Tıklamayın, yaşayın/Hayatın dibindeki delik / Hayatı 'google'da aramayın
Nihayet sektörün içinden biri dramatik gerçeği gördü ve uyarısını yaptı. İnternetin meşhur arama motoru "google"ın CEO'su Eric Schmidt, dikkatleri şimdiye kadar çoktan çekilmesi gereken yere çekti ve "Bilgisayarlarınızı kapatın insan olun" dedi. Schmidt'e göre, "teknolojinin gelişimi ve internet nedeniyle insan ilişkileri her geçen gün sekteye uğruyor"du. Kesinlikle aynı fikirdeyim, belli ölçülerde de olsa bu dolambacın içinde olan biri olarak konuya tam da bu noktadan bakılması gerektiğini düşünüyorum. Bunu söyleyenin, sektörün bu işten bizim gibilerin aklının ermeyeceği çoklukta para kazanan bir üyesi olması da çok önemli. İşler yolunda olabilir, tekno-pazarda malı olanların kazançları kasalara sığmıyor da olabilir, ama nihayetinde hepimiz aynı gemideyiz ve hayatın dibindeki delik büyüyor. Tam da Schmidt'in Pennsylvania Üniversitesi'nde söylediği gibi, sanal dünyadan biraz uzaklaşıp bir an önce gerçek insan ilişkilerine yönelmez isek, yakın gelecekte artık gemiyi su üstünde tutmak zorlaşacak.
Ben bu sütunlarda defalarca bu konuya değindim. Konu bilinmeyen bir konu değil, ortada çözülmüş bir sır da yok. İnsani kaygıları olan, varlığını ciddiye alan ve hayattan umudunu kesmemiş olan her söz sahibi bu konuya dikkat çekiyor. Ama hepsini toplasanız "google" CEO'su Bay Schmidt'in sözü kadar etki yapmaz. Çünkü yeni kuşaklar için bilginin yegâne kaynağı "google"! Bay Schmidt'in uyarısı bu anlamda çok önemli. Benim dilime tercüme edersek açık ve net olarak şunu söylüyor Bay Schmidt: "Hayatı 'google'da aramayın!" Yani nedir bu işin özü; "Tıklamayın, yaşayın!"
Hayata dair edimlere karşılıklar geliştiren sanal dünyanın, giderek hayatın alternatifi haline gelebileceğine kimse ihtimal vermiyordu muhtemelen. Ama olan budur, özellikle genç kuşaklar için! Gözlerini açık tutanlar için aşikar bir şey bu, başta yeni kuşaklar olmak üzere bugünün insanlarının sosyal alanı gerçek dünyada değil, sanal dünyada kuruluyor. Önceleri hayatın içinde var kılınamayan duyguların adresi olarak ilgi gördü o tekno-dünya, şimdi ise özellikle tercih ediliyor. Yani gerçek hayatın yerine sanalı bile istene konuyor. Bunun bir sonraki aşaması, (şimdiden alametleri belirmeye başladığı gibi) hayatın gerçek olanının fişini prizden çekmektir. Bu söylediğimi fantezi gibi görenleri; çocuğuna, kardeşine, arkadaşına, öğrencisine mesela internetin olmadığı bir dünya için hayalinin ne olduğunu sorsun. Alacağı cevap, aklını başına getirecektir.
Çünkü hayata en dinamik biçimde katılabilecek, her şeyden en üst seviyede zevk ve keyif alabilecek o genç kişilikler için, "internetin olmadığı bir dünya" algılanamaz, kabullenilemez, yaşanamaz bir dünyadır. Önünde "tekno" vurgusu olmayan bir dünya, üstüne hayaller kurulamayacak bir cehennemdir. Korkunç belki, ama hiç şaşırtıcı değil bu! İnsan nerede varolduysa, kişiliğini hangi temel üzerinde şekillendirdiyse aslında orada yaşar. Bugünün genç insanları, hayatla yüzleşmekten kaçıyorlar, çünkü bu hayat onların "ne" olduğunu tam bilmedikleri bir dünya. Dolayısıyla insan ve hayat parantezindeki her türlü sorumluluk onları korkutuyor. Sudan çıkmış bir balık gibi soluk almakta zorlanıyor, çırpınıyorlar adeta. Yani bu yazı, ne teknoloji hakkında, ne Schmidt hakkında... Sizin hakkınızda ve benim hakkımda... Bir de dünyanın dibinde büyümekte olan kara delik hakkında...