İslamiyet, bütün mevcudatın sahip ve yaratıcısı olan Yüce Allah’ın, alemlere rahmet olarak gönderdiği Hz. Muhammed (a.s.m.)’e vahiy ile bildirdiği ve kendisine kitap olarak Kur’an-ı Kerim’i indirdiği semavi ve en ekmel bir dindir. Çünkü, Kur’an-ı Kerim Allah’ın en son kitabı, Hz. Muhammed (a.s.m.) de en son elçisidir.
İslam dini, cihanşümul bir dindir. Bütün beşeri Tek bir Allah’a imana çağırır. O Allah ki, Birdir, doğurmamıştır, doğmamıştır. Eşi, benzeri ve dengi yoktur. Mülkün sahibi Odur, eksikliklerden münezzehtir, kullarına selamet veren, onları emniyete kavuşturan, gözetip koruyandır. Yaratan, var eden, şekil verendir. En güzel isimler Onundur. Göklerde ve yerde olanlar Onun mülkü, Onun mahlukudur.. O Azizdir, Hakimdir, Rahman ve Rahimdir. Her şey ve her mevcut her zaman Ona muhtaçtır. Yer ve gökler ve kainatta görünen bütün intizamlı ve hikmetli mahlukat Onun halk ve iradesi ile varlık alemine çıkmıştır. Yaratılan bütün alemler Onun ilim, kudret ve iradesini göstermektedir.
İslamiyet, sulh ve selamet dinidir. Toplum hayatının sükunetini esas alır. İnsanları sevgi ve muhabbetle kucaklar, mazlumu gözetir, fakire, kimsesize, yoksula, yetime sahip çıkar, adaleti emreder. İnsanlara şefkat ve merhametle yaklaşır. İnsan hayatına azami itibar eder. İnsanların hayatı, malı ve ırzı hürmete değer ve dokunulmazdır. Ferdin hususi hayatına ilişmez. Mesken, haberleşme ve konuşma hürriyetlerinin gizliliği ve dokunulmazlığı esastır. (Nur 24/ 27-28 ). Müslüman, elinden, dilinden ve sair azalarından zarar görülmeyen, emin insan demektir.
İslamiyet, Bütün insanlara bir nur, bir rahmettir. “Kafirler bile, onun rahmetinden istifade etmişlerdir. Çünkü İslamiyetin telkinatıyla küfrü mutlak, inkar-ı mutlak; şek ve tereddüde inkılap etmiştir. O telkinatın kafirlerde de yaptığı inikas ve tesirat sayesinde kafirlerin hayatı ebediye hakkında ümitleri vardır. Bu sayede dünya lezzetleri ve saadeti onlarca tamamiyle zehirlenmez, bütün bütün o lezzetler elemlere inkılab etmez.” (Nursi,mesnevi,80)
Kur’an’ın lisanında ve Müslüman’ların geleneğinde “İslam” ve “Tevhid” sözcükleri aynı anlama gelmektedir. Bunun içindir ki İslam, yalnız Muhammed ümmetinin dini değil, bütün peygamberlerin davası olan ilahi bir dindir. Nitekim, Kur’an-ı Kerimde : “Bunu İbrahim de kendi oğullarına vasiyet etti, Ya’kub da : Oğullarım ! Allah sizin için bu dini(İslam’ı) seçti. O halde sadece müslümanlar olarak ölünüz(dedi)”(Bakara Sûresi, 2 / 132) ayeti bu hakikatı teyid etmektedir.
Kur’an-ı Kerim, ilim adamına özel önem verir, “ De ki :Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu ?” (Zümer Sûresi, 9), “ Kulları içinde ancak alimler, Allah’tan (gereğince) korkar” (Fatır Sûresi, 35 / 28 ) ve daha bir çok ayette (Al-i İmran Sûresi, 7,18; Nisa Sûresi, 162; İsra Sûresi, 107 ; Hac Sûresi, 54; Şuara Sûresi, 197; Ankebut Sûresi, 43; Mücadele Sûresi, 11)
Kur’an-ı Kerim ilim ehline ve akıl ve marifet sahiplerine din namına makam veriyor, ehemmiyet veriyor, bazı din ve mezhepler gibi aklı azletmiyor, tefekkür ehlini susturmuyor, körü körüne taklit istemiyor, insanları derin ve ince düşünmeye sevk ediyor.


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
