Bazen hayat bize dururken yürümemizi, ya da yürürken koşmamızı söyler. Öyle gelişmeler olmuştur ki hayatımızda, o zaman yürümemiz de yetmiyordur. Koşmalıyızdır.
Bazen de koşarken, yavaşlayıp da yürümemiz gerektiğini fısıldar kulağımıza..
Hayatınızda engebeli yolları yürüyerek güçlükle aşmışsınızdır, en sonunda düz bir yola ulaşıp, yürümenin size yetmediğini, artık koşmanız gerektiğini farketmişsinizdir. Son hızla koşarak ilerliyorsunuzdur. Fakat hayat bu... Önünüze aşmanız gereken bir dağ çıkarmıştır işte.
Nefes nefese olsanız da yavaşlamak istemiyorsunuzdur, yürümek değil, koşmaya devam etmek için o an herşeyinizi verebilirsiniz ama, bir önemi yoktur. Bazen gücünüz hayata yetmez...
Bazen siz, bazen de hayat sizi yönlendirir değil mi? Kabullenmek dışında yapmanız gereken birşey kalmamıştır.. Koşmayı bırakıp yürümeye başlamanız, tekrar o güzel, çiçekli engebesiz yollara ulaşmak için belki durup dinlenmeli, gücünüzü toplayıp tekrar yolunuzu kesen o dağı yürüyerek, hatta tırmanarak aşmalısınızdır.
Zira ihtiyacımız olan bütün güç, içimizde, yüreğimizdeki güzellikte saklıdır. Yürümeye tekrar başlamadan önce içimizdeki sesi dinleyip kendimizi "gaza getirmeliyizdir."
