-
İki KapıLı biR Han
Davut peygamber aleyhisselam, evinde taht gibi yüksekçe bir yer yaptırmıştı.Dört ayak merdivenle çıkar, orada ibadet ederdi. Bir gü abdest aldı ve o taht gibi yere çıkarak namaz kılmak ve münacatta bulunmak istedi. Merdivenin birinci basamağına çıktı, ikinci basamağına ayak basarken Melek-ül-mevt ruhunu kabzetmek üzere geldi yetişdti. Davut aleyhisselam, ölüm meleğine ricada bulundu :
_ Ya Azrail! Bana mühlet ver, yukarıya çıkayım, başımı secdeye koyayım, başım secdede iken ruhumu kabzeyle...
Azrail aleyhisselam, kendisine iki merdiveni çıkacak ve başını secdeye koyacak kadar mühlet vermedi ve oracıkta ruhunu kabzeyledi.
Şimdi bir düşün! Melek-ül-mevt, Davut peygamber aleyhisselam gibi bir Nebiye mühlet vermediğine göre, sana ve bana verir mi sanırsın?
Davut aleyhisselama:
_Ya Davut! Bunca yaş yaşadın, bu dünyayı nasıl gördün, diye sordular, şu cevabı verdi:
_Nasıl göreceğim? dedi. Bu dünya, iki kapılı bir kervansaraydır. Öbür kapısında yalın kılıç Azrail aleyhisselam bekler.
-Ey kardeş:
Sen de bundan ibret al. Göz ona derler ki, baktığından ibret alır. İbreti olmayan gözü, gözden saymazlar. Çünkü, Hak teala:
''Ey basiret sahipleri: İbret alın..''buyurmuştur.
İbret olmayan gözde, hikmet de yoktur. O gözün sahibi hayvan gibidir. Bu dünyanın yalancı izzetine mağrur olma! Ki şi, ahireti unutmamak gerektir. Ömrünün müddeti bitince, Azrail aleyhisselam gelir, canını almadan ölüm hançeriyle vurur. Nefsinle, kalbinin arasında bir perde vardır. O zaman o perde yırtılır.Kendini görürsün ki, adem değil bir canavar imişsin.
Ey aziz:
Şimdi adem şeklinde bulunduğuna itibar yoktur. İki cihanın fahri Hazreti Muhammed aleyhisselam hürmetine, gerçek bu suretler zahire dönmez, amma gönül yüzü döner. Ne zaman ki kıyamet kopar o zaman bu gibi insanların içleri dışlarına döner. Gönül yüzü hangi canavar şekline döndürülürse, kıyamet gününde de o şekilde getirilecektir.
Çirkinleşmez bedeni,dünyada bu ümmetin ;
Gönül çirkinleşmesin, varsa akl-ü hümmetin.
Kişiye, Azrail aleyhisselam ruhunu kabzetmeye geldiği zaman, şekli ve sureti değişmiş ve bir başka suret almış olabileceği korkusu yetmez mi? Nitekim bu hal Beni-İsrail kavmine vaki olmuştu ve zahirde yüzleri_Ne'üzü billahi teala_canavar suretine dönmüştü. O zaman, öyle feryat edersin ki mele-i a'laya yükselmez, esfel-i safiliyne inersin, şeytanla birlikte zincirlenirsin, o zincirlerin bir halkasının ağırlığı dünyada mevcut bütün dmeirlerin ağırlığı kadardır.
İşte, ölümü hatırlayan kişiler, bunları da hatırlamalıdırlar. Ölürken ve öldükten sonra başına gelecekleri düşünmelidir.
Bir de Allah(c.c)'ın dostları vardır ki, Azrail aleyhisselam onların ruhlarını ta'zim ile alır. Zira, Allah(c.c)dostlarının gönülleri, iki cihanın muradından arınmış bulunur. Hak tealanın muhabbeti ile dolmuş bulunur. Bu gibi azizlerin ruhlarını, o kadar hürmetle alır ki, tasaasından yerinde duramaz ve Kaf dağının arkasına kaçar, nerede kaldı ki imanına kasdeylesin. Mü'minlerin ve salihlerin ruhları birer yeşil kuş haline gelir ve nurdan kandiller içinde göklere giderek orada sakin olurlar. Fakat kafirlerin ve münafıkların canları birer kara kuş olur ve yer altına giderler, cehennem derelerinde sakin olurlar.
Hz. Ebu-Hureyre radıyallahu anh, Resul-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden rivayet ederek buyurur ki:
_Mü'minlerin ve salihlerin canları çıkarken, iki melek hazır bulunur. Onu alırlar ve göklere yükseltirler, gök ehli karşı gelir çığrışarak dua ederler:
(Bu yeryüzünden gelen arınmış bir candır. Dünya muhabbet ve şöhretinden ve kibrinden temizlenmiştir ve salih amelleri çoktur,) derler. Sonra ilave ederler.
(Hak teala, tenine dahi rahmet eylesin.Çünkü sen onu ibadet ve ta'atle imar ettin.) derler ve onu alarak ta'zim ile makamına götürürler.
Dünyadan imansız giden kafirlerin canları çıkınca da, gök ehli şöyle çığrışırlar: (Bu bir habis ve murdadır ki, ibadeti yok, Hak teala hazretlerine itaatı yok, Hak teala ve Resulune uyması yok, dünya muhabbet ve meşguliyeti ile imansız gitti. Bunu göklere getirmeyin, götürün yer altında cehennem sıcağı kadar kıyamete kadar buna değsin, nasıl olursa olsun.) derler.
Evet bu ölümün vasfı kaleme gelmez. Bu kadar söylenenler kifayet eder. Maksat nefse ölümün heybetini bildirmek ve bir korku hasıl etmektir. Nefsi, dünyadan iğrendirip tiksindirmektir. Ahiret amelleriyle meşgul olmasını temin etmektir.
alıntıdır :164: