İstanbul Onlar sessiz ya da yüksek sesle çığlıklarını atmaya çalışırken, İstanbul doğumlu bir kadın, boğazın sularına bakarak konuşuyor: ‘Ben burada doğdum. Özgür bir ortamda. Babam ve erkek kardeşim en yakın dostum oldu. Hayatta kendi kararlarımı kendim aldım ve sonuçlarına da katlandım. Şimdi susturulmuş kadınların karanlık dünyasına bir yolculuğa çıkıyorum...’
Bu kadın, Melek Ulagay Taylan. İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden uluslararası ilişkiler mastırlı, İngilizce okutman ve gazeteci. 1992’den bu yana belgesel film şirketi Ajans 21’in ortağı. 2000 yılında İstanbul Liseleri Felsefe Kulüpleri Platformu’nun Urfa Harran’da düzenlediği felsefe tartışmalarını ve 2001’de Zeugma antik kenti ve yeni yerleşim yerlerine taşınan insanların öyküsünü anlatan iki belgesel çeken Ulagay, üçüncü belgeselini bu yolculuk üzerine yaptı.
İsveçli fotoğrafçı ve kameraman Ulla Lemberg, Lübnanlı görüntü yönetmeni Fouad Al Khoury ve uzun süredir Diyarbakır’da şiddet mağduru kadınlarla çalışan psikolog Jülide Aral ile birlikte...
Herhangi bir belgesel gibi değil, bir sinema filmi tadında çekilen film, tren yolculuğuyla başlıyor. Ama öncesinde, Güneydoğulu kadınların anlatımı var: ‘Bunlar birbirini sevmişler ve ailelerinden gizli kaçmışlar. Kızı öldürdüler. Baraja attılar. Oğlanı öldürdüler mi bilmiyoruz, ortada yok. Ama ailesine biz kızı öldürüyoruz, siz de oğlanı öldürmek zorundasınız, dediler. Kızı barajdan çıkarıp muayenesini yaptılar. Hiçbir şeyi yok, tertemizdi!’
Her şeyin özeti bu. Namus, illa ki cinsel ilişkiye girmek, bekaretini kaybetmek, hamile kalmakla ilgili bir tabu değil, bazen kadının giysisi olabiliyor ya da okumak istemesi, eşarbına bir erkek eli değmesi, istemediği kişiyle evlenmeye karşı çıkması da...
Avukat Hülya Gülbahar, namus cinayeti, töre cinayeti diye, batı-güneydoğu diye ayırmanın, ‘ötekileştirmenin’ yanlışlığına işaret ediyor: ‘Namus, töre, bütün bu bahaneler, hepsi kadınların bedenini, kişiliğini, hayatını kontrol altında tutmak için!’ Filmin yapımcı-yönetmeni Melek Ulagay Taylan da aynı fikirde: ‘Bu sadece o bölgenin sorunu değil, Türkiye’nin, hepimizin sorunu.’ Belki de en iyi Mardin Kızıltepe’den konuşan Nilgün Yıldırım’ın söyledikleri anlatıyor bu bakışı: ‘Türkiye’nin ve dünyanın her yerinde kadınlar şiddete uğruyor, evdeki şiddet yüzünden öldürülüyor. Buranın tek farkı, burada cezalar çok ağır!’


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
