4 sonuçtan 1 ile 4 arası
  1. #1

    SİTE KURUCUSU
    Array
    Üyelik tarihi
    31.07.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    46
    Mesajlar
    13.422
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Gıybet (Dedikodu) Nedir?

    «Gıybet» kelimesiyle işaret edilen bir mânâ gene sürekli konuşulur. «Gıybet etme» denir. ama gene de bir türlü kolay kolay vazgeçemeyiz «DEDİKODU»dan.

    Evet, Arapça'daki «GIYBET» kelimesini Türkçe'ye çevirmek gerekirse, aşağı yukarı bunun Türkçe'deki en yakın karşılığı «DEDİKODU»dur!.. Nedir dedikodunun sınırları?.. Niye suçtur?.. Niye Rasûlullah aleyhi's-selâm bu mevzûda bu kadar şiddetli konuşmuş da şöyle buyurmuştur:

    -GIYBET ZİNADAN 36 DEFA DAHA ŞİDDETLİDİR.

    Câbir ve Ebû Said radıyallahu anh naklediyor

    «Rasûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    Gıybetten sakınınız!.. Zirâ gıybet zinâdan daha şiddetlidir!.. Çünki zinâ eden kimse tevbe eder, Allâh da afveder. Fakat gıybet eden, gıybeti yapılan afvedinceye kadar, afvedilmez!.. (Gazalî-İhya)

    Ve Kur'ân-ı Kerîm'de niçin son derece tiksindirici bir misâl kullanılmıştır dedikodu için. Şöyle ki:

    «EY İMAN EDENLER, ZANNIN BİR ÇOĞUNDAN KAÇININ!. ÇÜNKİ, BAZI ZANLAR SUÇTUR!...

    BİRBİRİNİZİN KUSURUNU ARAŞTIRMAYIN!..

    KİMİNİZ DE KİMİNİZİN DEDİKODUSUNU YAPMASIN.

    SİZDEN HERHANGİ BİRİNİZ ÖLÜ KARDEŞİNİN ETİNİ YEMEKTEN HOŞLANIR MI? İŞTE BUNDAN TİKSİNDİNİZ!..» (Hucurât-12)

    Hazreti Aişe radıyallahu anha anlatıyor:

    «Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e:

    -Safiyye'nin şu kusurları, boyunun kısa olması sana yeter!..

    dedim. Rasûlü Ekrem:

    -Öyle bir söz konuştun ki, denize atılsa, denizi bulandırır ve kokuturdu!.. buyurdu.

    Resûlü Ekrem'e gene bir insandan bahsetmiştim. Bana şöyle dedi:

    -Bana dünyalıktan bir çok şey verilse de, kimseyi kötülükle anmayı sevmem!.. (Ebû Davud, Tırmızî)

    Ebû Hureyre radıyallahu anh naklediyor:

    Peygamber salla'llâhu aleyhi ve sellem'e sordular:

    -Gıybet nedir biliyor musunuz?..

    Ashab cevabladı:

    -Kardeşini hoşuna gitmeyen şeyle anmandır!..

    Birisi sordu:

    -Dediğim şeyler kardeşimde varsa, ne buyurursun?..

    Resûlullâh:

    -Söylediğin şayet onda varsa, onu gıybet etmiş bulunursun!.. Ve eğer onda yoksa ona iftira etmiş olursun!.. (Müslim)

    Amribn-ül As radıyallahu anh'dan nakledilmiştir:

    Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem ölü bir katırın yanından geçerken ashabından bazılarına şöyle buyurmuştur:

    -Kişinin karnını doyuruncaya kadar şu (leşden) yemesi, elbette müslüman bir kişinin etini yemesinden (dedikodusunuyapmasından) daha hayırlıdır.» (ibni Hibbân)

    Evet, Kur'ân ifadesi ile, deyişi ile, kişinin dedikodusunu yapmak, ölü kardeşinin etini yemek kadar «tiksindirici» bir fiildir!..

    Niçin?..

    Başta da çeşitli vesileler ile anlattığımız üzere siz bir takım çalışmalar yapıyorsunuz, zikir yapıyorsunuz, oruç tutuyorsunuz zekât sadaka veriyorsunuz, hatta yoldan bir taşı, bir çöpü kaldırıyorsunuz ve bu yaptığınız yararlı fiiler ile sevab yani, size ölümötesi yaşamda gerekli olan enerjiyi topluyorsunuz.

    Sonra?..

    Falanca kişi dile geliyor ve başlıyorsunuz, duyduğu takdirde hoşnut kalmayacağı bir biçimde onun hakkında konuşmaya. dedikodusuna.işte o anda olan oluyor!..

    O kişiden sözetmeye başladığınız anda, beyniniz ile o kişinin beyni arasında sizin bilinciniz dışında bir devre, bir bağlantı kuruluyor ve onun hakkında ne kadar hoşlanmıyacağı bir biçimde konuşmuş iseniz; konuşmanızdan dolayı onun hoşnutsuzluğunu giderecek düzeyde sizin pozitif enerjiniz yani sevaplarınız onun beynine anında transfer oluveriyor!..

    Nice emeklerle, nice gayretlerle ne kadar zamanınızı harcayarak elde ettiğiniz o pozitif enerjiniz, o sevablarınız, bir anda dedikodusunu yaptığınız kişiye bağışlanıp gidiveriyor!..

    Oysa siz, o pozitif enerjinizle milyonlarla yıl neler elde edebilecektiniz!..

    Ya da bundan daha kötüsü!..

    Verecek birikmiş pozitif enerjiniz yok. işte bu defa aynı kanalda tersine bir akış başlıyor ve. Onun eşdeğerdeki negatifleri bir anda sizin beyninize boşalıp, oradan da dalga bedeninize anında yüklemesi yapılıveriyor!..

    Dilinizi tutamayıp, bir anlık geçici zevk için beyninizi fuzuliyâta harcamanızın; dünyanın en kıymetli cevheri beyninizi yerinde kullanmayıp boş şeylere harcamanızın «neticesinde» oluşan bir olay!.. Kendi kendinize verdiğiniz bir ceza!..

    Nice insanlar vardır. Hayır hasenat yaparlar. Namaz kılarlar, oruç tutarlar. Zekât verirler. Ve âhırete «dolgun» gittiklerini sanırlar!.. Oysa tamtakır, tamamiyle müflis yani iflas etmiş bir şekilde oraya varmaktadırlar, bundan hiç haberleri yoktur.

    «KİŞİYE GÜNAH OLARAK SADECE DİLİ YETER»

    Hadîs-i şerîfinde anlatıldığı üzere, başkalarının dedikodusunu yapması, zan üzere başkaları hakkında konuşması, iftiralara âlet ve aracı olması yüzünden tüm sevablarını yani müsbet enerjisini onlara dağıtmaktan başka, bir de onların günâhlarını yani negatif yüklerini yüklenmiştir; üstelik bunun farkında bile değildir!..

    İşte şu Tırmızî'deki Hadîs-i Resûlullâhı, beraberce okuyalım:

    Ebû Hureyre Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'den nakletmiştir:

    "-MÜFLİS kimdir biliyor musunuz?.. diye sordu Resûlullâh. Ashab:

    -Bizce müflis parası ve malı olmayandır, Yâ Resûlullâh!..

    Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    -Benim ümmetimin müflisi o kişidir ki, kıyâmet günü namaz, oruç, zekât getirecek. Fakat, buna zinâ isnad etmiş, bunun malını yemiş, bunun kanını akıtmış, bunu dövmüştür!..

    Sonra oturacak; kısas olarak bu onun sevablarından alacak, o da bunu sevablarından alacaklardır. Şayet, sevabları üzerinde bulunan hataların karşılığı ödenmeden tükenirse bu defa, onun hatalarından (doğan günâh) alınıp buna yüklenecek ve sonra da ateşe atılacaktır!.."

    Şeytan, en büyük şeytâniyetini insanları birbirleriyle uğraştırmak sûretiyle ortaya koyar.

    Günümüzün büyük kısmını ,dikkat edin ,Falanca böyle yapmış, filânca şunu demiş, Ahmet bunu yapmış, Ayşe böyle demiş... diyerek geçiriyoruz.

    Bu şekilde geçirdiğimiz her dakika ve saat, Şeytana kulluk etme ve ona tapınma halindeyiz demektir.

    Allah bizleri, birbirimizle uğraşmak, birbirimizin dedikodusunu yaparak ömür tüketmek için yaratmadı.

    Önemli olan, falancanın filâncanın ne yaptığı değil, senin kendi geleceğine dönük bir biçimde ne yaptığındır.

    Hiç kimseye hiçbir şey zorla verilmiyor.

    Eline geçeni alırsın, işe yarıyorsa değerlendirirsin. İşine yaramıyorsa değerlendirmezsin! Benim yolum, kendi doğru yolum bu!. dersin. Kendi yolunu kendin çizersin...

    Ama, şu önümüzde kalan kısacık zamanı başkalarının hakkında konuşarak tüketecek kadar lükse hiç birimiz sahip değiliz!.

    Ölüm sonrası yaşamı ne kadar biliyoruz?. Ve, bu yaşama kendimizi ne kadar hazırlıyoruz?.

    Sualler bu kadar basit!.

    Eğer, bir daha dünyaya gelip yapmadıklarını yapma şansın yoksa ?... Ki, bu durum kesin bir hükümdür.

    Eğer, şu dünyada geçireceğin vakit, daha sonraki sürecin milyarlarca ve milyarlarca sene sürecek boyutuna göre, okyanusa dalmış bir kuşun gagasındaki damla kadar az ve kısa ise;

    Ve sen, geleceğini sadece bu süreç içinde kazanma şansına sahip isen, halâ daha dedikodu ile, gıybet ile etraf hakkında konuşmakla vaktini harcayacak lükse sahip olduğunu mu zan ediyorsun?.

    Aklı olan, zorunlu konuşmanın haricinde kalan tüm vaktini zikir ile değerlendirir, tesbih ile değerlendirir.

    Nerede olursa olsun, abdestli veya abdestsiz her halükârda zikir yapılabilir.

    Öyleyse yapılacak şey, yanlışlardan en kısa zamanda dönmektir.

    Fazilet; Yanlışını idrâk ettiğin anda kendine itiraf edebilmek ve onun gereğini uygulayabilmektir.

    İnsan, dün ile oyalandığı takdirde, yarınını kaybeder.

    Yarınını kazandırmayacaksa dünden bahsetme!

    Asr sûresi, bunu anlatır.

    Hak olanı, gerçek olanı, sana bir şeyler kazandıracak olanı elde et ve kendinde oturtmaya çalış!.

    Ve, bunları yapma, gerçekleştirme konusundaki güzellikleri çevrene de tavsiye et!.. Kuranın uyarısı bu!..

    Yer yüzündeki hiçbir değerin ölçemeyeceği, içinde yaşamakta olduğumuz zamanı süratle yitiriyoruz.

    İçinde yaşamakta olduğumuz zaman, yeryüzünde hiçbir değerin ölçemeyeceği konumdadır.

    Ölüm ötesinde; Ahh!. diyeceksin. Neden bir nefesi dahi boşa harcayıp zayi ettim?..

    Bana ne!.. Falanca ne yapmışsa yapmış. Ben bunları konuşayım diye gelmedim ki dünyaya!.

    Onu bunu konuşayım derken geçen bunca zamanda neler yitirdim?. Neleri elde edebilirdim?.

    Bir adam, yemeğini yemiş, sofrada bir dilim ekmek bırakmış. Ona,  ne müsrif insan!. diyoruz.

    Yalnız O adam değil!. Hepimiz istisnasız müsrifiz, iflâstayız... Çünkü, içinde yaşadığımız anları, ölümden sonraki hayatta bize yararlı olacak şekilde değerlendiremiyoruz.

    Ne kadar büyük bir yanlıştır ki, zikri veya ibadeti sadece câmiye ve seccadeye tahsis etmişiz. Onun dışında kalan zamanın hepsini de dedikoduya gıybete ayırmışız.

    Televizyon seyreder dedikodusunu yaparız. Gazete okur, dedikodusunu yaparız. Komşuya gider, dedikodusunu yaparız. İki kişi bir araya gelir hemen dedikoduya başlarız.

     Ölmüş kardeşinin çiğ etini yemek  diye bahsedilir bu olay yüce kitabımız Kuranda...

    Ölen kardeşini kim sofraya koyup, etini kesip, üzerine tuz biber ekip, yanına da turşu alıp yer?. Kimse böyle bir şeye kalkışmaz!

    Ama Kurân, gıybeti dedikoduyu,  ölmüş kardeşinin çiğ etini yemek  diye tasvir ve tarif ediyor...

    Mevlânanın bir sözü var;

    Ben kötüysem, kötülüğümle gittim Cancağızım!. diyor.

    Kendim, yaptığımın neticesi ile karşılaşacağım. Ben iyi isem, benim iyiliğimin de sana bir faydası yok!

    Sen, kendin için ne yapmadasın?. Kendi geleceğin için yaşamı nasıl değerlendiriyorsun?.

    Hepimiz yalancıyız!. Hepimiz kendimizi aldatıyoruz.

    Kendimizi aldatmak sûreti ile, kendimize verdiğimiz zararı ise, bize dışarıdan hiç kimse veremez!

    Eğer, Allahın sistem ve düzenini anlamışsak, Hüküm şu ki;

    Herkes ancak, yaptığının karşılığını alacak, yapmadığının da karşılığını almak mümkün değil!.

    Dışarıdan biri de öyle bedavadan bir şey vermeyecek.

    Birinizin kârı biraz düşük olduğu zaman; Eyvah!. Bu açığımı nasıl kapatabilirim?. diye telâşlanıyor, bir takım sorular sorarak, kendi kendinize bir takım çareler arıyorsunuz.

    En fazla ayda bir, muhasebe yapıyorsunuz. Ne geldi, ne gitti, ne kadar kâr ettim, ne kadar zarar ettim, nereye ne harcadım, ne açığım var, diye...

    Hiç olmazsa kendinizi ayda bir defa muhasebeye tâbi tutuyor musunuz?

     Bu ayı nasıl geçirdim?. Bu ay kaç saat yaşadım?. Bunun kaç saatini ölüm ötesi yaşama dönük olarak değerlendirdim?.

     Ne kadarını da bu dünyada bırakıp gideceğim ve bir daha hiç ilişkim olmayacak şeyler için harcadım?.

    İşte haftada bir olan Cuma namazının bir çok özelliği yanında bir özelliği de kişinin haftalık muhasebesi içindir.

    Cuma günü yatağından kalkıp, sabah namazını kıldıktan sonra, namazı kıldığın yerde oturup hiç olmazsa beş dakika düşüneceksin!.

     Şu geçen Cuma namazından bu Cumaya kadar, bu bir haftamı ben nasıl değerlendirdim?. Hangi kazançlı işleri yaptım?.Ne kadar zamanımı da israf ettim?.

    Ve bu arada, ne kadar insanı da aldattım?. Menfaat sağlamak için ne davranışlar yapıp, ne yalanlar söyledim?. Bu arada neleri kaybettim?. 

     Dünyada bırakıp gideceğim ve bir daha benimle hiç alâkası olmayacak şeyler için ne kadar zaman harcadım?.

    Bunun bir misâlini Hâdiste Rasulullah s.a.v. anlatır :

     Kişi mahşerde kendi dünya yaşamını görür. O yaşamı ile hesabını vermeye başladığı zaman bir yana bakar ; Allah için harcadıkları yırtık elbiseler, kullanılmış giyecekler, yemek artıkları, beş on kuruşluk sadakalar!..

    Sonra öbür tarafa bakar ; Kendisi için olan tarafta, kıymetli giysiler, lezzetli yiyecekler, kendisine ve en yakınlarına harcadıkları paralar...

    Her ikisini de böylece görür. Ve o anda der ki, utancından dolayı ;

    Yer yarılsa da ben şu anda toprakta yok olsam!..

    Çevrenizdekilere elinizden geldiğince yardımcı olun,zarar vermeyin, Allah sizi çevrenizle uğraşmanız için değil,kendinizi yetiştirmek için bu dünyaya gönderdi,kulluğunuzu edesiniz derken Hz.Rasulullah, İblis de bizi daima çevremizdekilerle meşgul edip ,kendi geleceğimizi hazırlamamızı engelleyici fikirler ilkâ eder,içimize verir! Bu sebeptendir ki; İnsanların arasında en yaygın olan şey ,dedikodu ve gıybettir! Dedikodu ve gıybet eden kişi,İblisin atına binmiş onun dilediği istikamette yürümektedir,ilerlemektedir!

    Allah bizleri birbirimizin dedikodusunu ,gıybetini yapalım diye yaratmadı!.

    Bizim görevimiz;bir araya geldiğimiz zaman bildiklerimizi karşımızdakine-yanımızdakine anlatmak ve ondan sonra da onun hakkında hiç bir yerde konuşmamaktır!Çünkü Hz.Rasulullahbuyuruyor ki;

    Kim kardeşinin kulağına gittiği zaman üzüleceği bir şeyi bir başkasına söylerse,bu,gıybettir Kurân daki anlatımla ölmüş kardeşinin çiğ etini yemektir!

    Kim ölmüş kardeşinin çiğ etini yemek ister?

    Kulağına gittiği zaman hoşlanmayacağı şeyi kardeşinin arkasından konuşmakGIYBETtir,

    İblisin atına binip onun dilediği istikamette yol almaktır!

    Allah bizi birbirimizin dedikodusu ve gıybetiyle zamanımızı harcayalım-tüketelim diye dünyaya yollamadı!

    Allah ;kendisini tanıyalım-bilelim-anlayalım-idrak etmeğe çalışalım ve yaşamımıza ona göre yön verelim diye bizi yarattı-var etti!

    Kimin hakkında dedikodu veya gıybet yaptığını bilmeyen, farketmiyen ise zaten MÜŞRİKTİR!...

    Karşındakinin hakikatını göremediğin sürece et kemik görüp secde etmeyen şeytan gibi olursun!..

    Kim kendini adam etmek yerine başkalarını çekiştirip onların dedikodusu ve gıybetiyle ömür tüketip yanına iki kişi daha toplayıp kendine bir pâye arıyorsa yarın cehennemin dik alâsını yaşayacaktır!

    Aklı olan başkalarının dedikodu ve gıybetiyle ömür tüketmez.

    Allah sizleri kendinizi adam edesiniz diye yarattı!Siz ,başkalarını adam edeyim diyerek kendinizi tüketiyorsunuz!

    Herkes haddini bilmezse,ilimle kendini yetiştirmezse; zinadan 36 kat daha beter olan gıybet ve dedikoduyla ömrünü tüketirse bu ilmi edindikten sonra,başına belâyı davet ediyor demektir.

    Kul azmayınca belâ nâzil olmazmış!

    İlim yerine dedikodu ve gıybetle günlerini tüketenler akıllarını başlarına almazlarsa,bilin ki belâ yakındır!

    Allah sizleri kendisine kulluk için yarattı..Kendisi için yarattı!

    İslâmın prensibi ; yanlışını gördüğün kişiye bir defa yanlışını yüzüne karşı söylemektir.Bundan sonra iş biter!.Yanlışta devam eden, kendi bilir!

    Yanlış söylendikten sonra da başkalarına onun hakkında konuşulmaz,bu ,gıybet olur.Zinadan 36 defa kötü olan gıybet!

    Dedikodu ve gıybet imanlı kişiye yakışmaz

    Gıybete devam ederek ölen kişinin imanından korkarım..

    Ne amel yaparsanız yapınız,dedikodu ve gıybet üzere ölürseniz imanınız meçhuldür,bunu sakın unutmayın!

    Nefsini terbiyeden aciz olan , başkalarını terbiye etmeye kalkar ve başkalarıyla mücadele eder..Bu,nefsinden yana âcizliğinin itirafıdır,bunu da unutmayın!

    Siz ,kendinizi adam etmek için bu dünyada varsınız.

    Halâ akıllanmayacak mısınız?

    Bilin ki Allah ihsan ettiği ilimle uğraşmayıp da birbirlerinyle uğraşanları çok kötü sonuçlarla karşılayacaktır

    Kendinize dönesiniz ve ÖZünüzde Onu bulasınız diye bu dünyada sayılı nefesiniz var.

    Ölmüs kardesinin çig etini yemek isteyen YAMYAMIN müslümanlikla bir ilgisi olabilir mi? Bu yamyam imanliyim dese, gerçekten imanli midir? hele hele bu yamyam tasavvuf bilgileri konussa... ona ne kadar inanilir?

    Tasavvuf ehli olan degil; iman ehli olan, yamyamlar konusurken yanlarında oturmazlar!. Bazılari uyduruyor kötü adamın giybeti yapilir diye... Çünkü kötü adamin hakikatinde O yoktur!!!...

    Bilelim ki Ölü kardesinin çig etini yemekte olan YAMYAMLARIN KALPLERINDE iman bulunmaz!.

    Siz siz olun, dedikodu ve ölü kardes eti yemek olan giybete devam eden kimselerle görüsmeyin!. Yamyamlarla dost olan sonunda YAMYAM olur!. Kisi dostunun haliyle hallenir; atasözünü hatirdan çikarmayin.

    Samimi olarak ALLAH i isteyen, YAMYAMLARDAN uzak dursun!.

    Unutmuşunuzdur belki INSAN ve SIRLARI diye bir kitap vardı... Yeniden onu okuyarak SISTEMI hatırlamaya çalışın!.

    Dostlarım... Dedikodu ve gıybetten, dünyadaki en korktuğunuz şeyden kaçar gibi kaçının! Hakkında konuştuğunuz kişide gerçekten varsa o hâl; bunun adı "gıybet"tir, Allah Rasûlüne göre!.



    SADECE DİNLEMEK "GIYBET"E GİRER Mİ?!

    Fikrin değil, kişinin dedikodusu olur!.

    Akıllı insan fikrin eleştirisini yapar!. Kişinin eleştirisi gıybet, yalnızca, edenini değil dinleyeni de kozasına hapseder ve dahi kozasını kalınlaştırır!.

    Kişiye saygısı olmayanın Allaha da saygısı olmaz!

    Seyri yitirmiş olanın, tek meşgalesi dedikodu olur!

    Dünyada insanın niye varolmuş olduğunu fark edemeyenler, günlerini Allahı tanıma ve erme ilmiyle değil, birbirleriyle çekişmeyle tüketirler!.

    Her günü, sana ebedi hayatında yararlı olacak yeni bir ilim öğrenerek değerlendiremiyorsan, ancak perdeni kalınlaştırmakla meşgulsün, demektir
    "BİZİM YANIMIZA GELEN HİÇ KİMSE GELDİĞİ GİBİ AYRILMAMIŞTIR"
    Şeyh Muhammed Kazım KS

  2. #2

    SİTE KURUCUSU
    Array
    Üyelik tarihi
    31.07.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    46
    Mesajlar
    13.422
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    evet anlayana

    "BİZİM YANIMIZA GELEN HİÇ KİMSE GELDİĞİ GİBİ AYRILMAMIŞTIR"
    Şeyh Muhammed Kazım KS

  3. #3
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    şunuda unutmamak lazım ki kişiler karşıdaki insan zor durumda kalmasın diye yapılan bir hainliği karşıdakini haberdar etmek suretiyle yapılan uyarılar gıybete girmez,aksine fitneyi fesadı ortaya çıkarmak ve ihaneti engellemektir..

  4. #4
    Forum Demirbaşı Array
    Üyelik tarihi
    18.06.2007
    Yer
    Anasının Dizinin Dibinden :=)
    Yaş
    40
    Mesajlar
    10.926
    Tecrübe Puanı
    238

    Standart

    dedikoduyu bende sevmem bizim mahallede dedikoducu vardı ne yapsak dedikodu Allahtan şimdi düzeldi sağol abicim teşekkürler

    Takdir Ediliyorsanız Değil, Taklit Ediliyorsanız Başarmışsınız Demektir.
    Hayat öyle oyunlar oynuyor ki, nereye tutunsam düşüyorum.
    Tam da palyaçonun dediği gibi: "ağlayamadığımdan gülüyorum."
    Paul Auster


 

Benzer Konular

  1. Dua Nedir, Nasıl yapılmalıdır ?
    By HaNıM aGa in forum AYET - HADİS - TEVHİD - TECVİD - KIRAAT
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19.07.2009, 22:56
  2. A'dan Z'ye Dinimizdeki Terimler
    By by_ex in forum İSLAMİ BİLGİLER
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 29.03.2009, 14:08
  3. Gıybet Sadece Dille Yapılmaz
    By HaYaT in forum İSLAMÎYET (GENEL)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04.10.2008, 15:31
  4. Gıybet Sadece Dille Yapılmaz
    By HaYaT in forum İSLAMİ BİLGİLER
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 10.03.2008, 23:06
  5. Dini Terimler ve Cevapları
    By CefA_CasH in forum İSLAMİ SORULAR VE CEVAPLAR
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 05.01.2008, 21:47

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •