''Gönül vermiş şu serseri
"Zafer" isimli bir kıza
Kız diyor ki: Def ol geri
Ben aşığım Ayyıldız'a''
Harika bir cevap olmuş
paylaşım için teşekkürler .ömrünüze sağlık
O günün mizah anlayışını yansıtan birbirinden ilginç karikatürler..
Nabzında bir iman vuran kanınla
Bilmem ki semadan yüksek alnınla
Bu ziya görmeyen ufka yükseldin
Güneşin doğduğu yerden mi geldin..
İsmet Paşa : "Ne o paşam kafasının içinde ne arıyorsun."
Mustafa Kemal Paşa : "Akıl arıyorum. Bulamıyorum. Dipsiz kiler boş ambar."
Topal Eşekle Konstantin Cepheye Gidiyor
Zafer'in Aşkı
Gönül vermiş şu serseri
"Zafer" isimli bir kıza
Kız diyor ki: Def ol geri
Ben aşığım Ayyıldız'a
Sakarya Lokantasındaki Türk Müşteri
Garson (Konstantin) : "Yahu bu adam ne obur imiş önüne ne kadar yemek koysam hepsini silip süpürüyor."
Paris Konferansı Kararını Verirken Yunan Vaziyet-i Siyasiyesinin şekl-i Hazırı
Nefer : Türk'ü yakaladım haşmetmeab!
Kostantin : Aferim sana getir.
Nefer : Gelmiyor haşmetmeab
Kostantin : Öyle ise koyver.
Nefer : Beni bırakmıyor haşmetmeab..
Kostantin'in Yediği Son Tekme.
- Destursuz bağa girenin varvaranın sürsürenin hali budur çorbacı!
En-nezafetü min'el-îman (İman temizlikten başlar..)
Türk Ordusu ve Başkomutan Mustafa Kemâl Paşa..
Ufka bir albayrak yaparken Batı
Şahlandı tepeden Ref'etin atı
Semadan zemine bir anda geldi
Yine yükseliyor Türk saltanatı
Şimdi gün alevden bir çiçek gibi
Kılıçlar ellerde bir Şimşek gibi
Yamaçtan dört nala kaçan düşmanın
Sallanıp bağırını delecek gibi.
kaynak
Konu Sevdayellerim tarafından (06.01.2010 Saat 23:00 ) değiştirilmiştir.
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
''Gönül vermiş şu serseri
"Zafer" isimli bir kıza
Kız diyor ki: Def ol geri
Ben aşığım Ayyıldız'a''
Harika bir cevap olmuş
paylaşım için teşekkürler .ömrünüze sağlık
bu karikatürleri ilk kez görüyorum. O dönemden bu yana gelebilmeleri sevindirici.
üstündeki arapça dergi isminden anlaşılacağı üzere, o dönemde çizilmiş.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Teodor Kasap'ın çıkardığı ilk mizah dergisi olan Diyojen’in 23 Aralık 1869’da yayınlanmasıyla bu topraklarda başlayan mizah dergiciliği serüveni, 1876’da Birinci Meşrutiyetin ilan edilmesiyle daha emekleme döneminde ciddi bir darbe yemişti. Devir Abdülhamid devriydi. Mizah yayınlarının henüz 6-7 yıllık bir emekleme döneminde olduğu günlerde Abdülhamid’in baskıcı ortamına girildi ve mizah dergileri 19. yüzyılın sonlarına doğru karanlığa koşturan Osmanlı’da padişah baskısıyla susturuldu. Bu baskı öyle 3-5 yıl filan da sürmedi. 1876’da kendini göstermeye başlayan bu baskı rejimi, Abdülhamid döneminin sonu olan, 1908’deki 2. Meşrutiyetin ilanına dek sürdü. Böylece mizah yayıncılığı 30 yıldan fazla bir süre ortadan adeta kayboldu, yok oldu…
1908’de 2. Meşrutiyetin ilanıyla başlayan özgürlük ortamında, Abdülhamid’in düşürülmesiyle birlikte İstanbul’da sayısı 35’i aşan mizah dergisi aynı dönemde ardı ardına yayınlanmaya başladı. 32 yıla yakın bir süre yatağına hapsedilen mizah yayıncılığı 1908’le birlikte adeta patlamıştı. Bu yüzden çizer ve karikatür araştırmacısı Ferit Öngören’in de dediği gibi: “1908 yılı mizah yayıncılığımız açısından bir dönüm noktası sayılabilir.”
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
Çok dikkatlisin abi: )
araştırdığım bilgiler bu boyutta bende ilgiyle araştırıyorum arkadaşlar gerçekten çok eskilere dayanıyo mizah anlayışımız
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
O dönemde haberleşmeler ve savaş mesajları gazeteler vasıtasıyla yapılıyordu.
Gazetelere verilen önemi ve gazetecilerin çektiği çileyi belgesellerden biliyorum.
Dergi ve hatta mizah dergisi konusunda hiçbir bilgi duymamıştım. Bu akşam bir bilgi sahibi daha olmak güzeldi. Teşekkürler.