1 sonuçtan 1 ile 1 arası
  1. #1
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    16.01.2006
    Yaş
    40
    Mesajlar
    490
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart kafirlere dostluk beslemenin belirtileri

    Velâ ve Berâ mefhûmuna delâlet eden belirtiler vardır. Bu belirtiler şunlardır:
    BİRİNCİSİ: KÂFİRLERE DOSTLUK BESLEMENİN BELİRTİLERİ:
    1. Giyim, kuşam ve söz gibi şeylerde kâfirlere benzemek :
    Çünkü giyim-kuşam,söz ve buna benzer şeylerde kâfirlere benzemek, benzenilen kimseyi sevmeyi gösterir.
    Bu sebeple Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
    (( ENFR *N4N(QNGN (PBNHREM ANGOHN EPFRGOER ))
    Kim bir kavme benzemek isterse, o da onlardandır.
    Kâfirlerin özelliklerinden, gelenek ve ibâdetlerinden olan şeylerde onlara benzemek, örneğin sakalları kesip bıyıkları uzat-mak ve gerek olmadığı halde onların dilleriyle konuşmak gibi onların izlediği yol ve ahlâk olan şeylerde onlara benzemek, giyimde, yeme, içme ve diğer şeylerde onlara benzemek, haramdır.
    2. Kâfirlerin diyârında oturmak ve dînini kurtarmak için onların diyârından müslümanların diyârına hicret etmemek:Çünkü hicret, bu anlam ve gâye için hicret etmek her müslümana farzdır.Zirâ kâfirlerin diyârında oturmak, onlara dostluk beslemeye delâlet eder.
    Bu sebeple Allah Teâlâ, hicrete gücü yettiği halde kâfirle-rin arasında oturmayı müslümana haram kılmıştır.
    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
    (Kâfirlerin diyârında kalarak hicreti terkedip) nefislerine zulmeden kimselere melekler, canlarını alırken (onları azarlayarak şöyle) derler:(Dîniniz konusunda) ne işle meşgûl idiniz? Onlar: Biz, yeryüzünde (zulûm ve kahrı kendimizden savuşturmaktan) âciz kimselerdik, derler. Melekler (onlara): Allahın arzı geniş değil miydi? (Dîniniz konusunda emîn olabilmeniz için bulunduğunuz yerden başka bir yere) hicret etseydiniz ya! derler. İşte bunların barınağı, cehennemdir. Orası ne kötü bir dönüş yeridir. (Kendilerinden zulûm ve kahrı savuşturmaya) gücü yetmeyen erkek, kadın ve çocuk-lardan âciz kimselerle (içerisinde bulundukları zor durumdan kurtulmaya) hiçbir yol bulamayanlar (bu dönüş yerinden) müstesnâdır.Umulur ki Allah, (hâllerini bildiğinden dolayı) bunları affeder. Allah, çok affedici ve çok bağışlayıcıdır.
    Allah Teâlâ, hicret etmeye gücü yetmeyen kimselerden başkasının kâfirlerin diyârında ikâmet etmesini mazur görmez.
    Aynı şekilde, insanları Allahın yoluna dâvet etmek ve İslâm dînini yaymak gibi dîni bir menfaat amacıyla kâfirlerin diyârında ikâmet eden kimse de bu konuda mazur görülmüştür.
    3. Dinlenmek, eğlenmek ve zevk almak amacıyla kâfirlerin diyârına seyahat etmek:
    Tedâvi olmak, ticâret yapmak, müslümanlara faydalı ve onların diyârına gitmeden elde edilemeyen ilimleri öğrenmek gibi zarûret dışında kâfirlerin diyârına gitmek, haramdır. Kâfirle-rin diyârında ihtiyaç kadarı bir süre kalmak, câizdir. İhtiyaç süresi bittiğinde müslümanların diyârına dönmek, farzdır.
    Ayrıca, kâfirlerin diyârına gitmenin câiz olabilmesi için kişinin dînini yaşaması, dîniyle iftihar etmesi, şer ve fitne yerlerin-den uzak durması ve düşmanların hîlesine karşı dikkatli olması gerekir.Aynı şekilde, Allahın yoluna dâvet etmek ve İslâm dînini yaymak amacıyla kâfirlerin diyârına gitmek, bazen câiz, bazen de farz olur.
    4. Müslümanlara karşı kâfirlere yardım etmek, onları desteklemek, onları methetmek ve savunmak :
    Bu davranış, insanı dînden çıkaran ve dînden dönmesine sebep olan şeylerdendir ki bu durumdan Allaha sığınırız.
    5. Kâfirlerden yardım istemek, onlara güvenmek, müslümanların sırları bulunan makamları onlara teslim etmek, onları sırdaş ve müsteşarlar edinmek:
    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
    Ey îmân edenler! Sizin dışındakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar, size kötülük yapmaktan asla geri durmazlar, sıkıntı (ve zorluğa) düşmenizi isterler. Gerçekten onların kinleri ağızlarından çıkan sözlerinden belli olmaktadır. Kalplerinde size karşı besledikleri düşmanlık ise daha büyüktür.Şüphesiz ki, düşünüp anlamanız için size âyetlerimizi açıkladık.İşte bu, (sizin onları sevmekte hatalı olduğunuzu gösterir ki) onları sevdiğiniz (ve onlara iyilikte bulunduğunuz) halde, onlar sizi sevmezler (size düşmanlık ve kin beslerler). Siz, (Allah tarafından indirilen bütün) kitaplara îmân edersiniz.Onlar sizinle karşılaştıklarında (Kurana) îmân ettik, derler. (O halde nasıl olur da siz onları seversiniz?) Birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman da, (müslümanların birbirlerine olan dostluklarını, sözlerinde bir olmalarını İslâmın azîz, onların ise zelîl olduklarını gördükle-rinden dolayı) size olan kinlerinden parmaklarının uçlarını ısırırlar. (Ey Muhammed! Onlara)De ki: Kininizle (kahrolup) ölün.Şüphesiz ki Allah, kalplerdekileri hakkıyla bilmekte-dir. (Ey müminler! Onların size olan düşmanlıklarından birisi de) size bir iyilik dokunsa, bu onları üzer ve kederlendirir, başınıza bir belâ gelirse, buna da sevinirler.
    Bu âyet-i kerîmeler, kâfirlerin müslümanlara karşı içlerinde gizledikleri kin ve nefreti, onların aleyhine çevirdikleri hîle ve ihânetleri, türlü yollarla onlara zarar ve eziyet verebilmek için onları seviyor göründüklerini, müslümanların güvenlerini kötüye kullanarak onlara zarar vermek ve bu yolla gâyelerine ulaşmak için planlar yaptıklarını açığa vurmaktadır.
    İmam Ahmed-Allah ona rahmet etsin- Ebû Mûsâ el-Eşarîden-Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiğine göre, Ebû Mûsâ el-Eşarî şöyle der:
    Ömere-Allah ondan râzı olsun-: benim bir hıristiyan kâtibim var, dedim.Bana:Yazıklar olsun sana.Sana ne oluyor ki Allah Teâlânın şu sözünü işitmedin mi?
    Ey îmân edenler!(Müminlere karşı) yahûdî ve hıristiyanları, dostlar edinmeyin.Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar.
    Bana: Hanîf olan birisini kâtip edinseydin ya! dedi. Ben ona:Ey müminlerin emîri! Yazması (kâtipliği) bana, dîni ise kendinedir, dedim.Bunun üzerine o: Allah onları alçaltmış iken, ben nasıl olur da onlara ikramda bulunurum. Allah onları zelîl kılmış iken, ben nasıl olur da onları yücel-tirim.Allah onları uzaklaştırmış iken, ben nasıl olur da onları (kendime) yaklaştırırım.
    İmam Ahmed ve İmam Müslimin rivâyet ettikleri hadîste, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- Bedir savaşına çıktığı zaman, müşriklerden birisi kendisini tâkip etti ve Harra denilen yerde Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-e yetişti ve ona:
    Seni takip etmek ve savaşta elde edeceğin ganîmetten ben de almak istedim dedi.
    Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- ona:
    Allaha ve Rasûlüne îmân ediyor musun? diye sorunca, o: Hayır dedi.
    Bunun üzerine Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- ona:
    Geri dön, zirâ ben müşrik birisinden kesinlikle yardım istemem buyurdu.
