

    TAHRİFAT
    Bozmalar. kalem karıştırmalar.

    TAHSİL
    Gelir veya vergi toplamak. Para almak.

    TAHSİS
    Belli bir amaç için kullanmak . Bir şey veya bir kimse için ayırmak.

    TAHSİSAT
    Bir kimse veya bir kuruluş için ayrılmış para veya mal.

    TAHVİL
    Borç senedi. Değiştirmek. Döndürmek.

    TAKAS
    Vereceğini, alacağına karşılık tutmak suretiyle ödeşmek, sayışmak. Değişmek.

    TAKDİR
    Kıymet vermek, kıymet tesbit etmek. Değerini, kıymetini anlamak.

    TAKSİM
    Bölme. Parçalama, parçalara ayırma.

    TAKSİR
    Kusur, hata, kabahat.

    TALİ
    İkinci derecede. Sonradan gelen.

    TALİB
    İstekli. İsteyen.

    TALİMAT
    Bir iş hakkında hareket tarzını bildiren emirler.

    TAMAH
    Bir şeye göz dikip bakmak

    TANZİM
    Sıraya koymak. Sıralamak, Dizmek. Düzenlemek.

    TARİK
    Terkeden, vazgeçen, bırakan.

    TASARRUF
    İdareli kullanım. Tutum. Kullanma hakkı, sahip olma.

    TASDİK
    Doğruluğunu kabul etmek. Bir kararın kanunlara uygun olduğunu kabul edip onaylamak .

    TASFİYE
    Hesapları kapatmak. Sadeleştirmek. Temizleme k.

    TASHİH
    Daha iyi ve daha doğru hale getirmek. Düzeltmek.

    TASNİF
    Sınıflara ayırmak. Sınıflandırmak.

    TAZMİN
    Kefil olmak. Zarar verdiği kimsenin zarar ve ziyanını ödemek.

    TEAMÜL
    Olagelen iş. Önceden beri yapılagelen işlemler, ilişkiler.

    TEATİ
    Karşılıklı olarak alıp vermek.

    TEBELLÜĞ
    Anlayıp alma.

    TEBERRU
    Bağış, bir malın karşılıksız olan verilmesi .

    TEBLİĞ
    Bildirmek . Bildirile n şeyler.

    TECİL
    Ertelemek . Başka bir zamana bırakmak. Acele etmemek.

    TECZİYE
    Cezalandırmak.

    TEDAVÜL
    Elden ele gezme. Doşalışm. Kullanım. Sürüm. Geçerlilik.

    TEDİYE
    Ödemek. Borcunu vermek.

    TEFECİ
    El altından yüksek faizle para veren kimse.

    TEFTİŞ
    Kontrol etmek. İncelemek. İşlerin uygunluğunu denetleme k.

    TEHİR
    Geciktirm ek. Sonraya bırakmak.

    TEKABÜL
    Karşılıklı olmak. Bir şeyin karşılığı olmak. Yüzleşmek. Karşılık olma.

    TEKZİB
    Yalanlama k. Yalan olduğunu söylemek.

    TELAFİ
    Eksik olan bir şeyin yerini doldurmak . Tamamlama k.

    TELİF
    Bir eser yazmak. Eser hakları.

    TEMLİK
    Mal sahibi yapmak. Sahip kılmak.

    TENZİL
    İndirim. İndirmek. Aşağı çekmek. Bir şeyin bir miktarını bir sayıdan çıkarmak.

    TERETTÜB
    Gerekmek, gereklili k. Lazım gelmek.

    TERETTÜD
    Kararsızlık. Bir konu hakkında karar veremiyer ek şüphede kalmak

    TEREKE
    Ölen bir kimsenin bıraktığı malların hepsi.

    TERFİ
    Yükselmek. Yukarı kaldırmak.

    TERKİN
    Silme, iptal etme. Bozma

    TESCİL
    Sicile geçirmek. Deftere kaydetmek .

    TESELLÜM
    Teslim. Verilen bir şeyi alıp kaydetmek, teslim almak.

    TESELSÜL
    Zincirlem e, zincir gibi birbirine bitişik kısımlar olmak.

    TEŞEBBÜS
    Bir işe girişmek. Bir işi ilk olarak teklif etmek.

    TEŞVİK
    Yüreklendirmek. Kışkırtmak. Cesaret vermek.

    TEVDİAT
    Emanetler . Emanet bırakmalar. Güvenli bir yere kıymetli bir şeyi teslim etmek.

    TEVDİİ
    Bırakmak, vermek. Emanet etmek.

    TEVSİK
    Belgelend irmek. Sağlamlaştırmak. Yazılı hale getirmek.

    TEYİD
    Kuvvetlen dirmek. Doğrulatmak. Sağlamlaştırmak.

    TUTANAK
    Mahkeme, meclis gibi yerlerde söylenenlerin olduğu gibi yazılışı. Yazı evrakı. Mevcut durumun yazıyla tesbit altına alınması. Taraflarc a yazılarak karşılıklı imzalanan, karşılıklı antlaşmayı bildiren yazı

    UHDE
    Bir işi üzerine almak. söz vermek. Bir kimsenin üstünde olan iş veya şey.

    UMUMİ
    Herkese dair. Herkesle ilgili. Genel

    ÜCRET
    Bir hizmet karşılığı verilen bedel.

    ÜSTAD
    Bilimde, sanatta ve meslekte üstün olan kimse. Usta

    VADE
    Süre. Bir iş için önceden belli edilen zaman. Bir işi ertelemek, sonraya bırakmak için olan belli zaman.

    VASİ
    Bir ölünün vasiyetin i yerine getirmeye görevli kimse, Bir yetimin veya akılca zayıf ve hasta olan bir kimsenin malını idare eden kimse.

    VASİYET
    Bir işi birisine havale etmek. Bir malı veya faydayı ölümden sonrası için bir şahsa veya bir hayır kurumuna bağış yolu ile devretmek .

    VAZİFE
    Bir kimsenin yapmaya mecbur olduğu iş.

    VEFAT
    Ölüm.

    VEKALET
    Vekillik. Birisinin adına iş görmek. Yetkiyi başkasına vermek.

    VELAYET
    Veli olan kimsenin hali.

    VERASET
    Miras sahibi olma. Ölen bir kimsenin mallarının mirasçılara geçmesi. Mirasçılık. Mirasta hak sahibi olmak.

    VESİKA
    Evrak. İnanılacak sağlam delil. Senet. Sağlam şey.

    VUKU
    Oluş. Bir olayın çıkış şekli oluşu

    YEKUN
    Toptan. Hepsi, Sonuç.

    YEVMİYE
    Günlük. Gündelik. Günlük hareketle ri günü gününe kaydetmey e yarayan defter

    ZAYİ
    Elden çıkan, kaybolan. Yitik, zarar, ziyan.

    ZAYİAT
    Zarar ve ziyanlar.

    ZİLLİYET
    Görünür sahiplik. Koruyucu olma.

    ZİLYED
    Sahip, sahiplik.

    ZİMMET
    Sorumlulu k.

    ZİMNEN
    Açıktan olmayarak, dolayısıyla, ima yolu ile
    SesizLigim ÇıgLıgımdı. Hepiniz mi Sagırdınız?


 

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 26.03.2009, 18:35
  2. Vergi Haftası etkinlikleri
    By KURBAN in forum SİİRT'TEN HABERLER
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.02.2009, 18:11
  3. Vergi Kanununda sil baştan yenilik
    By by_ex in forum HABER BÜLTENİ
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.02.2009, 10:37
  4. Fotoğraf Terimleri Sözlüğü
    By RoHaN in forum SB FOTOĞRAFÇILIK EĞİTİMİ
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07.04.2008, 16:40
  5. VERGİ YARGISINDA DAVA AÇMA VE SÜRELERİ
    By HaYaT in forum HUKUK BÜROSU
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.01.2008, 00:52

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •