EKSER
Pek fazla. Daha çok.
EMANET
Eminlik. Birisine koruması için teslim edilen şey. Birisine birşeyi koruması için bırakma.
EMARE
İşaret, iz. İp ucu, belirti.
EMLAK
Mülkler, (binalar, arsa ve araziler) İnsanların tasarrufu nda bulunan yerler.
EMSAL
(örnek) Denk. Benzer.
EMTİA
Mal. Ticaret malı
ERBAB
Bir işi iyi bilen. Hüner sahibi kimse. Bir işin ustası.
ESNAF
Sınıflar. Sıralar. Türlüler. Ticaret ve sanat ustaları.
EVSAF
Sıfatlar. Özellikler. Tanımlayıcı özellikler.
FAAL
Çalışır durumda. Devam etmekte olan çalışma. Hareket halinde.
FAHİŞ
Ahlaksız ve terbiyesi z olan durum.
FAİZ
Ödünç verilen para için alınan kar. Nema,
FASILA
Ara. Durak. Kısım.
FASİD
Bozuk. Bozulma. Doğru olmayan.
FERAGAT
Hakkından vazgeçmek, bir şey istememek . Şahsi davasından vazgeçmek. Tok gözlülük.
FERD
Kişi. Tek.
FESAT
Bozuk ve fenalık, kötülük. Karışıklık,
FESH
Bozmak. Hükümsüz bırakmak, geçersiz kılmak. Kaldırmak.
GAYB
Gizli olan. Görünmeyen. Belirsiz
GIYAB
Görünmemek. Göz önünde olmamak. Hazırda bulunmama k. Arkasından.
HACZ (HACİZ)
Borcunu ödeyemeyenin veya ödemeyenin diğer mallarına el koyma
HADİM
Hizmet eden. Hizmet.
HAİZ
Bir şeye sahip olma
HALEL
Bozukluk. Eksiklik. Başkası tarafından verilen zarar.
HASED
Çekememezlik, kıskançlık, kıskanmak.
HATA
Yanlışlık. Bilmeden yapılan davranış. Yanılma
HAVİ
İçine alan, kaplayan, kuşatan.
HAYSİYET
Saygınlık, Şeref, değer, kıymet.
HAZİRUN
Hazır bulunanla r, mevcut olanlar. Meydanda olanlar, göz önünde olanlar.
HİBE
Bağışlamak. Bağışlanan şey. Parasız ve karşılıksız vermek.
HİLAF
Ters, karşı, zıd, karşı koymak.
HİTAM
Son. Nihayet.
HÜLASA
Bir şeyin özü, sadeleştirilmesi
HÜKÜM
Karar, Kuvvet, emir.
HÜKMİ-ŞAHIS
Şahıs gibi işlem gören şirket, dernek vb. kuruluşlar, birlikler .
HÜSNİNİYET
İyi niyet. Temiz kalblilik .
HÜVİYET
Kimlik. Birisinin kim olduğu, kökü, esası
ISKAT
Düşürmek. Düşürülmek. Hükümsüz bırakmak. Silmek.
İAŞE
Geçindirmek. Yaşatmak. Beslemek.
İBARET
Meydana gelmiş. Bir şeylerden oluşmuş.
İBRA
Temize çıkarmak. Sağlamlaştırmak.
İBRAZ
Göstermek. Meydana koymak.
İCAB
Lazım. Gerekli. Lüzumlu.
İCAR
kiralamak . Kiraya vermek.
İCBAR
Zor. Zorlama.
İCMAL
Özet. Özetlemek. Kısaltmak, bir araya toplamak. Sonuç.
İÇTİHAD
Kudret ve kuvvetini tam kullanara k çalışmak. Gayret etmek. Çaba sarfetmek, Kanaat getirmek. Bir konu hakkında bir kimsenin ya da birden fazla kimsenin ortak kanaati.
İDDİA
Bir şeyin olumlu veya olumsuzluğunu ısrarla söylemek. İleri sürülen fikir. Dava etmek. Israr etmek.
İFA
Ödemek. Yerine getirmek. Yapmak.
İFADE
Anlatmak. Söylemek.
İFLAS
Tükenmek. Borçlarını ödeyemeyecek duruma düşmek. Sermayesi ni batırmak.


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
