4 sonuçtan 1 ile 4 arası
  1. #1
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    10.04.2008
    Mesajlar
    284
    Tecrübe Puanı
    23

    Standart Sevme Sanatı / Erich Fromm

    'Sevgi', insanoğlunun gelişmesinin ilk dönemlerinden başlayarak günümüze dek yaşayabilen vazgeçilmez bir duygu, anlam dolu bir sözcük. Hiç kuşkusuz, insanlar varoldukça da yaşayacak. Tüm çabalar, uğraşlar, tutkular, yaratılan tüm sanat yapıtları bir anlamda hep sevgisiz kalmamak için belki de. Sevgiyi yaşarken kendimizden geçer, yokluğundaysa hastalanırız. Onu bastırdıkça daha çok özlemini çeker, gizledikçe değişik görünümlerin içine gireriz. İnsanların doğumlarından ölümlerine dek özlemle istedikleri, bekledikleri, elde edebilmek için her şeyi göze alabildikleri, bazen de değerini bilmedikleri bir duygu, sevgi. Tüm şarkıları, romanları, filmleri, düşlerimizi dolduran, tüm sanat yapıtlarına konu olan sevgi, insanların, doğal olarak yaşayageldiği bir olgu mu? Herkes - bir çiçeği, bir çocuğu, işini, güneşi, insanı - sevebilir mi? Sevgiyi herkes gerçekten duyabilir mi? Belki bu sorulara geçmeden önce sevgiyi tanımlamak gerekecek. Evet, nedir sevgi? Bir yeti midir? Bu doğal hak, giderek elimizden alınmakta mıdır? Ve biz, bunları biliyor muyuz?
    Erich Fromm, bu yapıtıyla işte bu soruları yanıtlıyor. Sağlıklı ve hastalıklı sevginin ne olduğunu, ona neden büyük bir istekle sarıldığımızı, neden insanın bir varolma sorunu haline geldiğini anlatıyor. Anne sevgisinden başlayarak cinsel sevgiye dek uzanan yolda, sevginin ne gibi güçlüklerle karşılaştığını, bu engellerin hangi ruhsal ve toplumsal koşullardan kaynaklandığını gösteriyor. Çağdaş Batı toplumlarında sevginin yozlaşmasının nedenlereni irdeleyerek, bu güzel olgunun yaşanabilmesinin bilimsel temellerini gösteriyor

  2. #2
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    10.04.2008
    Mesajlar
    284
    Tecrübe Puanı
    23

    Standart

    Sevme Sanatı - Erich Fromm




    (...)Büyük çoğunluk sevme sorununu, sevmek'ten kişinin kendi sevme yetisinden çok, sevilme sorunu olarak görür. Bu yüzden onlar için önemli olan nasıl sevilebilecekleri, nasıl sevimli olabilecekleridir. Bu amaca ulaşmak için çeşitli yollara başvururlar. Özellikle erkeklerin yeğlediği yollardan biri, başarılı olmak, yaşadığı toplum içinde büyük ölçüde güç ve para elde etmektir. Kadınların seçtiği bir yol da, vücuduna, giyimine bakarak alımlı olmaya çalışmaktır. Kadınlarla erkeklerde ortak olan bir başka göze girme yolu, hoş davranışlar edinmek, ilgi çekici bir biçimde konuşabilmek, yardımsever, alçak gönüllü olmak ve kimseyi incitmemektir. İnsanın sevimli olmak için yaptıklarının çoğu başarılı olmak, “dost edinmek ve başkalarını etkilemek” için yaptıkları ile aynıdır. Aslına bakarsak bizim ekinimizdeki birçok insanın sevimli olmaktan anladığı, herkesin hoşuna gitmekle albenisi olmak arasında bir şeydir.
    Sevgi konusununda öğrenilebilecek bir şey olmadığı sanısını doğuran ikinci önerme de sevginin bir yeti sorunu değil, bir nesne sorunu sanılmasıdır. İnsanlar sevme'nin kolay olduğunu, asıl güçlüğün sevecek – ya da sevilecek – nesneyi bulmak olduğunu sanırlar. Bu tutumun, çağdaş toplumun gelişme tarihinde yatan birçok nedeni vardır. (...)






    (...) Ekinimizde tümüyle satınalma açlığı üzerine, alanın da, verenin de isteyerek girdiği bir alışveriş anlayışı üzerine kurulmuştur. Çağımızın insanı vitrinlere bakmakla, peşin olsun, taksitle olsun alabileceği her şeyi satın almakla mutlu olabilmektedir. Çağımızdaki insanlar öbür insanlara da aynı açıdan bakarlar. Erkek için çekici bir kız – kadın için de çekici bir erkek – peşinden koşulacak ganimetlerdir. “Çekicilik” çoğu zaman, kişilik pazarında çok tutulan, çok aranan özelliklerden yapılmış bir pakettir. Kişiyi çekici yapan şeyler, gerek vücut, gerek kafa bakımından zamanın modasına bağlıdır. (...) Alışveriş üstüne dönen, maddesel değerlerin en üstün değerler olduğu bir ekinde insanlar arası ilişkilerin de mal mülk ve iş pazarında geçerli olan yöntemlere göre yönetilmesine şaşmamak gerekir.




    (...)Cinsel kutuplaşma insanı özel bir birleşmeye sürükler. Erkek ve dişi öğelerin kutuplaşması tek tek erkek ve kadında da görülür. Nasıl fizyolojik bakımdan erkekte de, kadında da karşı cinsin hormonları varsa, davranış bilimleri açısından da kadın ve erkek iki cinslidir. İçlerine alma ve nüfuz etme, madde ve ruh özellikleri taşırlar. Erkek – ve kadın da- kendi içinde bütünlüğe, ancak içindeki dişi ve erkek kutupları bağlaştırarak varabilir. Her türlü yaratıcılığın temeli bu kutuplaşmada yatar.




    (...) Kadınla erkek arasındaki sevgide kadın da, erkek de yeniden doğar.




    (...)Sevgide iki varlığın bir olması, gene de iki ayrı varlık olarak kalabilmeleri ikilemi gerçekleşir.




    (...) O denli üstüne düşmesi çocuğunu çok sevdiğinden değil, onu sevememesini gizlemek istemesindendir.




    (...) Bu açıdan bakılırsa insanın kattığı anlam dışında yaşamın hiç bir anlamı yoktur; insan başkalarına yardım etmediği sürece yapayalnızdır.


    (...)Başka birisine kendime yetemediğim için bağlanıyorsam, karşımdaki kadın ya da erkek benim için bir cankurtaran olabilir belki ama aramızdaki bağ sevgi bağı olamaz. Çelişik gibi görünse de yalnız kalabilme yeteneği sevebilme yeteneğinin tek koşuludur.






    Sevgi bir etkinliktir; edilgen bir olay değildir; bir şeyin içinde olmaktır, bir şeye kapılmak değildir. Sevginin etkin özelliği, en genel biçimde şöyle tanımlanabilir; Sevgi vermektir, almak değildir.


    (...) Sevgiden vazgeçilemeyeceğine göre, sevgi konusundaki başarısızlığı yenmenin bir tek yolu kalıyor: Önce başarısızlığın nedenlerini incelemek; sonra da sevginin ne olduğunu anlamaya çalışmak.
    (...) sevgi, sevdiğimiz şeyin yaşaması, gelişmesi için duyduğumuz etkin ilgidir.


    (...) Olgun sevgi, “Seni sevdiğim için sana gereksinmem var” der.

  3. #3
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    10.10.2006
    Yer
    SİİRT
    Yaş
    54
    Mesajlar
    352
    Tecrübe Puanı
    27

    Smile Ohhhooo

    Lavinya!
    Harika bir eserdir ama bazı yerleri sıkıcı olabilir kimisi için....
    Bencağız bunu 11 yaşımda okumuştum ... Bir de 19 da bir daha göz atmıştım...
    ey insan

    ey tebessümünden cennetler yaratılan

    gül bahar geliyor, ağla gök seviniyor

    ************************************************** **************************************************
    Kitap Köşesi Bölümünde "Lütfen okumadığınız kitabı tanıtmayınız."

  4. #4
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    10.04.2008
    Mesajlar
    284
    Tecrübe Puanı
    23

    Standart

    Gerçekten enfes bir kitap tavsiye ederim.

    bende okuyalı baya oldu tekrar okuyacam yorumunuz için teşşekürler.


 

Benzer Konular

  1. Grafik Tasarımcı, Grafik Sanatı, Sorunları Avantajları
    By özbey in forum GRAFiK - PHOTOSHOP - 3D
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 16.04.2009, 23:46
  2. Sen Benim Bu Şehri Sevme Sebebimsin
    By HaNıM aGa in forum DERİN DUYGULAR
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.02.2009, 11:07
  3. etkili konuşma sanatı
    By aymuran in forum KADINLAR KAHVESİ
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15.07.2008, 16:46
  4. KİMSEYİ SEVME...........
    By ZırcoN in forum ESKİ SEVGİLİYE MESAJLAR
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 27.06.2006, 21:15
  5. sevme beni
    By EsmeR in forum ESKİ SEVGİLİYE MESAJLAR
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 27.06.2006, 20:46

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •