Ölüm döşeğinde yatmakta olan Hz. Ebubekir kızı Âişe vâlidemize şunları
söyledi: "Şu iki elbisemi yıkat. Öldükten sonra kefen olarak bu iki
elbiseyi kullansınlar. Ölümünden sonra senin baban ya en güzel
elbiseleri giyecek ya da en kötü bir şekilde elbisesi ve herşeyi
kendisinden alınacak iki kişiden biri olacaktır"(1).
Hz. Âişe şöyle anlatıyor: Babam Ebubekir ölüm döşeğinde yatarken
kendisine şu şiiri okudum: "Hayatına yemin ederim ki can boğaza gelip
de göğüs daralıp nefes alıp vermek güçleştiğinde malı ve mülkü, kişiye
hiç bir fayda vermez". Bunun üzerine babam "Ey kızım! Böyle söyleme.
Bunun yerine "(Bir gün) ölüm sarhoşluğu geldiğinde "İşte (ey
insanoğlu) Bu senin öteden beri kaçtığın şeydir"(denir)"(Kâf/19)
âyetini oku!"dedi ve sonra da şöyle ekledi: "Şu iki elbisemi yıkayınız
ve ölümümden sonra onları bana kefen yapınız. Çünkü yeni elbiselere,
diriler ölülerden daha fazla muhtaçtırlar"(2).
Âişe vâlidemiz şöyle anlatıyor: Babam Ebubekir'in hastalığı
şiddetlendiğinde ben ağlamaya başladım. Babam da o esnada baygınlık
geçirdi. Bunun üzerine ben şu şiiri okudum: "İnsan gözyaşlarını, saklı
bulunduğu damarlarda ne kadar tutabilirse tutsun, sonunda onları
boşaltacağı bir zaman mutlaka gelecektir". Ayılıp da benim bu şiiri
okuduğumu duyan babam"Ey kızım, durum senin dediğin gibi değildir. Sen
bu şiirin yerine "(Bir gün) ölüm sarhoşluğu geldiğinde "İşte (ey
insanoğlu!) Bu senin öteden beri kaçtığın şeydir"(denir)"(Kâf/19)
âyetini oku"buyurdu. Sonra da "Hz. Peygamber hangi gün vefat
etmişti?"diye sordu. "Pazartesi günü"dedim. "Peki bugün günlerden
nedir?"dedi. "Bugün pazartesi;günüdür"karşılığını verdim. "Ben Allah
Teâlâ'dan canımı bu geceden önce almasını temenni ederim"dedi ve
pazartesiyi salıya bağlayan o gece de vefat etti. Ölmeden önce
"Vefatlarında Hz. Peygamber'e kaç kefen giydirilmişti?"diye sordu.
"Yemen'in sahil kasabalarında yapılmakta olan kumaştan üç kefen
giydirildi. Hepsi de yeni ve beyazdı. Ayrıca kamis (gömlek) ve sarık
da giydirilmedi"dedim. O zaman "Şu üzerimdeki elbiseyi yıkayınız;
çünkü onda za'feran lekeleri vardır. Sonra da ona iki yeni kumaş
parçası ekleyerek bana kefen olarak kullanınız!"buyurdu. "Sırtındaki
elbise eskidir"dediğimde de "Ne farkeder. Hem yeni elbiselere, diriler
ölülerden daha fazla muhtaçtırlar. Zaten kefen çürümeye
mahkumdur"buyurdu (3).


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
