-
Von moltke (xıx yy)
Siirt’e bir gezi yaptım. Güzel bir dağ şehri. Fakat son harpten sonra bir kısmı harabe haline düşmüş. Bir konak yerinin ötesinde, 300-400 adım genişliğinde fakat sığ olan Yezithane suyuna vardık. Burda durup kalmamak, ne pahasına olursa olsun ilerlemek istiyorduk. Birinci deneyişimde az kalsın atımla birlikte sürüklenecektim. Hayvanın ayağı ancak yere değebiliyordu. Bir saat ötede daha uygun bir yer bulduk. Bütün piyadeler göğüslerinin üstüne kadar suya batarak hemen karşıya geçtiler. Toplar tamamıyla gözden kayboluyordu. Deniz yüzünden 8000 ayak yukardaydılar ama, ırmağın yüzünün altındaydılar.
Burada bize düşman olan Hazo kasabasına kadar kısa bir yürüyüş gerekiyordu. Ertesi sabah iki kol halinde, ihtiyatla ilerledik. Topçu bize hemen giriş yolunu açacaktı. Fakat orada müdaafasız tebaadan başka kimsenin kalmadığını, bütün Müslümanların dağa kaçmış olduklarını öğrendik. Kasabanın önünde ordugah kurduk. Ertesi sabah erkenden yeni ordugaha gittik. Herkes gümüş gibi dubduru bir havuz meydana getiren muazzam pınara, büyük ceviz ağaçlarına, geniş buğday tarlalarına ve üzerinde araba işleyebilen yola hayran kaldı. Köy hemen tutuşturuldu. Ben bunu boş yere önlemeye çalıştım. Kaçanlara karşı sert davranmalı, fakat kalanlara aman vermelidir. Yoksa bu işin hiçbir zaman sonu getirilemez. Biz buraya varır varmaz kumandanın, kendisine katılmamız hakkındaki emri de geldi. Piyade hemen topları bırakarak emredilen yönde yola çıktı. Yolda bir düzine kadar köy tutuşturuldu. Nihayet derin bir dağ geçitinde bulunan büyük bir köye, Papura vardık.