-
senaryolar ve biz...
Şu koca dünya sahnesinde, bizlere biçilmiş rolleri oynamak mı doğru, yoksa kendi yazdığımız metinle doğaçlama var olmak mı bu sahnede ...
Ben hep kendini oynamaktan yana oldum , rollerine sabitlenenlerden se uzak durmayı tercih ettim.
Kendi yazdığım metinlerle bazen karaya oturdu bedenim yanlışlarımla,bazende göğe yükseldim bir kuşun kanadında.Ama senaryo benimdi ve pişman
olmak yerine hep şükrettim hayatın öğrettiklerine. Dedim ya senaryo benim olunca ,suçlayacak senaristler yok hayatımda.Yazan Ben, sahneye uyarlayan
Ben, oynayan Ben.Hal böyle olunca alkışlamak veya eleştirmek kararıda hep bana kaldı...
Aslında cesaret ister kendi oyununu oynamak.Önce kendini çok iyi tanımayı vesevmeyi gerektirir, gönlünce ve korkusuzca oynamak için...Eleştirecek kadar kendine güvenmeyi ister... Güç ister yıkıldığın anlarda tekrardan ayağa kalkmak ve yüzleşebilmek için kendinle.Güven ister ,çevrende salt sen
olduğun için Sana dost insanlara dayayabilmek için başını....
Yürek ister ,rollerine sadık diğerlerinin arasında var olabilmek,Onların suçlayacak yönetmenlerine karşı, kendi hayatınızın yönetmenliğini üstlenmek.
Deli bir ruh ister ,çılgın fikirlerini özgürce savunmak için.Ençok da hayatı koşulsuz sevmeyi gerektirir,süresi belli olmayan hayatınızı olabildiğince yaşayabilmek ve keyif almak için....
Rollerinde boğulmuşlar çok oyuncu gördüm şimdiye kadar.Sahne dekorlerında sıkışmış, kostümlerinde başka bir ruha bürünmüş,sahneden inmeye cesareti
olmayan,kaybolmuş deforme beyinler gördüm.Yaşam koşusu içinde ,nice kimliğini kaybetmiş müthiş oyuncular gördüm....
Ben ,senaryosunu kendi yazanı tercih ediyorum.Sahne aralarında ,senaryosuna sadıklarla sohbet etmekde zevk vermiyor bana,çerçevelenmiş beyinler
doyurmuyor ki beni...
Yaşamak, her anını hissedebilmekdir.Hiçbirimiz bilemeyiz ki 1 adım sonramızın ne olduğunu.Belki eşsiz bir koya bağlanacak içinde olduğumuz
sarp virajlı yol, belki de bir limana demirleyecek sakin ve huzurlu, belki de günlerce kürek çekmeyi gerektirecek batan gemiden kurtarabildiğimiz
sandal içinde .Belirlenmiş senaryolarda sürdürmek hayatı, farketmemeyi gerektirir yaşamı.Yaşamsa , farketmeden kaybedebileceğimiz müthiş sürprizlerle sarar hayatımızı....
Farkedebilen gülerek karşılar hayatının sonunu,
farkedemeyenlerse şaşkın varır yolun sonuna geç öğrenmenin pişmanlıklarıyla.Hayat pişmanlıklarla kaybedilmeyecek kadar kısa...Nekadar
mutlu yaşayacağımızın kararı ise ellerimizde tuttuğumuz kalemlerimizde...Ben hayattan gerçek keyfi almaya ,kendi senaryomla ulaştım....
Yazan Ben, Sahneye uyarlayan Ben , Oynayan Benn....
-
valla bunu makele bölümüne sunsan dah ii olurdu geyik te olması yanlış neyse tam bizim pames e göre oda böle saçma şeyler diyor kendisi kendini filizof zannediyorda :51:
valla güsel bir yazı am işte saçmalık diyoz felsefe nedense bana saçma geliyor kızmanı da istemem ok :46:
-
Evet bencede yanlış yere koymuşum ama ben değiştiremiyom :(
(nese çaktırm artık:) )
Hem ben kızmam ya merak etme..Herkesin bakış açısı farklı sonuçta..Buna da karışamam ya:D