3 sonuçtan 1 ile 3 arası
  1. #1
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    11.02.2009
    Mesajlar
    2.695
    Tecrübe Puanı
    67

    Arrow Eylül | Mehmet Rauf



    # EYLÜL #

    1900 yılında yayımlanan Eylül’ün, Türkçe de yazılmış ilk psikolojik roman olduğu konusunda, hemen bütün eleştirmen ve incelemeciler düşün birliği içindedir. Bunun nedeni, yazarın romanında kahramanlarını anlatırken, Halit Ziya da ve öteki gerçekçilerde olduğu gibi iç ve dış gerçeklikleri yanyana vermekten çok kahramanlarının iç gerçekliğini (psikolojik yapı ve yönelimler) ön plana çıkarmasıdır.

    Konusu:
    Eylül de, romanda olduğu gibi bütün sanatlarda da başlıca temalardan biri olan yasak aşk teması işlenir. Genelde olduğu gibi Eylül de olay karı – koca – aşık üçgeni arasında geçer. Ancak yazar romanında kocayı yani Süreyya’yı tamamlayıcı öğe olarak kullanmış, evli kadın Suad’la Suad’a aşık genç olan Necib’in duygularını, düşüncelerini ön plana almıştır. Bu tema başta Halit Ziya’nın Aşk-ı Memnu’su (yasak aşk) olmak üzere birçok Servet-i Fünuncu yazarın işlediği temadır.

    Gerçekçi romanlarda olduğu gibi Eylül’de de önemli olaylar dolantılar (entrikalar), kişilerin yaşamlarını değiştiren rastlantılar “büyük” tutkular, cinayetler vb. yoktur. Dahası Eylül de olay yoktur bile denilebilir. Roman “Necib, Süreyya’yla evli olan Suad’a aşık olur” biçiminde özetlenebilir. Bundan dolayı da romanda olay betimlemeleri değil, ruhsal çözümlemeler yer alır. Halit Ziya’ya ayrıntılar romancısı denilebilirse Mehmet Rauf’a da ruhsal ayrıntıların romancısı adı verilebilir.

    Roman boyunca Necib’in ikilemi anlatılır. Dahası bu ikilem bir bakıma trajik çatışma da yaratır. Uzaktan akraba çocuğu Necib aile içi cinsel aşk diye nitelendirilebileceği için yeğeni (Necib Süreyya’nın hala oğludur) ve yakın dostu Süreyya’nın eşi Suad’ı sevmemelidir; ancak yaşadığı amaçsız başıboş hovarda yaşamdan bıkmış, ruhsal bir sığınak arayan Necib’le tekdüze yaşamında kendisini kocasının mutluluğuna adamış belirli bir yaşamın insanı olmuş Suad arasında kaçınılmaz bir gönül yakınlaşması başlamıştır. Necib bu aşkı sonuna değin götürmeye girişse en sevdiği dostuna (Süreyya’ya) ihanet etmiş, dünyada en yüce varlık diyerek yücelttiği Suad’ı kirletmiş olarak acı çekecektir. Ama bağrına taş basarak sevdiği kadından vazgeçerse bu kez yine acı çekmek zorunda kalacaktır. Roman Necib’in bu trajik durumundan kurtulma, dingin bir yaşama kavuşma çabalarının da romanıdır bir bakıma. Klasik deyişle “sonunda kader ağlarını örecektir.”
    Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim. Aklıma gelişini seveyim. Ne güzel de darma duman ediyorsun beni.

  2. #2
    Şahin Özbilici Array
    Üyelik tarihi
    25.12.2010
    Yer
    Siirt-(Veleye)
    Mesajlar
    814
    Tecrübe Puanı
    26

    Standart

    Okumaya değer, harika bir eser.Paylaşımınız için teşekkürler...

  3. #3
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    11.02.2009
    Mesajlar
    2.695
    Tecrübe Puanı
    67

    Standart

    Alıntı Şahin Özbilici Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Okumaya değer, harika bir eser.Paylaşımınız için teşekkürler...
    rica ederim ne demek..
    Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim. Aklıma gelişini seveyim. Ne güzel de darma duman ediyorsun beni.


 

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •