-
Bir Fincan Kahve !
Bir fincan acı kahvenin 40 yıl hatırı vardır!
Bu lafıda biz TÜRK'lerden baskası söyleyemezdi...
Ne de olsa bir acı kahvenin 40 yıl hatırı var.Madem 40 yıllık hatır söz konusu o halde neden kahveyi acı olarak söyleriz? Eğer 40 yıl hatırı olacaksa çok tatlı bir kahve olması gerekmez mi sizce de.
Acı kahve;
Kahve içme kararırsın gibi deyimler kıtlığın dilimize ve kültürümüze armağanlarıdır sadece.
Aslında ne içince kararırız kahveyi, ne de kahvemiz acıdır...
[Üyeler Mesaj Yazmandan Misafirlerde Kayıt Olmadan Link GöremezlerKayıt İçin Tıklayın ! ]
Benimle bir fincan kahve icermisin ?
Mayonez Kavanozu ve 2 Fincan Kahve:
Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24 saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman mayonez kavanozu ve 2 Fincan Kahveyi hatırlayınız!
Bir gün bir Felsefe profesörü, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur
Öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar; Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler, Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker,
böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, onlar da 'evet' doldu derler, profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker.
Tabii Ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur.
Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar,Öğrenciler de koro halinde 'evet' derler.
Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, Kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler gülerler!
Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek 'eveet' Diyerek;
Ben 'Bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım ' Der.
Şöyle ki; Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir.
Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur. O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz,
eviniz, arabanız vs. Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir. 'Şayet Kavanoza önce kum doldurursanız...' diye, anlatmaya devam eder,
- Cakıl taşlarına Ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz. Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır.
Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz Eden şeylere çevirin.
Çocuklarınızla oynayın. Sağlığınıza dikkat edin.
Eşinizle yemeğe çıkın.
Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın...
Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin.
Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin . Gerisi hep kumdur.
Bu Ara Bir öğrenci sorar;
- 'Peki, O iki fincan kahve nedir?'
- Profesör gülerek: 'Bu soruyu bekliyordum."Hayatınız ne Kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan Kahve içecek kadar yer vardır"diye cevap verir.
-
Her kahve aynı tadı taşımaz...
Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona göre değişir...
Sahilde oturduğun rüzgârlı bir sonbahar günü,
En sevdiğin dostun ağlarken içtiğin kahvenin tadı kederlidir...
Kahve telvesine yüreğinin acısı karışır...
Bir pazar öğle sonrası annenin,
"Hadi bir kahve yap da içelim" dediği kahve huzurludur...
Köpükler annenin göz bebeklerine yansır...
Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir...
Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve düşülen kuyudan çıkma çabasıdır...
Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın...
Çıktığın an uyuyakalırsın... Ferahlıktır...
Dostlarla içilen kahve neşedir...
Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer...
Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır... Acıdır tadı...
Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardır...
Baban için yaptığın kahve sevgi doludur...
Çay bardağında, az şekerli...
Kahve gibi görünmez sana...
Ama sıcaktır dumanları tüter ve kokusu büyülüdür...
Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve başkadır... Isıtır insanın içini...
Yorgun olduğunda içtiğin kahve hafifletir seni... Kendine getirir, unutturur
günün ağırlığını...
Kahve aynı kahvedir belki...
Köpüğüyle, rengiyle, dumanıyla aynı kahvedir...
Ama içilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer ve tadları değişir...
Her kahve aynı değildir bu yüzden...
-
KAHVE !
Kahvenin edebiyatımızda, kültürün değişik alanlarında da özel bir yeri var.
Kahveyle ilgili deyimler, atasözleri, maniler, şiirler, şarkılar var.
Kız istemeye gidince, ta Osmanlı'dan bu yana, kahveleri sunan gelin adayının etraflıca görülebildiği
nadir anlardan biri, elinde tepsi, kahvelerin içimi bitinceye dek beklemesidir.
Bu arada damada içirilen bol tuzlu kahveyi de atlamamak gerek.
Kahve öncesi ikram edilen su, kahveyi ağızda kalan tüm tatlardan arındırarak,
sadece içilecek kahvenin tadını yerleşmesini sağlamak içindir.
Osmanlı'da varolan acı kahve öncesi tatlı şeker, lokum ikramı günümüzde terkedilmiştir.
Saraylarda özel giysili, kahve ikramından sorumlu kahveci güzelleri de
ancak turistik otellerde, ya da tatil köylerindeki özel gecelerde karşımıza çıkıyor.
Ama hala kahveyi çekirdek olarak alıp, tavalarda kavurarak değirmende çeken tiryakiler, varlığını sürdürüyor.
Kahve falı artık bazı kişilerin geçim kaynağı.
Hatta ilgi ve para çekmek için müşterilerinin falına baktıran kahvehaneler de var artık.
"Fala inanma, ama falsız da kalma" düsturundan yola çıkıp, fala baktırmayan azdır sonucuna varabiliriz.
"Neyse halim, çıksın falım" cümlesinin ardında ne ümitler saklıdır.
Üstad Abdülbaki Gölpınarlı'nın derlediği bir maniyle halk kültürümüzdeki kahveye geçelim:
"Kahvelerim pişti gel
Köpükleri taştı gel
İyi günüm dostları
Kötü günüm geçti gel."
Gelelim atasözleri ya da deyimlere...
"Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır",
"Kahve, tütün, keyifler oldu bütün",
"Kahvenin yüzü kara, ama yüz ağartır",
"Acı kahvesini içmek",
"Kahve peykesinde aleme nizam vermek"
Bir de nükteler, dizeler var:
"Gönül, ne kahve ister, ne kahvehane,
Gönül ahbab ister, kahve bahane"
"Ehli keyfin keyfini kim yeniler, kim tazeler?
Taze elden, taze pişmiş, taze kahve tazeler"
Bol köpüklü kahve, "üzerinde at nallanır" diye övülür.
Geciken kahve için "Yemen'den yeni geliyor" diye şikayet edilir.
Kahveyle dilekler de dilenir.
Bir evde kahve içtikten sonra en güzel teşekkür, "Ferah kahveleri olsun" sözüdür.
Bandırma'da düğün armağanı vermenin de kahveyle bağlantılı bir geleneği vardır.
Gelin evine "kahve içmesi"ne giden dost ve akrabalar, armağanlarını da o gün veriyorlar.
Sadece kahve içmekle sınırlı kalmıyor, pasta, börek, çörek ikramı yapılıyor.
Ev sahibi çalgıcılar getirtip, oyunlar oynanıyor. Gelin, bu davette gelinliğiyle oturuyor ve servise karışmıyor.
Kahvesini sade yaptırıp, şekerini yanına koyduranlar da var.
Buna "yandan çarklı" deniyor. Bazı dedelerle torunlar arasında da bu konuda bir espri var.
Kaç torun varsa, kahve fincanının tabağına onların sayısı kadar kesme şeker konuyor
ve daha dede kahvesini içmeye başlamadan her çocuk kesmeşekeri kahveye batırarak ağzına atıyor "hakkını alıyor".
"Kahve içme, kararırsın" sözü bizim çocukluğumuzda da söylenirdi
ama hevesle baktığımızı gören büyüklerimiz fincanın tabağında bize kahve verirdi.
Zaman zaman kahve servislerinde ya da yapım şekillerinde ilginç durumlarla karşılaşabiliyoruz.
Örneğin, Ankara'da bir pastanede kızgın kumda pişirilen kahve,
Levent'te bir meyhanede kağıt peçeteyle sarılı olarak gelip, çakmakla yakılarak üstü açılan kahve,
Balıkesir'de yanında likör ve bir adet çiçekle ikram edilen kahve gibi...
Yörelere göre de farklı kahveler var. Mardin'in süzme kahvesi "mırra" gibi...
İçel'de de kenger bitkisinin tohumları kavrulup, çekilerek kahve gibi içiliyor.
-
Her kahve aynı tadı taşımaz... Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona göre değişir...
***Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarken içtigin kahvenin tadı kederlidir... Kahve telvesine yüreğinin acısı karışır.
***Bir pazar öğle sonrası annenin "hadi bir kahve yap da içelim" dediği kahve huzurludur... Köpükler annenin göz bebeklerine yansır... Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir...
***Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve düşülen kuyudan çıkma çabasıdır... Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın ... çıktığın an uyuyakalırsın... ferahlıktır..!
****Dostlarla içilen kahve neşedir... Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer...
***Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır...Acıdır tadı... Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardır...
***Baban için yaptığın kahve sevgi doludur... çay bardağında, az şekerli...Kahve gibi görünmez sana... Ama sıcaktır dumanı tüter ve kokusu büyülüdür...
***Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve başkadır... Isıtır insanın...içini...
***Yorgun olduğunda içtigin kahve hafifletir seni... Kendine getirir, unutturur günün ağırlığını...
***Kahve aynı kahvedir belki... köpüğüyle, rengiyle, dumanıyla aynı kahvedir ama içilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer ve tadlari değişir...Her kahve aynı değildir bu yüzden...
Ben de sizleri sevgiyle pişirilen bir kahve içmeye davet ediyorum. akşam, öğle öncesi, sonrası ya da gece kahvesi. ne zaman isterseniz.
Dostlukla yudumlayacağımız bir kahve molası vermeye ne dersiniz !
Sizin kahveniz nasıl olsun...
-
Kemal abi, Sizinle kahve içmedik ama 40 değil 140 yıl hatırınız var yanımızda.
Sitemize verdiğiniz emeklerin ve desteklerin hiçbir zaman unutulmadığını bilmenizi isteriz. Herşey için teşekkürler.
-
bu güzel paylaşım için teşekkür ederim Kemal bey