3 sonuçtan 1 ile 3 arası
  1. #1
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    08.11.2005
    Yaş
    30
    Mesajlar
    2.861
    Tecrübe Puanı
    73

    Standart Anne Babalar Kardesler Bacilar Okuyun Ne Olursunuz

    Annem!

    Anneciğim..,

    3 yıl kadar önceydi, 16 yaşındaydım, hatırlıyor musun? Doğuşta yayımlanan
    Bir Annenin Feryadı başlıklı bir yazıyı kaç kere okutturmuş ve gözyaşları
    arasında o acılı anneye dualar etmiş, onun için üzülmüş ve kimsenin böyle
    bir duruma düşmemesi için dilekler dilemiştik...

    Özellikle bizim aile ve kendimiz için dualar etmiştik...

    Dizinin dibine oturur, başımı gül kokulu göğsüne yaslar; bal akıtan
    dilinden nasihatler dinlerdim. Yüreğinin atışında ve her anlatışında
    bizler vardık. Verdiğin o öğütler, yolumu aydınlatır, ufkumu açar, kendime
    olan güvenimi artırır, hayata bakışımı şekillendirirdi.

    Beynim dinç, ruhum diri, yüreğim huzura kavuşmuş olarak ayrılırdım
    yanından... Ve biz aile olarak asla parçalanmayacağı derdim kendi
    kendime...
    Arkadaş seçimine dikkat et; Sibelle ilişkilerini sınırlı ve mesafeli tut
    derdin... Dinlerdim ve tutardım da nasihatlerini...

    Ama ne oldu da bu hale geldik, hala anlayabilmiş ve sırrını çözebilmiş
    değilim... Gelsem, kapını çalsam; hem evinden hem de yüreğinden içeri
    alacaksın, biliyorum; ama, yüzüm yok.... Utanç yığınıyım anne... Hep 16
    yaşındaki bebeğin olarak kalsaydım da, sana bu acı ve utancı
    tattırmasaydım...


    İki yıl Atheneumda okudum; benimle gurur duyuyordunuz. Yüzümüzü
    güldürecek, topluma hizmet eden bir insan olacaksın yavrum; diye, benden
    herkese övgüyle bahsediyordunuz... İkinci yıl sınıfta kaldım, üzerinde
    durup, nedenlerini araştırmadınız; sorup/soruşturmadınız...

    O yıl ben, Sibelin internet alışkanlığının kurbanı oldum. Sanal ortamda
    yazışmalar hoşuma gitmişti ve uzun zaman biriyle haberleşmiştim. Dersleri
    askıya almış, gece-gündüz bilgisayarın başında arkadaşımla yazışıyorduk...
    Benim bu halimden bile övgüyle bahsediyor, Aferin benim yavruma!
    Gece-gündüz ders çalışıyor diyordunuz...

    Ağabeyimle chat arkadaşlığım
    Uzun zaman intenette yazıştığımız, hatta kim olduğunu bilmeden, yüzünü
    görmeden aşık olduğum gençle tanışmak üzere randevulaştık. Korkuyor,
    çekiniyordum; ama daha fazla dayanamadım ve randevu sözü verdim...

    Okanla bir kütüphanede buluşacak ve ben elimde, Kerime Nadirin, hiçkırık
    adlı romanının okuyor olarak onu karşılayacaktım... Okan, tarif ettiği
    giyimiyle sözleştiğimiz saatte karşımda duruyordu...

    Ama bu olamazdı anne!!! Çünkü karşımda ağabeyim Erhan duruyordu... Aylarca
    yazıştığım, şiirler gönderdiğim, sevda şarkıları bestelediğim ve hatta
    sevdiğimi haykırdığım kişi kardeşim Erhanmış... Göz göze geldik,
    bakışlarımız mum gibi birbirimizi eritiverdi. Bir utanç yığınıydık..
    Kanımın donduğunu, dünyanın durduğunu hissettim bir an... Gözlerinde yanan
    ışığın söndüğünü, alev fışkıran bir ocağa döndüğünü gördüm. Onurluydu,
    namusluydu ve o bir erkekti... Dövmedi, sövmedi; beni utancımla baş başa
    bıraktı ve çekip gitti...


    Onunla dövüşür, kapışır, kırgın ve küsülü gezerdik ya anne; şimdi onu ne
    çok özlüyorum bir bilsen!.. Gömlek ve pantolonlarını ütülemeyi, odasına
    çay-kahve gotürmeyi, yatağını düzletmeyi bile özledim anne... O gidince
    dünyanın yükü omzuma bindi sanki...Ağabeyimin evi neden terk ettiğini hep
    merak ederdin ya anne, işte gizlenen bu sır ve utançtandı...

    Ağabeyimi görmedim ondan sonra; ama, onu görenlerden haberini aldım.
    İyiymiş, sağlıklı ve çalışıyormuş. Evlenmiş ve bir de kızı olmuş... İsmini
    de bu yaşamıyasıca kızının adını koymuş...Elif diyorlarmış yeğenime...
    Ağabeyimin beni affettiğinin bir işareti mi bu anne?


    Onun evden gidişinin ve ailenin büyük bir acıyla karşılaşmasının müsebbibi
    olarak her şeyi askıya almış, okulu boşlamış ve sigaraya başlamıştım.
    Aşk Çocuklarıyla Tanışıklığım
    Anne, yine Doğuşt editör imzalı bir yazıda, genç kızlar;Fuhuş Tuzağına
    düşmemeleri hususunda uyarılıyordu hatırlıyor musun? İnsanoğlu ne çok
    unutkan oluyor...


    Okula artık lafolsun diye takılıyor ve yaşadığım o olayın etkisinden bir
    türlü kurtulamıyor, değişik yollar deniyor, bir çıkış arıyordum... Okul
    önünde, sarı saçları, yeşil gözleri, pahalı giysileri ve son arabası
    olan bir genç sürekli beni izlemeye başladı. Her türlü konuşma ve
    arkadaşlık tekliflerini reddettim; diretti, inat etti ve beni pes ettirdi.
    Beraberce çıkmaya başlamıştık. Beni her gün güllerle; bazen de pahalı
    hediyelerle karşılıyordu...

    Önceleri sadece elimi tutuyor, öpmeye bile yanaşmıyordu. Her hali, tavrı
    beni kendine bağlamış ve sırılsıklam aşık olmuştum. Onunda beni
    sevdiğinden ve dürüst olduğundan dim. Çünkü benden istifade etmeye
    asla yanaşmıyordu. Her şeyi evliliğe saklamalıyız, seni tertemiz olarak ak
    duvağınla kabul etmek istiyorum iyordum
    Romantizmin doruğunda bir aşk yaşıyorduk. Ayaklarım yer değmiyordu. Annem,
    canım anneciğim! Senin öğütlerini ve başıma nelerin geleceğinin hesabını
    çoktan unutmuştum.

    Bir gün Serhanın oldum; nasıl oldu hala anlamış değilim. Şu an müptelası
    olduğum uyuşturucuyu, ilk o gün içirmiş olabilir mi diye zaman zaman
    düşünüyorum.. Ama ne fayda!
    Zordayım, dardayım, dipsiz karanlık kuyulardayım anne!... Feryadımı
    duyduğunu ve her gün gözyaşları içerisinde yolumuzu beklediğini
    biliyorum...
    Anne! Ağabeyimin evi terk edişine alışamamışken, benim de ortalardan
    kayboluşum sizi fena halde yıktı biliyorum. Benimle ilgili gerçekleri
    öğrendiğinizde kahrolacağınızı bildiğimden gitmek zorundaydım anne... Her
    şeyi anında sana anlatsam bu hallerin hiçbiri başıma gelmeyecekti; ama
    bunun için artık çok geç...


    Serhan, kendisiyle olduğum o utanç anını video olarak görüntülemiş. Bu
    rezil kaseti size gösterme tehdit ve şantajıyla beni sizden kopardı.
    Birbirimizi seviyorsak, ailemi evliliğe razı ederim, böyle bir çirkefliğe
    neden gerek duydun diye sorduğumda verilen cevap benim bitişimin
    başlangıcıydı....

    Ne evliliği be! Bundan böyle benim malımsın ve istediğim şekilde hareket
    etmek zorundasın! Aksi halde başına gelebilecekleri sen hesapla!..
    Fuhuş ve uyuşturucu bataklığındayım
    Parasız kaldığını söyleyerek başka erkeklere pazarlandım, uyuşturucu
    bulamama korkusuyla her denilene boyun eğdim. İnsanlığımdan, kadınlığımdan
    zerre kalmadı anne. İçimde yanan koca bir ateş her gün beni yakıp
    bitiriyor. Ateşten sıcak olan o kucağını özledim, gül kokunu, yüreğinin
    atışını, şefkatli bakışını özledim anne!..


    Bir gün bu hayata elveda diyeceğim, belki de senden önce göçeceğim..
    Saçlarım ve gözlerim artık gece siyahı değil!.. Sarı ve yeşil oldular
    anne.. Burnum düzeltildi...
    Öldüğümde teşhis için seni çağırırlarsa tanımakta zorlanır ve belki de,bu
    benim nazlı kızım Elifim değilder çeker gidersin.. Beni yadellere bırakma
    anne, beni de al yanına; beni de gotür gideceğin yere....


    Beni, sol göğsümün, tam yüreğimin üstüne yaptırdığım ve ANNEM; yazdırdığım
    dövmeden tanı anne!..
    Pezevenkler, bu dövmeyi, fuhuş pazarında kimse kimsenin de malını
    kullanmasın diye kazdırırlarmış, ama ben sana olan sevgimin bir nişanesi
    olarak kazdırdım ve beni ölünce rahat tanıyasın diye yazdırdım anne!...



    Serhanı polise şikayet ettim, üç gün sonra çıkıp geldi ve daha da azıttı,
    korkuyorum anne!.. Bu şebekeyi durduracak tek güç; aileler ve özgüvenle
    donatılmış gençlerdir anne...

    Anne, bu mektubu sana mı yazdım, yoksa benden sonra bu tuzağa düşmesini
    istemediğim genç kızlara mı bilemiyorum...

    Ben söylenen sözlerden, edilen nasihatlerden ders alsaydım bu hale
    gelmezdim elbette, benim yazdıklarımdan da gençlik ibret almayacak ve bu
    fuhuş şebekesi, bu uyuşturucu ve organ mafyası kirli çarklarını işletip
    duracaklardır.

    Nice masum gencin canı yanacak, onuru, namusu incinecektir. Ama ben son
    bir kez bana düşen insanlık görevimi yapayım ve sana sesimi ulaştırayım
    istedim... Sen beni mutlaka duyacak ve affedeceksin biliyorum ama,
    Müslüman-Türk kızları bu çığlığıma kulak verecek mi bilmiyorum...

    Seni seven kızın Elif...

  2. #2
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    27.01.2007
    Yaş
    32
    Mesajlar
    895
    Tecrübe Puanı
    31

    Standart

    bunu bi kaç sene önce okumuştum çok üzülmüştüm.Saol

  3. #3
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    01.03.2007
    Mesajlar
    945
    Tecrübe Puanı
    32

    Standart

    YÜREĞİNE SAĞLIK. NE DİYEYİMKİ...


 

Benzer Konular

  1. ...KaLksana Anne...
    By *GüLdeste* in forum DERİN DUYGULAR
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.07.2009, 10:02
  2. Sol Yanım Acıyor Anne
    By by_ex in forum ŞİİR - EDEBİYAT - MAKALE
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 19.02.2009, 16:17
  3. Bakmadan Geçmeyin!
    By DeRBeDeR in forum DERİN DUYGULAR
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 19.06.2007, 21:27
  4. MUTLAKA OKUYUN YORUMLARINIZI BEKLİYORum
    By TiGeRx in forum DERİN DUYGULAR
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 29.07.2006, 16:31
  5. HAYIR ANNE HAYIR BABAM ÖLMEDI
    By HeLL BoY in forum DERİN DUYGULAR
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 17.06.2006, 21:43

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •