-
ben değiştim
[Üyeler Mesaj Yazmandan Misafirlerde Kayıt Olmadan Link GöremezlerKayıt İçin Tıklayın ! ]
Her şey ve herkes değişir zamanla.
Kimi zayıflayarak:
Ezilir, bir zamanlar ayağının altına aldıklarının altında. Ezildikçe kuvvetlenir. Çünkü ezilen en kuvvetli değil, en zayıf yanıdır. Zayıflığı gittikçe kuvvet kazanır.
Kimi güçlenerek:
Belki merhametçe güçsüzleşip, ezer kendisini ezmeyenleri bile. Çok güçlü derler kendine, ama içlerinden ne derler bilinmez.
Kiminin sesi artık daha gürdür:
Konuştukça dinlenir, dinlendikçe yorulur. Her sözü bir şeylere yorulur.
Kiminin sesi çatallanmaya başlar:
Sesi ses getirmez. Sözü manşet olmaz. Susmasına kulak asılmaz.
Kimi büyür:
Büyüdükçe içinden birşeyleri küçülterek.
Kimi ufalır:
Aslında ne kadar büyüdüğünü görmeden. O bunu görmedikçe, daha da büyür.
Kimi şöhreti yakalar:
Eskiden hiç de tanınmazken. Herkes onu tanırken, o kimseyi tanımadığını anlar.
Kimi unutulur:
Unutuldukça aynaya daha çok bakar. Kendini daha çok dinler. Daha çok tanır.
Yüzler değişir:
"Ya gözler altındaki mor halkalar" mısraı gerçek olur. Yüzlerle beraber içler değişir. Her "iç"in "mor halka"ları vardır. Yüze çizgiler eklendikçe, "iç"e haritalar ilave olur.
Herkes ve her şey değişir zamanla.
Bu duvar eski duvar değildir:
Belki daha incedir, daha yakındır başka dünyalara. Belki daha kalın. Dünyadan uzaklaşıp dört duvar arasına daha fazla sıkışır.
Bu masa eski masa değildir:
Etrafında oturanlar değişmiştir. Üstüne konan kâğıtlar, kâğıtlar üstündeki yazılar ve konuşmalar değişmiştir.
Bu pencere eski pencere değildir:
Camını başkaları buğulandırmaktadır. Buğusuna başkaları, başka isimler yazmaktadır. Başkaları açıp serinlemekte, başka başlar uzanıp seyretmektedir. Başka dünyalardan başka dünyalara başkaları geçmektedir.
Bu nota eski notalara benzemez:
Aynı teli titreterek çıkar sazdan, ama aynı gönül telini titretmez artık. Aynı hüzün yoktur, aynı neşe. Güftesini söyleyen sesler değişmiştir. Şarkıyı dinleyen kulaklar değişmiştir. Kulağı algılayan akıl değişmiştir.
Seccade değişmiştir:
Ona değen alın, ona eğilen baş, onda hissedilen huşu ve huzur başkadır. Başkadır edilen duâ. Değişmeyen, "Kim"e secde edildiği ve "Kim"den istendiğidir.
Bu yol değişmiştir:
Başka yerlere çıkar.
Bu dükkân değişmiştir:
Farklı şeyler satar. Her şey ve herkes değişmiştir ve değişecektir de, zamanla...
Ben bir&
Ben bir yağmur damlasıyım:
Kimisinin özlemle beklediği, kiminin moralini bozan, kimi için varlığı ile yokluğu arasında fark olmayan, kimini ıslatıp, kimine dokunmayan...
Ben, bir yaprağım:
Yıl boyu bir yeşerip bir solan, bir ağaçta salınan, bir yere süzülen, başlar üstünde duran, yerlerde ezilen...
Ben bir kaldırım taşıyım:
Bazen boyanan rengarenk, bazen kırılan paramparça, yüksekte ama daima ayaklar altında...
Ben bir yıldızım:
Görünmek için karanlığa muhtaç. Kalabalık içinde, ama en yakınına milyonlarca ışık yılı uzakta. Parlak, ama başka parlak yıldızlar arasında öne çıkamayan. Parlak, ama modern şehirlerin sönük ışığıyla bile gözlerden uzaklaşan.
Ben bir rüyayım:
Gerçek değil, ama gerçeklerden daha tesirli. En kısa zamana en çok hikâye sığdıran, uyuyan, ama aynı zamanda yürüyen, koşan; susan, ama aynı zamanda konuşan, bağırıp çağıran.
Ben ıssız bir adayım:
Bana ancak kaybolanlar düşer. Ve bana düşseler yanlarına alacağı üç şeyi hesaplayan insanların önem silsilesini ölçme aracıyım ben.
Ben deniz dibinde bir yosunum:
Denizi bilmem, havayı bilmem, kuşları bilmem, dünyayı balıklardan ibaret sanırım.
Ben masallardaki üç elmadan biriyim:
Biri ermeyince "Murad"ına gökten düşmem. Masal bitmeden düşmem. Düşersem, tek başıma da düşmem. Kendim için düşmem, ya yazan için, ya anlatan için, ya da dinleyenler için düşerim.
Ben çöldeki ayak iziyim:
Derin bırakmaz kimse beni. Çöl rüzgârlarıyla silinirim. Silinmesem bile takip edilmeyen bir izim.
Ben bir yolcuyum:
Kimseye bağlanamam. Sevmek, hep bir unutma mecburiyetiyle doğar gönlüme. Hep, veda edecek gibi "Merhaba!" derim. Hep, kalkacak gibi otururum. Her an uyandırılabilecek gibi uyurum. Bir yerim olmaz bana ait. Adres soranlardan olurum daima, adres sorulanlardan değil.
Ben bir yazarım:
Herşeyi ve herkesi yazarım. Ama sıra kendime gelince susarım.
Rüya gibidir benim dışımdakiler:
Kısa bir zaman dilimine çok öykü sığar.
Fakat kendim bir gerçeğimdir:
Bir ömürboyu sürer hikâyem...
-
icinde can cekısenlerı duyuyosan daha neler olacak sana öbur tarafta onuda hısset bi bak ne oluyo sana :106:
-
İçinde sen varsan ne kadar zor bilir misin?
Seni içimden atmaya çalışır gibi değil, sana dair ne varsa benim dışımda, tüm doyumsuzluğumla sineme çeker gibi; cümleler ve kelimelerle seni kağıtlara yazar gibi değil, hangi lisanda olursun seni tüm yazılardan okur gibi; o lisanlara seni baştan anlatır gibi; sadece yazılmış olanlarla değil, yazılacak olanlarla da seni kavramak... Kimi sevgiler her gecenin rahminde şafağı bozuk ceninler ile doğarken eskir. Bir gün daha yorulmuş, bir gün daha eskimiştir o sevgiler. Bilir misin sevgili? ben her gece rüyalarımda seninle yeniden taşıyorum. Seninle yeniden doğuyorum. Seni tanıdığım onca yaşamlarımıza rağmen her yaşamımızda seni ne kadar az yaşadığımı anlıyorum. Uyandığımda, gözlerimi sana açıyorum. Sana yeniden, hiç usanmadan, arsızca, bitimsiz bir sevgi ile bağlanıyorum. Sende, seninle özgürleşiyorum.ama bir tek şey kalır ardında ''Yaram kanıyor ve çok ağrıyor'' bilir misin bu duyguyu bilmezsin! :q:
Küçük bir ekleme yaptım Alıntıdır.
-
Kimseye bağlanamam. Sevmek, hep bir unutma mecburiyetiyle doğar gönlüme. Hep, veda edecek gibi "Merhaba!" derim. Hep, kalkacak gibi otururum. Her an uyandırılabilecek gibi uyurum. Bir yerim olmaz bana ait. Adres soranlardan olurum daima, adres sorulanlardan değil.
çok güzel ellerine saglık
-
Okunmaya vede yorum yapılmaya değer bir yazı bence güzel olmus hem yazanı hemde bize sunanı tebrik ederim teşekürler