Ne tuhaf şey şu sadakat...
Ne tuhaf şey şu sadakat... Adı olunca kendi olmaz, kendi olunca adı olmaz Mutlak bir sadakat hayaliyle başlar tüm evlilikler ve tüm söz olmaya adanmış sözler. Sadakat deriz Adı vardır adımızda ama aklımızın bahçesinde güllerin yanı başında ayrık otları da biter.. Sadakat deriz Adı vardır her kitapta, annelerin sözünde, belletenlerin dilinde ama kendi yoktur. Aşk deriz. Aşk vardır. Aşk olunca sadakate gerek olmaz ki. Ne saçma şeydir şu sadakat. Ne gerek var sadık olmaya? Kimse kalmaz ki dünyada ondan başka...
Aşık olduğunuz kadından başka bir kadının olmadığı dünyada sadakate ne gerek var ki? Tek bir kadının yaşadığı mavi bir dünyada sadakat ne tuhaf ve ne saçmadır. Aşk deriz. Sadakatin adı yoktur ama kendi vardır çünkü aşk vardır. Onu deliler gibi seversiniz, sevdiğiniz siz olur ve siz sevdiğiniz. Sadakat deriz. Yeminler ederiz, sözler veririz, kendi ruhumuzun aşksız ikliminde hep o yağmursuz nakaratı tekrarlarız; Sadık kalacağım, sadık kalacağım, sadık.. Oysa aşıklar söz vermezler. Onlar Pazar yerinin umutsuz satıcıları değildirler ki... Senden başka sen, benden başka ben var mı yeryüzü üstünde? diye sorarlar. Ne tuhaf gelir aşıklara sadakat. Ne tuhaf şey şu sadakat. Adı olunca kendi olmaz, kendi olunca adı,, Söyle ey sevgili, Sadece sen olunca, ne kalıyor geriye? .. :55: