Allah adına yemin kalkıyor
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yapılan değişiklikle alternetif yemin imkanı geliyor
07.02.2009 
Tanığın yapacağı yeminin şekli değiştiriliyor. Hukuk Muhakemeleri Kanununun değişmesinin ardından tanıklar
''Allah'ım ve namusum üzerine yemin ediyorum'' yerine
''Sorulacak sorulara doğru cevap vereceğime namusum
şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerler üzerine yemin ediyorum'' diyecek.
TBMM Adalet Komisyonunda
458 maddelik Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısının
bugün 51 maddesi görüşüldü.
Bu maddelerden 45'i kabul edilirken
6'sı daha sonraki toplantılara bırakıldı.
Bugün kabul edilen maddelere göre
tanık duruşmaya davetiye ile çağrılacak. Ancak
davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenebilecek. Tanığa davetiye
gerektiğinde telefon
faks
elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilecek.
-MAZERETSİZ GELMEYEN TANIK ZORLA GETİRTİLECEK-
Mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanık
zorla getirtilecek ve gelmemesinin neden olduğu giderleri ödemeye ve 500 TL'ye kadar disiplin para cezasına hükmolunacak.
Tanık olarak çağrılan kişi
tanıklık yapmaktan çekinebilecek.
Tasarıyla
koruyucu aile ve çocukları ile koruma altına alınan çocuk arasında
evlatlık bağına benzer sıkı kişisel ilişkilerin varlığı kabul edilerek
bu kişilere tanıklıktan çekinme hakkı tanınacak.
Sır nedeniyle tanığın tanıklıktan çekilebilmesine olanak da tanıyan tasarıya göre
kanuni bir sebep göstermeden tanıklıktan çekinip yemin etmeyen veya göstermiş olduğu sebep mahkemece kabul edilmemesine rağmen tanıklık yapmaktan çekinenlere
500 TL'den 5 bin TL'ye kadar para cezası verilecek. Bu yüzden ortaya çıkan giderler de tanığa yüklenecek.
Mahkeme
kendisine sorulan sorulara cevap vermeyen veya yemin etmemekte direnen tanığa
15 günü geçmemek üzere disiplin hapsi verecek.
Tanığa
dinlenmeden önce
gerçeği söylemesinin önemi
gerçeği söylememesi halinde
yalan tanıklık suçundan dolayı cezalandırılacağı
doğruyu söyleyeceği konusunda yemin edeceği
gerekirse diğer tanıklarla yüzleştirileceği anlatılacak.
-TANIĞIN YAPACAĞI YEMİN-
Tasarıyla
tanığın yapacağı yeminin şekli de düzenleniyor.
Buna göre
tanık yemin ederken
hakim de dahil olmak üzere salonda bulunan herkes ayağa kalkacak.
Hakim
tanığa
''Tanık sıfatıyla sorulacak sorulara vereceğiniz cevapların gerçeğe aykırı olmayacağına ve bilginizden hiç bir şey saklamayacağınıza
namusunuz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin ediyor musunuz?'' diye soracak.
Mevcut düzenlemeye göre
''Allahım ve namusum üzerine yemin ediyorum'' diyen tanık da ''Sorulacak sorulara
hiç bir şey saklamadan doğru cevap vereceğime namusum
şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerler üzerine yemin ediyorum'' şeklinde yemin edecek.
Tanık
bildiğini sözlü olarak açıklayacak ve sözü kesilmeden dinlenecek.
Hakim
tanığın
yalan söylediğini ya da menfaat sağladığını tespit ederse
bu durumu cumhuriyet savcılığına bildirecek.
Tanığa
her yıl Adalet Bakanlığınca hazırlanan tarifeye göre
kaybettiği zamanla orantılı ücret verilecek. Tanık
seyahat etmek zorunda kalmışsa yol giderleri ile tanıklığa çağrıldığı yerdeki konaklama ve beslenme giderleri de karşılanacak.
-BİLİRKİŞİYE BAŞVURMA-
''Bilirkişi'' uygulamasını yeniden düzenleyen tasarıya göre
mahkeme
çözümü hukuk dışında
özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde
taraflardan birinin talebi üzerine veya kendiliğinden
bilirkişi görüşüne başvurulmasına karar verebilecek. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda ise bilirkişiye başvurulamayacak.
Bilirkişiler
yargı çevresinde yer aldığı bölge adliye mahkemesi adli yargı adalet komisyonları tarafından
her yıl düzenlenecek listelerde yer alan kişiler arasından görevlendirilecek. Listelerde
bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişinin bulunmaması halinde
diğer bölge adliye mahkemelerinde oluşturulmuş listelerden
burada da yoksa liste dışından bilirkişi görevlendirilebilecek.
-BİLİRKİŞİNİN YEMİN ETMESİ-
Bilirkişilik görevinin kapsamının yapıldığı tasarıda
bunların nasıl yemin edeceği de belirtiliyor.
Listelere kaydedilmiş kişiler arasından görevlendirilen bilirkişilere
il adli yargı adalet komisyonu huzurunda
''Bilirkişilik görevimi sadakat ve özenle
bilim ve fenne uygun olarak
tarafsız ve objektif bir biçimde yerine getireceğime
namusum
şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ederim'' şeklindeki sözler
tekrarlattırılarak yemin ettirilecek.
Hakimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar
bilirkişiler bakımından da uygulanacak. Ancak
bilirkişinin
aynı dava veya işte daha önceden tanık olarak dinlenmiş bulunması
bir ret sebebi sayılamayacak.
-BİLİRKİŞİNİN GÖREV SÜRESİ 3 AYI GEÇEMEYECEK-
Bilirkişi raporunun hazırlanması için verilecek süre 3 ayı geçemeyecek. Bilirkişinin talebi üzerine
kendisini görevlendiren mahkeme
gerekçesini göstererek
süreyi 3 ayı geçmemek üzere uzatabilecek.
Belirlenen süre içinde raporunu vermeyen bilirkişi görevden alınıp
yerine bir başka kimse
bilirkişi olarak görevlendirilebilecek.
Bilgisine başvurulan bilirkişi
kendisine verilen görevin
uzmanlık alanına girmediğini
inceleme konusu maddi olayların açıklığa kavuşturulması ve tespiti için
uzman kimliği bulunan başka bir bilirkişi ile işbirliğine ihtiyaç duyduğunu veya görevi kabulden kaçınmasını haklı kılacak mazereti
hemen görevlendirmeyi yapan mahkemeye bildirecek.
-BİLİRKİŞİNİN SIR SAKLAMASI-
Bilirkişi
görevini yerine getirirken
öğrendiği sırları saklamak
kendisi ve başkaları yararına kullanmaktan kaçınmakla yükümlü tutulacak.
Taraflar
kendilerine tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde bilirkişi raporuna itiraz edebilecek.
Bilirkişiye
sarf ettiği emek ve mesaiyle orantılı bir ücret ile inceleme
ulaşım
konaklama ve diğer giderleri ödenecek. Bilirkişiler
kamu görevlisi sayılacak.
Keşfi de düzenleyene tasarıya göre
hakim
uyuşmazlık konusu hakkında
bizzat duyu organları ile bulunduğu yerde ya da mahkemede keşif yapacak
gerektiğinde de bilirkişiden yardım alabilecek.
-SOYBAĞININ TESPİTİ İÇİN ZORLA TEST YAPILMASI-
Komisyonda
tasarının hakimlere
''soybağının tespiti için zorla test yapılmasına karar verme'' imkanı tanıyan maddesi de görüşüldü.
Madde üzerinde konuşan eski Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanı Hakkı Dinç
babalığın ispatının
bir ceza yargılamasına benzediğini ifade ederek
''Bu durum tarafların isteğine bırakılamaz. O kişinin sağlığını ve geleceğini etkilemiyorsa
zorla kan veya tıbbi örnekler alınabilir'' dedi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi üyesi Ömer Uğur Gençcan da bu konunun yeniden incelenip değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Gençcan
''Yarın birileri
Cumhurbaşkanı ve Başbakan için 'babamdır' derse
o zaman zorla örnek alınması gerekecek. Ben yıllardır soybağı hukuku ile ilgileniyorum. Kiminle yattığını
kimden gebe kaldığını bilmeyen kadınlar var. Kan veya tıbbi örnek alınmasının zorunlu tutulması çok ciddi sorunlara yol açabilir'' dedi.
Müzakerelerden sonra
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya
konunun yeniden ele alınıp tartışılması gerektiğini ifade ederek
maddenin askıya alındığını bildirdi.
Komisyon
3 haftalık çalışmasının ardından
31 maddesini daha sonra görüşmek üzere atladığı tasarının 298. maddesine geldi.