SonBahaR GeLsiN Sen GeLme
[Üyeler Mesaj Yazmandan Misafirlerde Kayıt Olmadan Link GöremezlerKayıt İçin Tıklayın ! ]
[Üyeler Mesaj Yazmandan Misafirlerde Kayıt Olmadan Link GöremezlerKayıt İçin Tıklayın ! ]
[Üyeler Mesaj Yazmandan Misafirlerde Kayıt Olmadan Link GöremezlerKayıt İçin Tıklayın ! ]
[Üyeler Mesaj Yazmandan Misafirlerde Kayıt Olmadan Link GöremezlerKayıt İçin Tıklayın ! ]
[Üyeler Mesaj Yazmandan Misafirlerde Kayıt Olmadan Link GöremezlerKayıt İçin Tıklayın ! ]
Sonbahar gelsin sen gelme!
İki güz birden
Ağır gelir adama
Yine dökersin hüzünleri yaprak yaprak
Yine sarartıp soldurursun umutları
Yüreğinde dinmeyen bir yagmur var daima
Bir kere Eylül geldi mi, boşuna… Hiçbir umut...
Sonbahar...
Yüzyılın yazı bitiyordu; sonbahar başlangıcı,
Yapraklarını henüz dökmemiş ağaçlar rüzğarla dans ediyordu.
Yüzyılın yazının bittiği gibi, adam ile genç kızın hikayesi de bitiyordu...
Adam sararmış bir sonbahar yaprağına kızın adını yazdı ve genç kıza dönerek, “seni zamana yazdım,” dedi.
Genç kız görünmüyordu, artık; adam genç kızı düşleyemiyordu.
Yüzyılın yazının bittiği gibi, yaşam da bitiyordu.
Sonbahar -ki doyumsuz bir aşkın sonudur-
Sonbaharın başlangıcı, umutların sonu: Eylül !...
Eylül'ü en iyi –aşk acısıyla inleyen-Suad anlatır:
“Ah Eylül…Eylül… Bir kere Eylül geldi mi, boşuna… Hiçbir umut…Ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ne kadar dayanabilirse dayansın kışın çıkıp geleceği, artık her şeyin, her ümidin bittiğini, buna tahammül lâzım geldiğini anlamaktan doğan bir takatsizlik ile ağlar... Ne renk, ne de güzel koku... İşte yapraklar ölüyor... Rüzgâr insafsız, yağmur inatçı; her şey çürüyor, oh!.. Her şey çürüyor!.."
(Memed Rauf: Eylül)
[Üyeler Mesaj Yazmandan Misafirlerde Kayıt Olmadan Link GöremezlerKayıt İçin Tıklayın ! ]