    Müslümanların hallerini öğrenip onların sırlarını elde etmek ve hîle yaparak müslümanlara zarar vermeye imkân veren işlerde kâfirlere görev vermek ve onları makamlara getirmenin haram olduğunu yukarıdaki âyet ve hadîslerden öğrenmiş bulunuyoruz.
    Günümüzde evlerde işçi, şoför,hizmetçi,mürebbiye olarak müslümanların diyârına, özellikle Harameyn diyârına kâfirler getirilmiş, müslüman âilelerle içiçe yaşamalarına veya müslü-manların diyârında onlara karışmalarına sebep olmuşlardır.
    6.Kâfirlerin dînî merâsimleriyle bayramlarını gösteren milâdî takvim gibi tarihleri kullanmak:
    Milâdî takvim, İsâ-aleyhisselâm-ın doğum yıldönümünü hatırla-tan bir takvimdir.Bunu, hıristiyanların kendileri uydurmuşlardır. İsâ-aleyhisselâm-ın dîninde böyle bir şey yoktur. Milâdî tarihi kullan-mak, onların sembol ve bayramını ihyâ etmeye iştirak etmek demektir.
    Sahâbe-Allah onlardan râzı olsun- bundan kaçınmak için bir tarih konulmasını istediklerinde ikinci halîfe Hz. Ömerin-Allah onlardan râzı olsun- zamanında kâfirlerin tarihini kullanmaktan vazgeçmiş ve Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-in hicretini tarih olarak koymuşlardır.
    Bu olay, kâfirlerin özelliklerinden olan bu ve buna benzer şeylerde onlara aykırı davranmanın farz olduğuna delâlet eder.
    7. Kâfirlerin bayramlarına iştirak etmek veya bu bayramları düzenlemelerine yardım etmek veya onları bu münâsebetle tebrik etmek veyahut da düzenlenmesi için bu bayramlarda hazır bulunmak:
    Allah Teâlânın:
    (Rahmânın kulları) yalan yere şâhitlik etmezler...
    Sözü, tefsirciler tarafından: (Rahmânın kullarının haslet-lerinden birisi de) kâfirlerin bayramlarında hazır bulunmazlar... şeklinde tefsir edilmiştir.
    8.Kâfirleri methetmek,uygarlık ve medeniyette onların yüceldiklerini belirtmek, bâtıl inanç ve bozuk dînlerine bakmaksızın, ahlâk ve mahâretlerini beğenmek:
    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
    (Ey Muhammed!) Onları sınamak için onlardan bir kısmını faydalandırıp eğlenmelerini sağladığımız dünya hayatının süsüne gözlerini dikme! (Çünkü bu süs,dünya hayatında yok olacaktır). Rabbinin rızık (ve sevabı, kendilerini faydalandır-dığımız dünya hayatının süsünden) daha hayırlı ve daha devamlıdır.
    Bu,müslümanları güç ve kuvvet sahibi kılacak vesilelerden endüstri alanındaki şeyleri, mübâh olan iktisâdî altyapıyı ve askerî sistemleri öğrenmeyecekleri anlamına gelmez.Bilakis bu, dînimizin emrettiği bir şeydir.
    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
    (Ey Müslümanlar!) Onlara (düşmanlarınıza karşı koyabilmek için) gücünüzün yettiği kadar kuvvet hazırlayın.
    Bu faydalı şeyler ve kâinatta gizli bulunan şeylerin hepsi, gerçekte müslümanlar için yaratılmıştır.
    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
    (Ey Muhammed! Onlara) De ki: Allahın (güzel bir giysi olarak) yarattığı süsü ve helâl rızıkları (size) kim haram kıldı. (Ey Muhammed! Onlara) De ki: (Elbise, yemek ve içmek gibi Allahın helâl olarak) yarattığı (şeyler), dünya hayatında, özellikle de kıyâmet günü îmân edenler içindir.
    Başka bir âyet-i kerîmede şöyle buyurmaktadır :
    Göklerde (güneş, ay ve yıldızları) ve yerde olanların hepsini (hayvan,bitki ve diğer faydalı şeyleri) sizin emrinize O (Allah) hazır kılmıştır.
    Yeryüzünde (faydalandığınız ne kadar nimet varsa) hepsini sizin için yaratan Odur.
    Bu imkânlarla potansiyel güçleri değerlendirmekte müslü-manların herkesten önce davranması ve bunlara sahip olmak için kâfirlerin kendilerine lütufta bulunmalarını beklememeleri gerekir.Bilakis müslümanların fabrikalara ve teknolojiye sahip olmaları gerekir.
    9. Kız ve erkek çocuklarına kâfir isimleri vermek:Öyle ki bazı müslümanlar, babalarının, analarının, dedele-rinin, ninelerinin isimleriyle kendi toplumlarında bilinen isimleri bırakıp erkek ve kız evlâtlarına yabancı isimler vermektedirler.
    Oysa Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:
    İsimlerin en hayırlısı, Abdullah (Allahın kulu) ve Abdurrahmân (Rahmânın kulu) isimleridir.
    İsimleri değiştirmek, yeni bir neslin garip isimler taşımala-rına sebep olabilir.Bu ise şimdiki nesille önceki nesiller arasında bir kopukluğa ve kendilerine ait isimleri kullanan âileler arasın-daki birbirlerini tanıma imkânını ortadan kaldırmaya sebep olabilir.
    10. Kâfirler için Allahtan istiğfarda bulunmak ve onlara rahmet okumak:
    Allah Teâlâ, kâfirler için istiğfarda bulunmayı ve onlara rahmet okumayı müminlere haram kılmıştır.
    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
    (Şirk üzere ölüp) cehennem ehli oldukları onlara apaçık belli olduktan sonra akrabaları bile olsalar, müşrikler için (Allahtan) af dilemek, ne Peygambere, ne de îmân edenlere yaraşır (uygun düşer).
    Çünkü bu davranış, onları sevmeyi ve tâbi oldukları dînin doğru olduğunu içerir.
    11. Devlet kademesinde, savaşta veya buna benzer yerlerde kâfirlerden yardım istemenin hükmü:
    A. Devlet görevlerinde kâfirlerden yardım istemenin hükmü hakkında Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
    Ey îmân edenler! Sizin dışındakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar, size kötülük yapmaktan asla geri durmazlar, sıkıntı (ve zorluğa) düşmenizi isterler.Gerçekten, onların kinleri ağızlarından çıkan sözlerinden belli olmaktadır. Kalplerinde size karşı besledikleri düşmanlık ise daha büyüktür.
    Müfessir İmam Beğavî âyet-i kerîmede geçen:
    Sizin dîninizden olmayanları dostlar ve yakın arkadaşlar edinmeyin.Zirâ kişinin dostu, ona en yakın olanıdır.
    şeklinde tefsir etmiştir.
    Daha sonra Allah Teâlâ, kâfirleri dostlar edinmeyi haram kılışının gerekçesini şöyle açıklamıştır:
    Onlar, size zarar veren işten asla geri durmazlar.Şeyhul-İslâm İbn-i Teymiyye-Allah ona rahmet etsin- şöyle der:
    Zimmet ehli yahûdî, hıristiyan ve münâfıklar, müslümanla-rın hal ve sırlarıyla ilgili şeylerde kendi dînlerindeki insanları haber-dâr ettiklerini tecrübe sahibi herkes bilir.Meşhûr beyitlerden şu beyit, buna en güzel delîldir :
    Her düşmanlık, (düşmanlıktan sonra) sevgi ve muhabbete dönüşebilir.Ancak sana dînde düşman olanın düşmanlığı, sevgi ve muhabbete dönüşemez.
    Bu nedenle onlar, devlet kademelerinde müslümanlara görev vermeyi engelleyip yasaklamışlardır.
    Bilakis müslümanların, kâfirlerin dışındakileri yani müslü- manları işlerinde çalıştırmakla yetinmeleri kendileri için dînî ve dün-yevî açıdan daha faydalıdır.
    If you want total security, go to prison. There you're fed, clothed, given medical care and so on. The only thing lacking... is freedom.


 

Benzer Konular

  1. Galatasaray ile Fenerbahçe Arasında Dostluk Maçı Yapılacak
    By by_ex in forum GENEL SPOR HABERLERİ
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.05.2009, 20:00
  2. AŞK VE DOSTLUK....
    By Lord_Mavi_qüL in forum SİZE AİT ŞİİRLER
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 06.10.2006, 01:36
  3. Dostları İyi Seçebilmeli
    By SeRaP in forum SİZE AİT ŞİİRLER
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 06.10.2006, 01:26

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •