Sana ne sözlerim birikti , bilmiyorsun!
Söyleyemediklerimi sen anla !...
Sana herşeyi anlatmadım.
Hiç olmadık zamanlarda dalıp gitmelerimi,
Bedenimi cehennem benzeri ateşlerde , külçe gibi eriten yalnızlıklarımı.
En çok bu yerler vurur başıma,
Durduk yerde ellerim üşür.
Alnımda yokluğun yazar , utanırım.
Herkes biraz vurur , uykularım bölünür.
Kendimi ararım...
Boynum bükülür , onlarca ağırlığıyla omuzlarıma.
Sen olmadan ağlayamam.
Yaslanmadan göğsüne , sarılmadan sana sımsıkı.
Yıldızların ışıttığı yüzüne korkuyla bakıp...
Bir düş penceresi değildi yaşamak !
Ker**SANSÜRLÜ-KELİME****SANSÜRLÜ-KELİME****SANSÜRLÜ-KELİME** kokusuna hasret bir kent gecesi bu.
Boşluğunda aynı yalnızlık.
En değerli varlığımız gibi koruduğumuz umutsuzluk
Ve en eksik yanımızdı tutkumuz...
Konuşandık yanıp sönen suskunluklarda ve yaşayandık
Madalyonun pek parlak olmayan diğer yüzünü.
Kimsesiz ağlayandık !
Kabullenemediklerimiz beynimizin en derin noktasında,
Başkaldırılara direnmekti çoğu zaman.
Bağırmak isterdik kayıtsızca ve yaşamı yüklenirdik yeniden...
Derin ve karanlık vadiler olmasaydı,
Dağların dorukları o kadar güzel olmazdı.
Üstesinden gelinmesi gereken güçlükler olmasaydı,
İnsanoğlu en büyük zenginliği olan,
Başarılarından tat alma duyusunu yitirirdi.
Gece olmasa gündüzün,
Kötü olmasa iyinin,
Soğuk olmasa sıcağın,
Tadını anlayabilir misin ?!...
O halde olumsuzlukları bırak , yaşamı hisset !
Yarınlar düşlerinin güzelliğine inananlarındır !
Yaşamak buysa bizde yaşadık,
Acının her çeşidini nedensiz.
Kan uykularda bin parça olduk !
Belki umut kalmadı;
Belki hiç parlamayacak o ışıltı sönen gözlerde.
Ama hayat devam ediyor.
İnadına yaşamak lazım şimdi,
İnadına umut etmek,
İnadına mutlu olmak...!!!
