Çocukları kuca ına alır, onları okşar, ba rına basardı
Hz. Peygamberimiz, torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin do duktan sonra onları görmek için daha sık Hz. Fatıma’nın evine gider olmuştu. Onların bakımlarıyla ilgileniyordu, onlarla oyunlar oynuyordu ve sık sık onlara olan sevgisini dile getiriyordu. Nitekim Hz. Peygamber torunu Hasan için, “Allah’ım ben, O’nu seviyorum. O’nu sen de sev. O’nu seveni de sev.” diye buyurmuşlardır.
Usame bin Zeyd Peygamber Efendimiz’in (sas) kendilerini nasıl sevdi ini bize şöyle anlatır:
Resulullah beni alır, dizi üzerine oturturdu. Hasan’ı da öbür dizine oturturdu. Sonra bizi gö süne bastırır, “Allah’ım bu ikisine rahmet ihsan eyle. Çünkü ben bunlara hayır ve saadet diliyorum.” derdi. (Buhari, Kitab’ul-Edeb, 22)
Resulullah torunu Hasan bin Ali’yi öptü ü sırada yanında Akra bin Habis oturmaktaydı. Akra, “Benim on tane çocu um vardır, onlardan hiçbirini öpmedim.” dedi. Resulullah ona do ru baktı ve sonra da adeta bize de örnek olacak bir söz söyledi, “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.” buyurdu. (Buhari, Kitabu’l-Edeb, 26)
Resulullah, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in gönüllerini namaz, cami ve manevi ilim meclislerinin aşkıyla daha çok küçük yaşlardan itibaren doldurmuştu. Bir gün cemaatle kılınan bir namaz esnasında Hz. Peygamber secdeye varmıştı. Secde o kadar uzun sürdü ki arkasında namaz kılanlar ne oldu unu merak ettiler. Anormal bir şeylerin oldu unu ya da vahyin geldi ini düşündüler. Namaz bittikten sonra bunun sebebini sordular. Hz. Peygamber onların sorusunu şöyle cevapladı:
“Hüseyin, secdeye vardı ımda sırtıma çıktı. Evde bu âdeti edindi inden, onu sırtımdan atamadım ve böylece secde uzun sürdü.” (Buhari, Kitabu’s-Salat, 52) Bir başka zamanda ise Resulullah (sas) hutbe vermekte iken Hasan ve Hüseyin gelir.
Üstlerinde birer kırmızı gömlek vardı. Yürüyorlar ve arada bir sürçüyorlardı. Hz. Peygamber minberden indi, onları taşıyarak önüne koydu ve sonra şöyle buyurdu: “Allah’ın, mallarınız ve çocuklarınız ancak bir fitnedir sözü, haktır. Şu iki çocu a baktım. Yürüyorlar ve sürçüyorlar. Sabredemedim ve nihayet konuşmamı keserek onları kaldırdım.” buyurmuştur. (Buhari, Fiten, 20)
Çocukluklarından kaynaklanan ufak yaramazlıklarına ra men Resulullah, torunları Hasan ve Hüseyin’i camiden, namazdan ve sohbet meclislerinden uzaklaştırmıyordu. Aksine, Hz. Peygamber onların caminin manevi havasından faydalanmalarını sa layarak gönüllerinde namaz ve sohbet aşkını canlandırıyordu.
Caminin feyzi ve namaz aşkıyla yetişen Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin 7-8 yaşlarındayken hatalı abdest alan bir kişiye hatalı abdest aldı ını söyleyemeyecek derecede ahlaki olgunlu a ulaşmışlardı. Onun gönlünü kırmak istemiyorlardı.
Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’den birisi do ru, di eri hatalı abdest alarak adama “Hangimiz do ru abdest alıyoruz?” diye sormuşlar. Böylece adamın hatasını anlamasını sa lamışlardı. ESMA SAYIN EKERİM
Eşsiz Aile Reisi, Fâhr-i Âlem kısa ve öz konuşurdu
Allah Rasulü daima hüzünlü ve düşünceli idi. Lüzumsuz konuşmaz, ço u kez susardı. Söze tok başlar, tok bitirirdi (lafı a zında gevelemezdi). Kısa, öz ve manalı konuşurdu. Kelimeleri tane tane söylerdi. Lüzumundan fazla ve eksik konuşmazdı. Yumuşak huylu idi. Az olsa da nimetleri büyük görürdü. Hakka sataşıldı ında öfkelenir ve hakka yardım etmedikçe de öfkesinden dolayı bulundu u yerden ayrılmazdı. İşaret etti i vakit bütün eliyle işaret ederdi. Bir şeye hayret etti inde elini çevirir, konuştu unda ellerini bir araya getirir, sa elinin içi ile sol elinin başparma ının içine vururdu. Öfkelendi inde yüz çevirirdi, sevindi inde hafifçe gözlerini kapardı. Gülmesi ekseriya tebessümdü ve gülerken dişleri dolu tanelerini andırırdı.


LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı
