Nazar ve çâresi
Nazar hakkında birçok hadîs-i şerîf vardır. Birisi şöyle: (Nazar haktır) ya'nî göz değmesi doğrudur. (Buhârî)
Peygamber efendimiz zamanında Esed oğullarından nazarı değen bir kimse var idi. Üç gün birşey yemez, sonra çadırın bir tarafını kaldırıp oradan geçen bir deveye bakıp, (Bunun gibi bir deve hiç görmedim) der demez, deve yere düşer hastalanırdı. Müşrikler, bu adamı bulup Peygamber efendimizi nazarla öldürmesini istediler. Cenâb-ı Hak da Resûlullahı bunun nazarından korumuştur. Bu husûsta Kalem sûresinin 51.âyet-i kerîmesi inmiştir. Meâlen buyuruluyor ki:
(Nerede ise, kâfirler seni gözleri ile yıkacaklardı.) [68/51]
Nazar değen kimseye şifâ için Âyet-el-kürsî, Fâtiha, Muavvizeteyn ve Kalem sûresinin sonunu okumanın muhakkak iyi geldiği Medâric ve Mevâhib de yazılıdır. Âyât-ı hırz'ı okumak ve üzerinde taşımak da çok fâidelidir.
Göz değene, Peygamber efendimizin bildirdiği şu ta'vizî okumalıdır:
(E'ûzü bi-kelimâtillâhittâmmati min şerri külli şeytânın ve hâmmatin ve min şerri külli aynin lâmmetin.)
Bu ta'vîz her sabah ve akşam üç defa okunup kendi üzerine veya hastanın üzerine üflenirse, göz değmesinden ve şeytanların ve hayvanların zararından korur.
Herkes, bilhassa nazarı değen kimse, beğendiği birşeyi görünce (Mâşâallah) demeli, ondan sonra, ne söyliyecekse, o şeyi söylemelidir. Önce Mâşâallah deyince, nazar değmez.


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
