10 sonuçtan 1 ile 10 arası
  1. #1
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    30.06.2009
    Mesajlar
    291
    Tecrübe Puanı
    22

    Standart 30 Ağustos Zafer Bayramı, bir ulusun küllerinden doğuşunun yıldönümü

    Ulusal Kurtuluş Savaşı, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın, 26 Ağustos 1922’de sabaha karşı verdiği emirle başlattığı Büyük Taarruz, 30 Ağustos’ta “Başkomutanlık Meydan Muharebesi”nin kazanılmasıyla sonuçlandı.

    Ulusun topraklarını savunma mücadelesi, 10 Ocak 1920’de İnönü mevzilerinde Yunanlılarla şiddetli çarpışmaların ardından 1. İnönü Zaferi’nin kazanılmasıyla başarıya ulaşmaya başlamıştı.

    20 Ocak 1920’de ilk Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edilirken 5 Şubat’ta TBMM’nin gizli oturumunda Londra Konferansı’na Ankara Hükümeti adına heyet gönderilmesi ve heyetin Meclis üyelerinden oluşması kararlaştırıldı. 6 Şubatta Bekir Sami Bey başkanlığındaki heyet, Ankara’dan hareket etti. 21 Şubatta konferans başladı ve 12 Mart’ta son buldu.

    TBMM hükümeti ile Rusya arasında 16 Mart’ta Moskova Anlaşması imzalandı. Masa üzerindeki zaferleri, meydanlardaki zaferler izliyordu. 1 Nisan’da 2. İnönü Zaferi kazanıldı. 5 Ağustos; Mustafa Kemal’e geniş yetkilerle ve 3 ay süreyle Başkumandanlık tevcih eden kanun TBMM’de kabul edilirken, 23 Ağustos 1920 günü Yunan ordusu taarruza geçti ve Sakarya Meydan Muharebesi başladı. 26 Ağustosta Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın şu emri geldi:

    “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz”...

    26 Ağustos’ta saat 05.30’da topçu ateşiyle Kocatepe’den Büyük Türk Taarruzu başladı. Türk süvarileri, 9 Eylül’de İzmir’e girdi ve Kadifekale’ye Türk bayrağı çekildi.

    13 Eylül’de Sakarya Meydan Muharebesi sona ermiş, düşmanın Sakarya Nehri’nin doğusunda imha edilmesiyle zafer kazanılmıştı. Mustafa Kemal

    Paşa’nın emriyle 14 Eylül’de genel seferberlik ilan edildi. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 19 Eylül’de “Gazi” unvanı ve mareşal rütbesini aldı.

    Yeni yılın başlangıcında Mersin ve Adana düşman işgalinden kurtulmuştu. Dört bir bucak Türk topraklarının düşman çizmesi altındaki esareti birer birer sona eriyordu.

    Kendisi de cepheye hareket eden Mustafa Kemal, saatler ilerleyip sonuç alınınca 31 Ağustos sabahı savaş meydanını dolaştı. Mustafa Kemal, gördüğü manzarayı törende aktarırken, ordunun zaferinin büyüklüğünü, buna karşılık “hasım ordunun” uğratıldığı felaketin dehşetini ve savaş meydanından toplanan ölülerin, esir kafilelerinin oluşturduğu görünümün “bir mahşeri” andırdığından özenle kurduğu cümlelerle söz etti.

    Mustafa Kemal Atatürk, anıtın, “Türk vatanına göz dikeceklere Türk’ün 30 Ağustos günündeki ateşini, süngüsünü, hücumunu, kudret ve iradesindeki şiddeti hatırlatacağı”nı da kaydetti.

    ATATÜRK, “30 AĞUSTOS”U ANLATIYOR

    Büyük Taarruz’un mimarı Atatürk, Büyük Nutku’nda 30 Ağustos’u şöyle anlattı:
    ...Efendiler, 26/27 Ağustos günlerinde, yani iki gün içinde, düşmanın Karahisar’ın güneyinde 50 ve doğusunda 20,30 kilometre uzunluğundaki müstahkem cephelerini düşürdük. Yenilen düşman ordusunun bütün kuvvetlerini, 30 Ağustos’a kadar Aslıhanlar yöresinde kuşattık. 30 Ağustos’ta yaptığımız savaş sonunda düşmanın ana kuvvetlerini yok ettik ve esir aldık. Düşman ordusunun başkomutanlığını yapan General Trikopis de esirler arasına girdi. Demek ki, tasarladığımız kesin sonuç, beş günde alınmış oldu. 31 Ağustos 1922 günü ordularımız ana kuvvetleriyle İzmir’e doğru yol alırken diğer birlikleriyle de düşmanın Eskişehir’in kuzeyinde bulunan kuvvetlerini yenmek üzere ilerliyorlardı.

    Doğrudan doğruya bana gönderilen bir telsiz telgrafta da İzmir’deki İtilaf Devletleri konsoloslarına benimle görüşmelerde bulunma yetkisinin verildiği bildirilerek, onlarla hangi gün ve nerede buluşabileceğim soruluyordu. Buna verdiğim cevapta da 9 Eylül 1922’de Kemalpaşa’da görüşebileceğimizi bildirmiştim. Gerçekten de söz verdiğim gün, ben Kemalpaşa’da bulundum. Fakat görüşme isteyenler orada değildi. Çünkü ordularımız, İzmir Rıhtımında ilk verdiğim hedefe, Akdeniz’e ulaşmış bulunuyorlardı.

    Saygıdeğer efendiler, Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebesini ve ondan sonra düşman ordusunu tamamiyle yok eden veya esir eden ve kılıç artıklarını Akdeniz’e, Marmara’ya döken harekatımızı açıklayıcı ve vasıflandırıcı söz söylemeyi gereksiz sayarım.

    Her safhasıyla düşünülmüş, hazırlanmış, idare edilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış olan bu harekat Türk ordusunun, Türk subay ve komuta heyetinin yüksek kudret ve kahramanlığını tarihe bir kere daha geçiren muazzam bir eserdir.

    Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve istiklal düşüncesinin ölümsüz bir abidesidir. Bu eseri yaratan bir milletin evladı, bir ordunun başkomutanı olduğumdan, mutluluk ve bahtiyarlığım sonsuzdur.”
    Mis kokulu yalanlar, göz yaşlarıyla silinecek!!!!

    BU FORUM HEPİMİZİN!!!!!!!!


  2. #2
    V-I-P Array
    Üyelik tarihi
    03.09.2008
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    34
    Mesajlar
    1.031
    Tecrübe Puanı
    38

    Standart

    Balkonları bayraklarla donattınız mı bakem
    içimde zaptedilmez bir kırma isteği
    dizginlerini koparan bir at sanki bu
    soluksoluğa kalıyorum her sonbahar
    ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
    bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
    bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
    ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim..

  3. #3
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    16.11.2007
    Mesajlar
    2.797
    Tecrübe Puanı
    74

    Standart

    sadece balkonları diil heryeri donatmak lazım bayrakla=))
    Sen benim ölümden uzak yasamdan öte sevdiğimsin...






  4. #4
    AHMET APARİ


    Array
    Üyelik tarihi
    06.07.2007
    Mesajlar
    2.940
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    her cama herbalkona asıcam arabama dahi asıcam bu devlet bu millet bizimm

  5. #5
    Forum Demirbaşı Array
    Üyelik tarihi
    18.06.2007
    Yer
    Anasının Dizinin Dibinden :=)
    Yaş
    40
    Mesajlar
    10.926
    Tecrübe Puanı
    238

    Standart



    Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu.
    Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette mümkün değildi. 19 Mayıs 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk'ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı'nı başlattı. Amasya Genelgesi'nin yayınlanmasının ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920'de TBMM'yi kurdu. Böy-lece hem memleketin yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu. Hem de Kurtuluş Savaşı'nın merkezi Ankara oluyordu.
    TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı. "Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşü"nden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa girildi. İlk başarı, Doğu'da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı. Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar'a büyük bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, or-dularına: "Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz." emrini verdi.
    Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uydu. 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti 1699 Karlofça Antlaşmasından beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu. Sakarya Savaşı, Türk milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal'e "gazi" unvanı ve "Mareşal" rütbesi verildi.
    Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Savaşı'ndan sonra, büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme kararı alındı.
    1922 yılı Ağustosuna kadar, hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk birlikle-ri, büyük bir gizlilik içinde Batı cephesine kaydmld". İstanbul'daki cephane depolarından silah ve cephane kaçırıldı. İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen toplar onarıldı. Yeni silâhlar satın alındı. Ordumuza taarruz eğitimi yaptırıldı. Bu hazırlıklardan sonra, Gazi Mustafa Kemal'in başkomutan-lığını yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922'de düşmana saldırdı. Bir saat içinde düşman mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos'ta düşman çember içine alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis'te vardı.
    Bu savaş, Atatürk'ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık
    Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı.
    Büyük Tarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra düşman, İzmir'e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla yurdumuz düşmandan temizlenmiş oldu.Hain düşmanın, haksızca ve alçakça işgaline "dur" diyen ve kanımızın son damlasını akıtmadan yurdumuzu bırakmayacağımızı dünyaya ispatlayan bu büyük zaferi her yıl, 30 Ağustos günü, bayram yaparak kutluyoruz.



    Takdir Ediliyorsanız Değil, Taklit Ediliyorsanız Başarmışsınız Demektir.
    Hayat öyle oyunlar oynuyor ki, nereye tutunsam düşüyorum.
    Tam da palyaçonun dediği gibi: "ağlayamadığımdan gülüyorum."
    Paul Auster

  6. #6
    Forum Demirbaşı Array
    Üyelik tarihi
    18.06.2007
    Yer
    Anasının Dizinin Dibinden :=)
    Yaş
    40
    Mesajlar
    10.926
    Tecrübe Puanı
    238

    Standart

    30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI

    GÜNÜN ANLAMI VE ÖNEMİ
    Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu.
    Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette mümkün değildi. 19 Mayıs 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk'ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı'nı başlattı. Amasya Genelgesi'nin yayınlanmasının ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920'de TBMM'yi kurdu. Böy-lece hem memleketin yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu. Hem de Kurtuluş Savaşı'nın merkezi Ankara oluyordu.
    TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı. "Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşü"nden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa girildi. İlk başarı, Doğu'da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı. Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar'a büyük bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, or-dularına: "Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz." emrini verdi.
    Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uydu. 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti 1699 Karlofça Antlaşmasından beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu. Sakarya Savaşı, Türk milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal'e "gazi" unvanı ve "Mareşal" rütbesi verildi.
    Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Savaşı'ndan sonra, büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme kararı alındı.
    1922 yılı Ağustosuna kadar, hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk birlikle-ri, büyük bir gizlilik içinde Batı cephesine kaydmld". İstanbul'daki cephane depolarından silah ve cephane kaçırıldı. İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen toplar onarıldı. Yeni silâhlar satın alındı. Ordumuza taarruz eğitimi yaptırıldı. Bu hazırlıklardan sonra, Gazi Mustafa Kemal'in başkomutan-lığını yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922'de düşmana saldırdı. Bir saat içinde düşman mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos'ta düşman çember içine alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis'te vardı.
    Bu savaş, Atatürk'ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık
    Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı.
    Büyük Tarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra düşman, İzmir'e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla yurdumuz düşmandan temizlenmiş oldu. Hain düşmanın, haksızca ve alçakça işgaline "dur" diyen ve kanımızın son damlasını akıtmadan yurdumuzu bırakmayacağımızı dünyaya ispatlayan bu büyük zaferi her yıl, 30 Ağustos günü, bayram yaparak kutluyoruz.

    Takdir Ediliyorsanız Değil, Taklit Ediliyorsanız Başarmışsınız Demektir.
    Hayat öyle oyunlar oynuyor ki, nereye tutunsam düşüyorum.
    Tam da palyaçonun dediği gibi: "ağlayamadığımdan gülüyorum."
    Paul Auster

  7. #7
    Forum Demirbaşı Array
    Üyelik tarihi
    18.06.2007
    Yer
    Anasının Dizinin Dibinden :=)
    Yaş
    40
    Mesajlar
    10.926
    Tecrübe Puanı
    238

    Standart



    30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN

    Takdir Ediliyorsanız Değil, Taklit Ediliyorsanız Başarmışsınız Demektir.
    Hayat öyle oyunlar oynuyor ki, nereye tutunsam düşüyorum.
    Tam da palyaçonun dediği gibi: "ağlayamadığımdan gülüyorum."
    Paul Auster

  8. #8
    Forum Demirbaşı Array
    Üyelik tarihi
    18.06.2007
    Yer
    Anasının Dizinin Dibinden :=)
    Yaş
    40
    Mesajlar
    10.926
    Tecrübe Puanı
    238

    Standart


    Takdir Ediliyorsanız Değil, Taklit Ediliyorsanız Başarmışsınız Demektir.
    Hayat öyle oyunlar oynuyor ki, nereye tutunsam düşüyorum.
    Tam da palyaçonun dediği gibi: "ağlayamadığımdan gülüyorum."
    Paul Auster

  9. #9
    Forum Demirbaşı Array
    Üyelik tarihi
    18.06.2007
    Yer
    Anasının Dizinin Dibinden :=)
    Yaş
    40
    Mesajlar
    10.926
    Tecrübe Puanı
    238

    Standart


    Takdir Ediliyorsanız Değil, Taklit Ediliyorsanız Başarmışsınız Demektir.
    Hayat öyle oyunlar oynuyor ki, nereye tutunsam düşüyorum.
    Tam da palyaçonun dediği gibi: "ağlayamadığımdan gülüyorum."
    Paul Auster

  10. #10
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    11.02.2009
    Mesajlar
    2.693
    Tecrübe Puanı
    72

    Standart

    Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim. Aklıma gelişini seveyim. Ne güzel de darma duman ediyorsun beni.


 

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •