gercekten cok süper anlatmıs...!
ALLAH ın isim ve sıfatlarının aslında cok sey ifadeettiğini
İMAN ESASLARININ PSİKOLOJİSİ GİRİŞ A. İNANÇ NEDİR ? "İnanç, bir kabul ediştir." inanç, iman kavramından daha kapsamlı olup bilgi, kanaat ve imanı içine alacak şekilde daha geniş bir anlam ifade etmektedir. Ferdin bizzat tahkik edemeyeceği inançlar iman konusunu teşkil ederler. Örneğin, Allahın varlığıyla ilgili inanç, meleklerin varlığıyla ilgili inanç. v.b. insan, Allah hakkındaki inancını elle tutulur şekilde kesin olarak ispat edemez, fakat iman eder. Allahın varlığından şüphe etmez, çünkü şüphe ve zan imanla birlikte -doğası gereği -bulunmaz. İmanla birlikte insan, subjektif bir kesinlik duygusuna sahip olur. İspat edemeyeceğini bilmesi onun inancının kuvvetini azaltmaz. Aksine tam bir güven duygusu içerisinde, aklının ve duygularının ötesinde, Dünyayı aşan Zata razı olarak, Onu açık ve kesin bir şekilde kabul eder. Her durumda inanan kişi, Allah hakkındaki düşüncelerini, kendini tatmin edecek şekilde ispat ettiği kanaatına sahip olabilir. İman, insanın algı dünyasının ötesinde bir gerçekliğe sahip bulunan şeylerle ilgili olarak bir inanç besleme durumudur. O, "gayb" (Bakara 2-3) ile ilgili bir tutumdur. İman fiili, insanın duyuların ötesinde bir alana bağlanmasıdır. Denebilir ki iman, duyu organlarımızın algılayamadığı şeyi kesin olarak beklemek, duyulara boyun eğmemek, fakat bu esnada ümit etmek, güvene dayalı bir ilişkiye girmektir. İman bir güvenme, yakınlaşma, ümitle bağlanma olayıdır. İmana konu olan objenin varlığı insana bir iç huzuru, güven ve tatmin sağlamaktadır. İnanan kimse kendisini güven ve emniyet içerisinde hissetmektedir. Güven ve emniyet insan için bir ihtiyaç olduğuna göre inanmak da bir ihtiyaçtır. Ayrıca her davranışın temelinde bir çok inançla karşılaşmak mümkündür. B. İMANIN TABİATI NASILDIR, İNSAN NASIL İNANIR ? İnanma çok girift bir psikolojik olaydır ; zihni, duygusal ve iradi boyutları var olup insanın bütünüyle alakalıdır. Basit bir inançta bile bir süreç söz konusudur. Duyum, algı, düşünme, muhakeme, duygu gibi bir takım psikolojik süreçlerden geçerek bir hükme ulaşıp inanç oluşturulabilir. En basit şekliyle inanç, içimizde varlığını hissettiğimiz, az çok bilgisine sahip bulunduğumuz bir objenin varlığını kabul ve doğrulamadır. Bu sadece zihni bir süreç olarak yaşanmaz; tasdikin gerçekleşmesi yalnızca inanca konu olan şeyin algılanıp bilinmesiyle sınırlı kalmaz. Bizim tasdikimize sunulan şeyin beynimizle uyuşması, bizi kendisine çekmesi ve teslimiyete zorlaması ile sonuca ulaşılır. Bu bakımdan inanan kişi, inancına konu olan elle tutulamaz şey ya da varlığın sadece mevcut olduğunu değil, bunun kendi gayesine uygun olduğu için arzu edilebilir olup, kendi şahsi duygu yapısıyla da tam bir uygunluk arzettiğini kabul etmiş olmaktadır. Ancak bu mutabakat uyuşma ve teslimiyet ile tasdik süreci tamamlanmaktadır. Buna bağlı olarak bütün insani eğilim ve faaliyetler, imanın kişiyi yönelttiği hedefler doğrultusunda bir değişim ve düzenlemeye tabi olmaktadır. En son noktada iman, kişinin duygu, düşünce ve hareket tarzlarının motor-saiki olarak etkinlikte bulunabilmektedir. Şüphesiz bu süreç düz bir çizgi üzerinde gerçekleşmez. Her durumda çatışmalar, bunalımlar, gerginliklerin boy göstermesi kaçınılmazdır. Zira, insan tabiatının bir dış gerçeğe açılması ve kendisini ona nisbet ederek bir ilgi bağı ile bağlanması, kendine ait bazı eğilimlerden vazgeçerek bir değişime uğraması ile mümkün olabilmektedir. C. PSİKOLOJİ NİÇİN İNANCI İNCELER ? İman çoğu zaman insan ruhunda çatışmalar, gerginlikler ve tereddütlere konu olan bir psikolojik çabanın ürünüdür. O, zihinsel, duygusal ve iradi boyutları olan psikolojik bir olaydır. İman, bir ruhi oluşumlar bütünüdür. Bütün bu sebeplerden dolayı Psikoloji bilimi insanı ruhi anlamda derinden etkileyen inancı incelemek durumundadır. I. BÖLÜM PSİKOLOJİK AÇIDAN İSLAMİ İNANÇ ESASLARI A. ALLAHA İMAN Allaha iman dinin temelidir. Din bütünüyle Allaha iman esasına dayanır, insanda doğuştan Allaha inanma kabiliyeti vardır. Kainattaki ahenk ve nizam insanı zihinsel ve duygusal yönden etkileyen ve onu Allaha iman etmeye sevkeden delillerdir. İnsan, doğal olarak inandığı Allahı bilme yönünden eğilim gösterir. Bu konuda hiçbirşey bilmeyen kimse merak ve tatminsizlik içinde kalır, bunalır. Allahı bilmek onun isim ve sıfatlarını bilmekten geçer. Allahın isim ve sıfatları beşer idrakine sığmayan uluhiyet ile duyular alemi ve akıl dünyasında yaşayan insan arasında iletişimi sağlayan bir bağ
gercekten cok süper anlatmıs...!
ALLAH ın isim ve sıfatlarının aslında cok sey ifadeettiğini
ELİNE SAĞLIK ÇOK GÜZEL YAZI OLMUŞ