1 sonuçtan 1 ile 1 arası
  1. #1
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    34
    Mesajlar
    17.668
    Tecrübe Puanı
    374

    Standart M.Şakir ÖZMAZI - Konuşan Fotoğraflar


    M.ŞAKİR ÖZMAZI
    KONUŞAN FOTOĞRAFLAR



    AŞAĞIBALCILAR KÖYÜNDE KONUŞAN FOTOĞRAFLAR

    “Güz mevsiminin son deminde, yazdan kalan bir günde, Aşağıbalcılar köyünün güzelliği ve baldan tatlı sakinleri...”

    Siirt Barosunun organize ettiği “Yöresel Kıyafetler” konulu fotoğrafçılık eğitimi Pazar günü sona erdi. Uluslararası Fotoğraf Sanatçısı Faruk Akbaş, Fethiye Fotoğraf Kulübünden Ahu Erdoğan, Eylem Kuşçu, Ömer Öner ve İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği (İFOD)’nden Arzu Sandal, Cuma ve Cumartesi günü SGK konferans salonunda fotoğraf tutkunlarına fotoğrafçılık eğitimi ve fotoğrafların dilini anlama konusunda seminer verdiler.

    Cumartesi günü misafirlerle beraber kahvaltıda yenen Büryan kebabının ardından Bakırcılar Çarşısında başlayan fotoğraf çekimi, yukarı mahallelerdeki sayısı gittikçe azalan Cas evlerde, dar sokaklarda, battaniye dokuma tezgâhlarında bol bol deklanşöre basıldı. Vizörden bakıldı, kadraj ayarlandı.

    Öğleden sonra da Tillo’daki sabatlar ve Kal’at-ül Üstad ilgi odağıydı. Pazar günü de fotoğraf tutkunlarıyla birlikte Pervari’nin Aşağıbalcılar köyünde yöresel kıyafet konulu çekimler gerçekleştirmek üzere İki minibüs ve 26 katılımcıyla yollara düştük.
    Kıvrım kıvrım, virajlı ve yer yer uçurumlu yollardan geçtik. Siirt ile balıyla meşhur ilçemiz Pervari arası 90 km. Kilis Köyü için yolun yarısı diyor kaptanımız. Saman Köprüsü bitişiğinde nehir üzerinde kurulan çay bahçesinde kahvaltımızı yapıyoruz tüm kafile. Tavşankanı çayımızı yudumluyoruz. Sahibi Malatyalı 90 yaşında yaşlı bir amca.

    Askerliğini bu köyde yapmış, teskereyi aldıktan sonra köylü kızını alır ve buralara yerleşir. O gün bugün burada.

    Fotoğraf sanatçısı misafirlerin belgesel konusu yöresel kıyafet olunca ve göl köyünden sonra yol üstünde Kubik köyünde düğün olunca katılmamak mümkün mü? Candan karşılıyorlar düğün sahipleri. Yemek için ısrar ediyorlar. Gideceğimiz köyde hazırlık yapıldığından teşekkür edip kabul etmedik. Ayran ikramlarına da yok demedik. Av bulmuş avcılar misali anlamlı an yakalamak için an meselesi olan pozlamaya başlamışlardı bile bizimkiler. Mutluluklar dileyip ayrılıyoruz.

    Botan nehrinin aşağısından kıvrım kıvrım aktığı, yalçın ve o kadar da haşmetli dağlar arasında aşağıda bir köy… Adı mı? Adı zaten üzerinde, aşağıda ve balcıları da meşhur olunca ortaya “Aşağıbalcılar” köyü ortaya çıkıyor. Asfalt ana yoldan 4–5 km. uzakta olan köye stabilize yoldan yokuş aşağı iniyoruz. Köydes projesinden neden nasiplenmediğine hayıflanıyor ve üzülüyoruz. Mütevazı bir köy. Ermeni köyüymüş evvelden. Kilisenin kalıntılarının olduğu söylendi. Bedirhan Bey zamanında inşa ediliyor. 1780 yılında da ibadete açılan bir camisi de var. Önceleri 150 haneli olan bu doğa harikası köy, şimdilerde 18 hane ve yaşayanların sayısı 158. Bütün köylülerin yüzlerindeki tebessüm ifadelerini okumak mümkün. Gençler, çocuklar, hanımlar tüm köy halkı seferber olmuştu adeta. Dört gözle bekliyorlardı bizleri. Çocuklar sabırsızlıkla ve meraklı gözlerle köy girişinde bekliyorlardı. Nerde kaldınız? Merak ettik diye soruyor Muhtar. Gecikme nedenimiz belli: Düğün.

    HER BİR FOTOĞRAF YAŞAMDIR ASLINDA
    Gün boyunca ev sahipliğini yürüten muhtar Kazım ve ağabeyi Ubeydullah amcanın misafirperverlikleri, heyecan ve mutlulukla koşturmaları bizleri memnun etmek için gösterdikleri azami gayret için teşekkür ederiz. Hele hele o nasırlı elleriyle sabahın erken saatinden bizler için gözleme (Fatayor) hazırlayan mübarek nineler. Yemek pişiren annelerin elleri dert görmesin inşallah.

    Sonbahar ağaçlarının yoğun olduğu dağa nazır bir boş alanda çimler üzerinde serilen mükellef yer sofrasında enva-i çeşit yemek, tayfi üzümü ve ardından köy muhtarı Kazım Eren ağabeyinin bal ikramı ile acıkan karnımızı doyuruyoruz. Keselerine bereket.

    Sonbahar ağaçlarının yoğun olduğu “Aşağıbalcılar” köyünün karşısındaki dağ yamacında kartpostalları aratmayacak görüntüler yaşanmasını sağlamıştı. Malum, hava sıcaklığının hafiften hafiften düşmesiyle birlikte sararan yapraklar birer birer düşerken, köydeki renk cümbüşünün seyrine doyulmaz manzara da oluşturmuştu. Bu güzelim köyde yeşilin her tonu değil de bütün renklerin yer aldığını demek daha doğru olacaktır. Her şey natürel ve kendi halinde. Dağ eteklerine sıra sıra dizili evlerin hemen hemen hepsinde büyükçe balkon vardı. Her evin damı sıkıştırılmış topraktan. Damın sıkıştırılarak su geçirmezliği sağlayan silindir de hazırda. Loğ taşı denilen el silindirini her damda görmek mümkün. Sosyo-ekonomik yönden denge farklılığına rastlamadık. Görünen o ki hepsi orta halli, kıt kanaat geçiniyorlar. Gerek yaşam tarzları ve gerek ev yapım tazından da anlaşılıyordu.

    Şehirden uzak, dünya telaşından, kentin stresinden, trafiğin gürültüsünden, mazot kokusundan, sokakların tozundan bir gün uzak kalıp buram buram toprak kokusunu doya doya içimize çekebilmek ne kadar da keyifli. Denemenizi tavsiye ederim.
    4 dönemdir üst üste muhtar seçiliyor Kazım Eren. Aynı zamanda Bal Üreticileri Birliği’nin de Başkanı. Geçen sene düzenlenen 1. Pervari Bal festivalinde balı 1. seçiliyor ve işadamı hemşerimiz Ethem Sancak 100.000 TL’ye satın alarak eğitime katkıda bulunuyor.

    22 yıl önce Pervarili Öykü Yazarı Tecelli Sercan Sırma’nın “Berfin” adlı öyküsünü film yapmak üzere köy olarak “Aşağıbalcılar”ı tercih etmişler gelen sinemacı misafirlerle.
    Şans gülmüyor yüzlerine. Elektrik olmayışı engel gösteriliyor ve vazgeçiliyor. Daha sonra ne oldu bilmem ama şimdi elektrik var, imkân var tam da film çekilebilecek bir köy olarak biçilmiş kaftan diyebiliriz. Bu coğrafya film çekmeye müsait oluşu yıllar önce keşfedilmiş zaten. 1978 yılında Pervari’nin “Çemikari” yaylasında çekilen yönetmenliğini Zeki Ökten’in yaptığı Yılmaz Güney’in ünlü “Sürü” filmi Beritan aşiretinden izin alınarak çekimleri yapılmış.

    Bol bol objektiflere gülümsüyoruz. Ama daha çok köylü çocuklar. Özellikle yöre kıyafetleriyle kız çocukları. Cicili-bicili rengârenk elbiseler ne kadar da şirinleşmişlerdi öyle. Erkekler mahalli giysi olarak Şal şepik denilen ve üstte yeleğe benzer kolları bol ceket, altta ise ayağa kadar geniş uzanan bol şalvar giyerler.
    Kumaşı tiftikten dokunan ve tezgâhları oldukça azalmış bulunmakta. Her özel gün ve düğünlerde bayramlarda ipekli simli pullu renkli elbiseler giyerler.

    Akşamüstü güneş tepelerden veda edip batarken bizler de memnuniyet ifadelerimizle helallik dileyip vedalaştık köylülerle. Yola revan oluyoruz ve yorgun argın dönüyoruz memlekete. Diğerlerini bilmem ama faydalı, keyifli bu günü birlik egzotik gezi bana çok şey kazandırmıştır.

    Misafirlerimizden Fotoğraf Sanatçısı Eylem Kuşçu Hanımefendinin ilginç fıkrasıyla yolculuğumuz noktalanıyoruz. Fıkra şu: Çinlinin birine tatil sonrasında sorarlar nasıl geçti diye. Ne derse beğenirsiniz? Cevap orijinal:
    “DAHA FOTOĞRAFLARA BAKMADIM Kİ

    Sponsor olan Siirt Barosu Başkanı M. Ali Özel Beye, Siirt Gündemi sitesi yazarlarından Yavuz Arıtürk’e ve müstear ismiyle Ebu Turab’a, bizlere bu köyü öneren Pervarililer Derneği Başkanı İnan Özcan’a, Avukat Abdullah Özcan’a, Baro çalışanlarından Sakine Hanım’a, Siirt Üniversitesi sekreteri Mehmet Efe’ye, Siirtliler Board Yöneticisi Muhammed Kurt ve üyelerine, Kanal 56 kameramanı Emin Sadık’a, Bilim-Sanat Merkezi Müdür Yardımcısı Sedat Serin’e, Sağlık Memuru Ahmet Kılıç’a, Belediye Veteriner Hekimi İzzettin Oktay’a, mahalli yemek menüsü sözkonusu olduğunda tek isim olan Hünkâr Sofrası sahibi Turgut Kızılkan ve güleryüzlü personeline, Siirt Üniversitesi öğrencilerinden Konyalı Yusuf ile Kahramanmaraşlı Enes’e, Fotoğraf kurslarından faydalandığımız Siirt Hastanesi K.B.B Uzmanı Fotoğraf Sanatçısı Ömer Yağlıdere Hocaya, Fotoğrafı daha bir sevdiren Fotoğraf sanatçısı misafirlerimize, kafa dengi kaptanlarımız A. Kerim ve İhsan abiye, tüm katılımcılara ve özellikle köy halkının şahsında Muhtar ve abisine sonsuz teşekkürler.

    Hayata her gün yeniden poz vermeye ne dersiniz?
    “Bir gün herkes fotoğraflarda kalacak.”
    Işığınız bol olsun Efendim…
    M. Şakir ÖZMAZI (08. Kasım. 2009)
    sakir.56@hotmail.com












    FOTOĞRAFLAR: M. ŞAKİR ÖZMAZI/M. EMİN SADIK/M.ŞİRİN AKSU


 

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •