[BLINK]LÜTFEN YEMEKLERİNİZİ İSRAF ETMEYİN...[/BLINK]
..Yiyin, için ve israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.Araf Suresi.31)
Yemek için yaşayanların çoğunluk olduğu ülkemizde, bu durum doğal olarak israfı da beraberinde getirmektedir. Yaşamak için yiyen gelişmiş ülkelerde, bizlerdeki kadar yiyecek israfı görülmemektedir.
Tasarruf alışverişte başlar. Gıda alışverişlerinde dikkatli olunması gereken en önemli detay;günlük, haftalık, olarak alışveriş yapıp, ihtiyacın ve yapılan listenin dışına çıkmadan yapmak, en doğru karar olur.
Gıda reklâmlarıyla ve çarpıcı ambalajlarıyla market raflarını süsleyen yiyeceklerin dayanılmaz çekiciliğine kanmamak için, uzmanlar alış verişlere aç karnına çıkılmaması için uyarırlar.
Ev hanımları çay partilerinde, (altın ve dolar günlerinde) neredeyse 15 çeşit kolesterol yüklü yemekleri yaparak, rekor kırarcasına biri birleriyle sanki hamur işi yapma yarışına girerler Bu yemekleri yemelerinin sonucunda da, kilolarına kilo katarlar Kadının evlendikten sonra kilo almasını da, hatta bir parça et bin ayıbı örter düşüncesiyle, sanki şişmanlık çok doğalmış gibi kabullenirler.
Afrika açlıktan ölürken, çöpe giden yemekler
Dünya hızla kuraklığa doğru giderken, Afrikada insanlar açlıktan ölürken, ülkemizde ekonomik sıkıntılar yaşanırken; bu konunun acil olarak gündeme gelmesi gerekmektedir. Televizyonlar eğlence ağarlıklı programlarla, insanları hipnoz edercesine ekran karşısına kilitlemektedir. En azından, bu programlarda 10 dakikalık israfa dayalı konuşmalar yapılsaydı, inanıyorum ki, ülkemizin ekonomisine çok fazla katkısı olacaktı.
Sağlık mutfaktan geçer. Evdeki sağlıklı yaşamanın sorumlusu da, annelerdir. Neden her işin başı eğitim diyoruz? Çünkü sağlıklı, ekonomik, kolay yemekler yapmak, bilgi ve eğitim işidir Bundan dolayı önce anneleri bu konuda eğitmeliyiz ki, evdekilere daha sağlıklı hayat sunsunlar.
Sadece kendilerini mutfakta yemek yapmaya ve ev işlerine adayan anneler; kalori dışında hiçbir besin değeri olmayan kekler, pastalar, börekler” yaparak, çevrelerinden gelen iltifatlara dayanamayıp, misafirlerine daha da çok hamurlu yemekler yaparlar. Bu iltifatların sonucunda da, ahçılıklarıyla ün yapmanın ve işe yaradıklarını sanmalarının onurunu yaşarlar.
Diğer taraftan, yemek için yaşayanların hayatına baktığımızda, tüm sosyal yaşantıları neredeyse yemek üzerine kurulmuştur. Sağlıklı beslenmek onlar için, hasta olup doktorlar uyarana kadar,’ çok fazla bir şey ifade etmez.
Piknik keyfi
Yemek için yaşamaya o kadar çok alışmışız ki, hafta sonları temiz hava almak için dahi kırlara çıkıldığında; akşamdan hazırlanan köfteler, dolmalar ve kızartmalarla yollara çıkılıp, henüz piknik yerine varılmadan yolluklar açılıp, birer- ikişer börekler, poğaçalar dağıtılıp yenir;Bu durum piknik yerinde keyif sandıkları, toz-toprak hatta böceklerle karışık, mangal üzerindeki zararlı dumanlarla kızartılan etlerle devem eder Yedikleri ağar yemeklere vücutları dayanamayıp tansiyonlarının yükselmesi sonucu, bitkin bir şekilde, iki ağaç arasına astıkları salıncaklarda uykuya dalınır Bir ara da kalkıp yanlarına aldıkları toplarla, voleybol veya yakan topu oynayarak spor yaptıkları sanılır.
Bu güzel tatil gününden geriye de kala - kala sadece, sönmüş bir ateş ve çöpler kalır. Bazen de sönmemiş ateş kalır ve yemyeşil ormanlar kül olur.
Genellikle Avrupalılar bu tarz pikniklerde yanlarında sadece küçük, pratik sandviç ve içecek alırlarTemiz havadan faydalanmak için de, eşofmanlarını ve rahat spor ayakkabıları giyip, bol- bol yürüyüş ve spor yaparlar. Daha sonra dinlenmek için uzandıklarında da, yanlarında getirdikleri kitaplarını okurlar.
Benim anlayamadığım: Nedense bizim insanlarımız, ağaçlara, kuşlara, böceklere bakarak ve hijyen koşullarının olmadığı ortamlarda yemek yemekten nasıl zevk alabildikleridir.
Can boğazdan gelir inancıyla sofraya oturanlar, unutmasınlar ki, can boğazdan da çıkar. Oburluk insana yakışmayan bir tavırdır. Hele kadınların obur olup yemeklere dayanılmaz bir iştahla yemeleri, hatta sanki ;hamileymiş gibi, aşerercesinecanlarının mevsim dışı yiyecekler isteyip de yemek için sabırsızlanmaları; ister istemez insana kalitesiz bir görüntü oluşturur.
Nitekim Peygamberimiz döneminde de bu tip insanlar yaşamıştır ve bu insanlar bedevi kültürü olarak tanımlanmıştır. Bedevi kültürü ise, nezaketsizlik, incelikten yoksun, yüzeysellik ve oburluk gibi tanımlanacak özellikleri kapsar.