6 sonuçtan 1 ile 6 arası

Hybrid View

  1. #1
    azra53
    Guest

    Standart Sevgili Peygamberim...

    Sevgili Peygamberim
    Sevgin ile seni andım,
    Sevdim seni Peygamberim.
    Seni andım, aydınlandım,
    Sevdim seni Peygamberim.
    Çağırarak kutlu ize,
    Önder örnek oldun bize,
    Sevgileri dize dize,
    Sevdim seni Peygamberim.
    Yüreğimde kutlu sözün,
    Nurlar saçar o gül yüzün,
    Geceleyin ve gündüzün,
    Sevdim seni Peygamberim.
    O anlattı İslâm nedir,
    İlim, ahlâk, insan nedir,
    Adın her an dilimdedir,
    Sevdim seni Peygamberim.
    Son peygamber, kutlu insan,
    Dost ve düşman ona hayran,
    Odur derde ilaç, derman,
    Sevdim seni Peygamberim.



    İçimdesin Allah'ım
    değil kitabında elçinde
    değil arzında göklerinde
    görmeye hacet yok allahım
    sen ki içimdesin içimde
    değil suya ay düşmesinde
    değil çiğe gül yaprağında
    sormaya gerek yok allahım

    sen ki içimdesin içimde

    Allah Derim

    Sırtımda, taşınmaz yükü göklerin;
    Herkes koşar, zıplar, ben yürüyemem!
    İsterseniz hayat aşını verin;
    Sayılı nimetler bal olsa yemem!

    Ey akıl, nasıl delinmez küfen?
    Ebedi oluşun urbası kefen!
    Kursa da boşluğa asma köprü, fen,
    Allah derim, başka hiçbir şey demem!



    Âdem oğlu aç gözünü


    Âdem oğlu aç gözünü

    yeryüzüne kıl, bir nazar
    gör bu latif çiçekleri

    hangi kuvvet yapar, bozar.



    Her bir çiçek bir nâz ile

    över Hakkı, niyaz ile
    kurtlar, kuşlar, durmaz söyler

    ol Hâlıka âvâz ile.



    Eğer onun kadirliğin

    Her bir işe hazırlığın
    ille onun kahirliğin

    anlayınca, rengi döner.



    Rengi döner günden güne

    toprağa dökülür yine
    bu ibrettir anlayana

    hakikati, ârif sezer.



    Ger bu sırrı duya idin

    yâ bu gammı yiye idin
    yerinde eriye idin

    insan değil misin, meğer.



    Bilir, gelen gider imiş

    konan geri göçer imiş
    mevt şerbetin içer imiş

    her kim, bu manadan geçer.

    __________________________
    Ağla gözüm bundan sonra



    Ağlamaktır benim işim,
    Ağla gözüm bundan sonra.
    Irmak ola kanlı yaşın,
    çağla gözüm bundan sonra.



    Hudâ bize verdi sevdâ,
    sevmek oldu, artık gıda.
    Ele geçmez bu dünyada,
    gülme gözüm bundan sonra.



    Düşün hâlin n’olduğunu,
    ömür gülü solduğunu.
    Gece gündüz olduğunu,
    bilme gözüm bundan sonra.



    Aldanma nefsin tadına,
    Zehirdir sunma balına.
    Düşüp onun hayaline,
    dalma gözüm bundan sonra.



    Sözün olsun, öze uygun,
    her ne dersen, Ona malum.
    Bu meydana düştü yolun,
    dönme gözüm bundan sonra.

    __________________________

    Ah yazık!



    Ömrüm boş şeylerle geçti, ah yazık!

    Yarını hiç düşünmedim, ah yazık!

    Hep havaya bina kurdum, şaşkınca,

    din temeli çürük oldu, ah yazık!



    Affı sonsuzdur diyerek, pek azdım,

    Kahhar ismini unuttum, ah yazık!

    Daldım günaha, yapmadım hiç hayır

    niçin doğru yoldan saptım? Ah yazık!



    Mal için, makam için hep uğraştım,

    sonsuz nimetlerden oldum, ah yazık!

    Yol bozuk ve karanlık, önde şeytan,

    günah ağır, ağlarım hep, ah yazık!



    Hesap defterimde yok bir iyilik,

    nasıl kurtulur bu Halid? Ah yazık!

    ______________________________


    Aklını başına topla


    Gel ey gurbet diyârında

    esir olup kalan insan
    gel ey dünya harâbında

    yatıp gâfil olan insan!



    Gözün aç, bir bak etrâfa

    gelip geçti nice paşa
    ne delidir bu dünyaya

    gönül verip duran insan!



    Bülbüle verilse şeker

    Kafeste durmaz gider
    acep niçin karar eder

    bu zindana giren insan!



    Biraz daha eyle gayret

    elinde var iken fırsat
    sonsuz azap çeker elbet

    Adam sen de diyen insan.

    ________________________

    Azrail başına geldiği zaman

    Azrail, başına geldiği zaman
    kırılır ayakla kol, yavaş yavaş.
    Mevlam nasip etsin din ile iman
    akar gözlerinden sel, yavaş yavaş.



    Yüksek uçan gönül, yorulur bir gün
    ölçü terazisi, kurulur bir gün.
    Herkesin yaptığı, sorulur bir gün,
    döner mi, yâ Rabbi, dil yavaş yavaş.



    Hep nefsine uydun, tevbe etmedin
    her bulduğun yedin, şükür etmedin.
    Nihayet, bu kara toprağa geldin
    çekilir dünyadan el, yavaş yavaş.



    Kabrin üzerine dikerler taşı
    bir avuç toprağa koyarsın başı.
    Baba, oğlun görmez, kardaş kardaşı

    gider, geri dönmez yol, yavaş yavaş.



    Kâfurlu, ılık suyu koyarlar
    o nazlı bedeni, tekmil soyarlar.
    Öldüğünü konu komşu duyarlar
    gelir geri ahbaplar, yavaş yavaş.

    ____________________________

    Bak da ibret al

    Zâhidâ! Aç gözün, sahraya bak da, ibret al!
    Şu direksiz kubbe-i semâya bak da, ibret al!



    Görmek istersen, Cenâb-ı kibriyanın kudretin,
    her sabah, seher vakti, dünyaya bak da ibret al!



    Padişah olsan da, derler “er kişi niyetine”,
    Var, musallada yatan mevtâya bak da, ibret al!



    Bir kefendir âkıbet, sermâye-i beğ ve fakir,
    varlığa mağrur olan, mecnun değil de, yâ nedir?

    _____________________________


    Biz Allah’ı severiz

    Yeri göğü yaratan, ağaçları donatan,

    Çiçekleri açtıran, bir Allah’tır, bir Allah!

    Allah her yerde hazır, ne yaparsan o görür.

    Ne söylersen işitir. Vardır, birdir, büyüktür.



    Biz Allah’ı severiz. Her emrini dinleriz.

    Beş vakit namaz kılar, Ona isyan etmeyiz.

    Bizlere akıl verdi. Doğru yolu gösterdi.

    Dini İslam'a uymayan, ateşte yanar dedi.



    Kur’ana iman eden, Peygamberi izleyen,

    Dünyada mesut olur, Cehennemden kurtulur.

    Mümin iyi huyludur. Herkes ondan memnundur.

    Kimseye zulüm eylemez. Kendi de huzurludur.



    Ya Rab! Af eyle beni. Ve anamı babamı.

    Kafirlerin şerrinden koru Müslümanları!
    Bu âdem dedikleri


    Bu âdem dedikleri, el ayakla, baş değil
    âdem ruha denilir, surat ile kaş değil.
    Beden et ve deridir, ruh bunun serveridir
    Hakkın kudret sırrıdır, ruhsuz kalıp hoş değil.



    Âdem gerek, su gibi, temizlenip arına
    haramlardan kaçınır, nefsi de serkeş değil.
    Âdemdedir emanet, ondadır ilmü hikmet
    Hakkın katında âdem, daneyi haşhaş değil.



    Âdem olan iyi bil, çalışır hep ay ve yıl
    ruh gıdası ilimdir, ekmek ve kumaş değil.
    Kendi özün anlayan, ruh gözün aydınlayan
    Hak sözün pek kavrayan, er olur, ayyaş değil.



    Beden hayvanda da var, hissi, onda pek artar,

    Kurt gözü, keskinse de, nakş görür, nakkaş değil.

    _______________________________________
    Bu yaşa eriştin ne amel kıldın

    Bu yaşa eriştin ne amel kıldın?
    Ömrün gelip geçti, pişman mı oldun?
    Şimdi huzuruma ne yüzle geldin,
    derse Allah, sen ne cevap verirsin?



    İki yol gösterdim, hem akıl verdim,
    bir yolu seçmekte, serbest bıraktım.
    Dinin emirlerini terk edip, nefsine uydun,
    derse Allah, sen ne cevap verirsin?



    Soğuk, sıcak dedin, abdest almadın,
    dünyaya daldın, namaz kılmadın.
    Cenâbet gezip, gusül etmedin,
    derse Allah, sen ne cevap verirsin?



    Niçin, abdest alıp, kılmadın namaz,
    yalvarıp Hâlıka, etmedin niyaz?
    Gusül abdesti almak lazım kış ve yaz,
    derse Allah, sen ne cevap verirsin?

    ___________________________


    Hakka bırak her işini

    Kim bulur, zor ile, maksadına, her zaman zafer,
    gelir elbet zuhura, ne ise hükm-i kader.



    Hakka bırak her işini, esbâba yapış yeter,
    bu sözüm olsun sana, ârif isen, her an rehber:



    Mihneti kendine zevk etmektir, âlemde hüner,
    gam ve neşe insanda, böyle gelir, böyle gider.

    ____________________________



    Ne fayda

    Yeni ilaç bulduk, diyor tabipler,
    Lokman gibi, devâ bilse, ne fayda.
    Son nefeste söylemezse, bu diller,
    bülbül gibi dilin olsa, ne fayda?



    Milyarın olsa da, rızkını yersin,
    ecel şerbetini bir gün içersin!
    Yalın ayak, başın açık gidersin,
    dünya dolu, malın olsa, ne fayda!



    İlmin, rütben çok olsa da kardeşim,
    imanın yoksa, günah ise işin,
    Secdeye hiç, koymadın ise, başın,
    dünyaya diktatör olsan, ne fayda.



    Sur çalınıp, yıldızlar dökülünce,
    deniz kuruyup, sular çekilince,
    Dağlar da, pamuk gibi atılınca,
    harâmdan mal toplamışsan, ne fayda.



    Cehennem, uzaktan gösterilince,
    ateşin, mahşer yerine sürünce,
    Sırat köprüsüne, halk yürüyünce,
    aslan gibi gücün olsa, ne fayda?



    Helâl, harâm demez, toplarsın malı,
    Milyon olsa, dersin milyar olmalı.
    Gözün aç, bu dünya fanidir fani!
    gidecek, sende çok dursa, ne fayda?



    Bir gün olur, götürürler evinden,
    kurtuluş yok, Azrâilin elinden.
    Allah adını bırakma dilinden,
    bin yıl kadar ömrün olsa, ne fayda?



    Zahmetli iş yoktur, İslamiyet’te,
    kalbi, ruhu besler, ibadetler de.
    Ne için müslüman olmazsın, sen de?
    kâfir, çok iyilik etse, ne fayda?
    ____________________________
    Müstekîm ol

    Hiç usandırma ili, il usandırmaz seni,
    hileli iş yapma hem, kes dolandırmaz seni!
    din düşmanından bir su, içme kandırmaz seni,
    korkma kâfirden âteş, olsa yandırmaz seni!

    Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

    Her zarar, insana bil, kendi nefsinden gelir,
    yüz karası âdeme, su’-i fehminden gelir
    şeref-ü şan mekana hep mekininden gelir,
    istikâmet insana, elbet dininden gelir.

    Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

    Her şey geçer âlemde, bir hâlde yoktur sükun!
    bil ki değmez teessüf etmeğe dünyay-ı dun!
    İstikâmet zarardan, seni hep eyler masun.
    Hak eder sâdıkların hasmını elbet zebun.

    Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

    Birini tezlil için, zulümle etme iştigâl,
    arkadaş kazanmağa, olur mani su’-i hâl,
    yüz suyu dökme sakın, hem de etme kil-ü kal,
    müstekîm ol, hep çalış, verir elbet Zülcelâl.

    Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

    İster ise hıfz eder, hep Allahü lem yezel,
    ırzına müminlerin, düşman verse de halel,
    tâ ezelden söylenir, halk dilinde bu mesel:
    celb eder mükâfâtı, insana elbet amel.

    Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

    At riyayı, tezyin et, ihlasla ef’âlini,
    boş buğazlık eyleme, fikr et önce kâlini!
    ne türlü saklayayım, desen de ahvâlini,
    Hak teâlâ a’lemdir, bilir bütün hâlini.

    Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

    Mağrur olmaz mal ile, mülk ile, ehl-i hired,
    insanın işi döner, her şeye vardır bir had,
    ölüm vakti gelince, kimseden gelmez meded,
    nefsine uyma sakın, hâk olur bir gün cesed.

    Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

    Sonsuz cihanı düşün, zıllı âbâd eyleme,
    Ehl-i sünnet kitabı, oku inâd eyleme,
    fırsat eldeyken uyan, ömrü berbâd eyleme,
    yakmağa sürükliyen fi’li mu’tâd eyleme!

    Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

    Hâline şeytan güler, görünce bu gafleti,
    kendine gel azizim, güldürme ol şirreti,
    hâin olma, cihana, ver keremle şöhreti,
    her şeyin üstündedir, hüsn-ü hulkun rif’ati.

    Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

    _______________________________


    Ne yürürsün hayal üzre


    Geçirme ömrünü mümin, sakın ki, kîl-ü kal üzre!
    sözün manasını anla, ne yürürsün hayal üzre?



    Bu dünyanın süslerine, aman aldanma ey gâfil!
    buna her kim gönül verse, geçer ömrü melâl üzre.



    Bir dikkatli nazar etsen, bu dünya ehline canım,
    kazanırlar para daim, bunlar cenk ve cidâl üzre.



    ***



    Bu dünyaya neler geldi, ben diyenler geçüp gitti,
    bilmeli, bu fani mülkü, yarattı Hak zevâl üzre.



    Kaçarsan arkandan gelir, kovalarsan yetişmezsin,
    ki, dünya gölgeye benzer, denildi bu misal üzre.



    Akıllı olan bir kişi, gönül vermez bu dünyaya,
    düşkün olmaz ondan yana, bilir onu kemal üzre.



    Bir kalb dünyaya bağlansa, ibadet zevkini duymaz,
    Onunçün Zâti bu şiiri, getirdi hasbihâl üzre.

    _________________________________


    Nefsim beni harap etti
    Nefsim beni harap etti,

    Ümidimi turap etti,

    Hislerimi serap etti,

    Nefs elinden kurtar Rabbim!



    İçimde bir doymaz ejder,

    Beni her an yutmak ister,

    Hayatımı etti heder,

    Nefs elinden kurtar Rabbim!



    Gerçek bana oldu hayal,

    Korkutuyor beni bu hal,

    Kararmakta her gün ikbal,

    Nefs elinden kurtar Rabbim

    __________________________


    Neylerim


    Canan elinden gelmişim,

    fani mekanı neylerim,
    Ol mülke meylim salmışım,

    ben bu cihanı neylerim.



    Hep itibarım atmışım,

    aşıklığa el katmışım,
    Ben nefsi dosta satmışım,

    bu düşmanı neylerim.



    Aşkı tabibim kılmışım,

    derdinde derman bulmuşum,
    Abdülhakimi görmüşüm,

    yünaniyanı neylerim.



    Ma’rifet tadın almışım,

    fenâ tahtına varmışım,
    Mahfice sultan olmuşum,

    dünya varlığı neylerim.



    Her ne gelirse yahşidir,

    zirâ o dostun bahşidir,
    Çün cümle onun işidir,

    ben bed gümanı neylerim.



    Gerçi zaman devran ile,

    pir etti cismim şan ile,
    Gönlüm civandır can ile,

    pir-ü civanı neylerim.



    Yâri bana bes görmüşüm,

    ağyârı dilden sürmüşüm,
    Ünsile tenhâ durmuşum,

    ben ins-ü canı neylerim.



    Dilden dile bin tercüman,

    varken ne söyler bu lisan,
    Çün can-ü dildir hem zeban,

    nutk-u beyanı neylerim.



    Şimdi! cemi’i halktan,

    müstağniyim billâhi ben,
    Hallâk-ı âlem var iken,

    halk-ı zamanı neylerim?

    _________________________

    Seadet-i Ebediyye


    Ey kalbi İslam ile yanan, sevdiğim, gençler!

    Bütün İslamiyet'ten, size nümunedir bu!



    İlim ile marifettir, hep içindekiler,

    Hakikaten bulunmaz eşsiz hazinedir bu!



    En büyük âlimlerin, en büyük velilerin,

    En meşhur simaların, en ulvi gönüllerin,



    Âleme ışık tutan, hayat sunan ellerin,

    Kalem ve kalblerinden, sızan bir katredir bu!



    Resulullahın yolu, hakiki Müslümanlık,

    Ve her iki cihanda, aranılan sultanlık,



    Sulhda her an çalışan, harplerde kahramanlık,

    Gösteren ceddimizden, bize emanettir bu!



    Her kelimesi huccet, ilimdir her cümlesi,

    Dinle budur hakiki, İslamiyet'in sesi.



    Kalbden pasları siler ve arttırır hevesi,

    İşte başlı başına, bir İslamiyet'tir bu!

    ___________________________

    Seviyorum Rabbim seni



    Aşkın aldı benden beni,
    seviyorum Rabbim seni!
    Senin sevgin, pek tatlıymış,
    seviyorum Rabbim seni!



    Ne varlığa sevinirim,
    ne yokluğa yerinirim.
    Aşkın ile zevklenirim,
    seviyorum Rabbim seni!



    Emrettin ibadetleri,
    Övdün iyi hasletleri,
    verdin sonsuz nimetleri,
    seviyorum Rabbim seni!



    Ne nankörsün ahmak nefsim
    Zevki için, bana kıydın!
    Ben hakiki zevki buldum,
    seviyorum Rabbim seni!



    İbadetlere yapışmak,
    dünya için de çalışmak,
    Maksadım sana kavuşmak
    seviyorum Rabbim seni!



    Sevmek lâfla olmaz Hilmi,
    Rabbin, çalışınız dedi.
    Hâlinden de anlaşılsın;
    seviyorum Rabbim seni!



    İslam düşmanları nice,
    çatıyor dine sinsice.
    Çalış sen de gündüz gece,
    seviyorum Rabbim seni!



    Aşık tembel oturur mu?
    Maşuka toz kondurur mu?
    Düşmanı sustur da, söyle:
    Seviyorum Rabbim seni!





  2. #2
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    08.10.2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    3.732
    Tecrübe Puanı
    94

    Standart

    canım Allah(c.c.) razı olsun..
    çok teşekkür ederim..
    bu gibi paylaşımalrını daim olmaıs dileği ile...

    yüreğine sağlık))))

  3. #3
    V-I-P Array
    Üyelik tarihi
    04.09.2005
    Yer
    siirt
    Yaş
    41
    Mesajlar
    819
    Tecrübe Puanı
    37

    Standart

    Hepsini okuyamaıdam ama okudum yere kadar da hepsi de güzel ve anlamlıydı saol
    Düşünüyorum Da Düşüncelerin En Güzeli; Senin, Beni Düşünüp Düşünmediğini Düşünürken Düşünmek Olsa Gerek Diye Düşünüyorum..

  4. #4
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    24.03.2007
    Yaş
    33
    Mesajlar
    896
    Tecrübe Puanı
    36

    Standart

    yüreğine sağLık payLaşım iÇin saqoL..

  5. #5
    azra53
    Guest

    Standart

    Bir Mekke Sabahı Güller Açıyor

    Ey Mekke, Gül Yüzlün Geliyor
    Bu sabah gönüllere Nur yüzlümüz geliyor,
    Gül Ey Mekke, gün senin günündür
    Gül ki bu gülüş sanadır…

    Gönüllerimizin Sultanı geliyor,
    Kalplerimizin Nuru geliyor,
    Gönüller Nur yüzünü özledi Ey Nebi
    Yüreklerimiz gül kokuna hasret kaldı…

    Bu gözler, seni bekliyor Ey Nebi
    Gönüllerimiz aşkınla yanıp kavruldu
    Gel artık Ey Nebi,
    Uzaktan bir ışık doğuyor…

    Gönüllerimizin aradığı ışık geliyor
    Uyan Ey Mekke, Gül yüzlün geliyor,
    Gönüllere sefa geliyor,
    Hz. Muhammed Mustafa geliyor…



    SELAM SANA YA MUHAMMED MUSTAFA

    Gelişini haber verdi Nebîler,
    Son dönemde gelir Ahmed dediler,
    Melekler yoluna güller serdiler,
    Selam sana ya Muhammed Mustafa,
    Nûr-ı çeşmin gönüllerde zevk sefa.

    İsrafil ninniler söyledi cana,
    Çocuklukta özlem duydun babana,
    Anam babam feda olsunlar sana,
    Selam sana ya Muhammed Mustafa,
    Ruhu nakşın gönüllere pür şifa.

    Gençliğinde cesur, mert bir civandın,
    Doğruluğa ta yürekten inandın,
    Muhammedü’l-emin unvanı aldın,
    Selam sana ya Muhammed Mustafa,
    Cemâlin benzerdi hüsn-ü Yusuf’a.

    Ceddin İbrahim’in Hanif dininde,
    Bazen tüccar oldun Kenan ilinde,
    Yalan yanlış yoktu senin dilinde,
    Selam sana ya Muhammed Mustafa,
    Meleklerde olmaz sendeki vefa.

    Mirâcına şahit oldu âlemler,
    Sevenler müjdeli haberi bekler,
    Firâkından yandı bütün felekler,
    Selam sana ya Muhammed Mustafa,
    Gelmek istiyorum senin tarafa.

    Ağzında dualar, gözlerin yaşlı,
    Çocukla çocuktun, yaşlıyla yaşlı,
    Oldukça vakurdun, hep ağır başlı,
    Selam sana ya Muhammed Mustafa,
    Şöhretin yazıldı nurlu Mushaf’a.

    Konuşurken sesin gayet sakindi,
    Bakışın kararlı, gözler emindi,
    Firdevs dedikleri Cennet tenindi,
    Selam sana ya Muhammed Mustafa,
    Allah remzeyledi mim-i hurûfa.

    Tenin gül kokardı, nefesin reyhan,
    Dünyada sultandın, ukbada sultan,
    Seni görmek ister bu fakir her an
    Selam sana ya Muhammed Mustafa,
    Şefâatin göster koyma A’râfa.

    Ahlâkın Kuran’dı âdabın Furkân,
    Ashâbın ışıktı, Ehl-i beyt nurdan,
    Resul ayrılamaz çâr-ı yarından,
    Selam sana ya Muhammed Mustafa,
    Ehl-i Beyte canlar feda bin defa!

    Şah Ali, Fatıma, Hasan, Hüseyin,
    Sevdam Zeynep ile Zeynel Abidin,
    Sensin kıblem, sensin Kevser, sensin din!
    Selam sana ya Muhammed Mustafa,
    Her zerrene Halit feda bin defa.

  6. #6
    V-I-P Array
    Üyelik tarihi
    30.12.2008
    Yer
    GELDİN NEREYE GİDİYORSUN :)
    Mesajlar
    1.796
    Tecrübe Puanı
    55

    Standart

    azra abla paylasımın için tesekkurler cook guzeller hepsi ellerine saglık
    BENİM KALBİM ISRARLA
    CENNET KUSATMASINDA HALA
    RUHUM BEDENİ TERKE MARUZ
    SEVAP ARTI GÜNAHLARLA
    ÖNCELERİMİ DIŞLAR SONRALARIM AKLIM FİRARDA

    GÜLLER YARE SEVGİ KANITI BENİM ELİMDE PAPATYA


 

Benzer Konular

  1. isminizin anlamini ögrenmek istermisiniz
    By neset in forum TATLI SOHBET ODASI
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 11.03.2011, 14:13
  2. Aşkta Yarın Yoktur Sevgili
    By ''ARAZ'' in forum ŞİİR - EDEBİYAT - MAKALE
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.11.2008, 21:42
  3. EY GÜL SEVGİLİ
    By K@TRE in forum DERİN DUYGULAR
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.03.2008, 15:06
  4. Ey sevgili
    By EFSU in forum ŞİİR - EDEBİYAT - MAKALE
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 28.07.2007, 19:47

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •