-
Aptal Hans-Üstün Dökmen
Aptal Hans
Alman halk masalı, Grimm Kardeşler derlemişler. Aptal Hans’a uzun yıllar çalıştığı emeğinin karşılığı ustası , onu çok zengin edecek kadar külçe altın verir. Eve dönerken Hans yorulur. Yolda gördüğü atlının atıyla altınları değişir. Hans mutlu olmuştur. Atı sonra inekle değişir. Yine mutlu olmuştur. İneği kazla, kazı da bileği taşıyla değişir, eve eli boş gelir.
Ana fikir çıkarır Üstün Dökmen: “ Aptal Hans gibi aptallık edip elindeki kıymetli şeyleri değersizleriyle değiştirme…
Altın nasılsa gidecek, hepimiz ölümlüyüz, elimizdeki bir gün nasıl olsa bitecek; önemli olanyaşam karşısında bu tuhaf alışverişte mutlu olabilmek. Hans hep mutluydu; ya bir de mutsuz olsaydı nasıl biterdi yolculuk, çekilir miydi? “
Kaşıkçı Elmas’ı
Rivayete göre, yaşlı ve fakir bir kadın çöpler arasında parlak bir şey bulur. Bu meğer elmasmış, bulduğu şeyin değerini bilmemiş. Bir kuyumcuya iki tahta kaşık karşılığı vermiş. Tabii elmas meşhur olmuş, adı da Kaşıkçı Elması olmuş. Ekliyor yazar:
“Kadın yaşamında bulup bulabileceği en değerli şeyi çok ucuza satmış. Bizler de yaşamımızı, bu dünyada bulup bulabileceğimiz en değerli şeyimizi yaşamımızı satmıyor muyuz? Yaşamını satanlarımız yok mu? Elması bulan kadının saf olduğunu, zarar ettiğini düşünüyoruz, onun adına üzülüyoruz. Ancak mutsuz olan biziz kadın mutluydu. Muhtemelen kaşıkları aldığında sevinmişti.. Yaşam fırça darbelerinden oluşan resimler gibi anlık duygulardan oluşur. Kadın mutlu oldu, o an kutsaldır… Bu dünyada elinde kalan gerçekten ona ait olan tek şey o andaki mutluluğudur…”
Sonuç: “ Altınlar ya da Kaşıkçı Elması’nın dışarıdan görünen ihtişamı önemli değildir. Sizin yaşam içinde hissettikleriniz önemlidir. Başkalarının sizin elinizde gördükleri zenginlikler değil siz içinizde hissettiklerinizle, yaşadığınız mutluluklarla zenginleşirsiniz. Yaşama yerleşirsiniz.”