iyiliğe teşekkür..islamda....
iyiliğe teşekkür
Iyilik edenin, iyiliğine karşılık mal ile hizmet ile iyilik yapılır. Bunu yapamıyan, teşekkür ve dua eder. Bunu da yapmıyanın, yapılan iyilik başına kakılır. Kötülenir. Incitilir. Çünkü, iyiliğe karşı, iyilik yapmak, insanlık vazifesidir.
Böyle olunca, her iyiliği yapan, en büyük iyilik olarak, yok iken var eden, en güzel şekli veren, lüzumlu organları, kuvvetleri ihsan eden, herbirini bir ahenk ile işleterek sıhhat veren, akıl ve zeka bahşeden, çoluk çocuk, ev, ihtiyaç eşyası, yiyecek, içecek ve elbiselerimizi yaratan yüce bir sahibe, bu ni'metleri sebepsiz, karşılıksız ihsan eden ve her an yok olmaktan, düşmandan, hastalıktan muhafaza eden ve bize hiç ihtiyacı olmıyan, sonsuz kuvvet, kudret sahibi olan Allahü tealaya şükretmemek, kulluk hakkını ödememek, ne büyük kabahat, ne çok zulüm ve ne alçak bir vaziyet olur?
Hele, O'na ve ni'metlerin O'ndan geldiğine inanmamak veya bunları başkasından bilmek, en büyük zulüm, en çirkin yüz karası olur.
Bir kimseye, her ihtiyacı verilse, her ay yetecek para, gıda hediye olunsa, bu kimse, o ihsan sahibini her yerde, herkese nasıl över. Gece gündüz onun sevgisini, teveccühünü, onun kalbini kazanmaya uğraşmaz mı?
Onu dertlerden, sıkıntılardan muhafaza etmeye çalışmaz mı? Ona hizmet edebilmek için, kendini tehlikelere atmaz mı?
Bunları yapmasa, o ihsan sahibine hiç kıymet vermese, herkes onu ayıplamaz mı? Hatta, insanlık vazifesini yapmıyor diye cezalandırılmaz mı?
Iyilik eden bir insanın hakkına böyle riayet ediliyor da, her ni'metin, her iyiliğin hakiki sahibi olan, hepsini yaratan, gönderen, Allahü tealaya şükretmek, O'nun beğendiği, istediği şeyleri yapmak, niçin lazım olmasın?
Elbette, en çok O'na şükretmek, en çok O'na ita'at etmek, ibadet etmek lazımdır. Çünkü, O'nun ni'metleri yanında başkalarının iyilikleri, deniz yanında damla kadar bile değildir. Hatta, diğerlerinden gelen iyilikleri de, yine O göndermektedir.
O zaman insan, Allahü tealaya karşı lazım olan şükür, tüşekkür borcunu nasıl yapmalıdır?
Bu teşekkürün de nasıl olacağını bizim bilmemiz mümkün değildir. Bu teşekkürün de nasıl yapılacağını Cenab-ı Hak bize bırakmamış, peygamberleri vasıtası ile bildirmiştir:
Allahü tealaya karşı kulun vazifesi üçe ayrılır:
Birincisi, bedeni ile yapacağı işlerdir. Namaz, oruc gibi.
Ikincisi, ruhu ile yapacağı vazifedir. Doğru i'tikad etmek. Ehl-i sünnet alimlerinin bildirdikleri gibi iman etmek, inanmak.
Üçüncüsü, insanlara adalet yapmakla, Allahü tealaya yaklaşmaktır. Bu da, emaneti muhafaza, insanlara nasihat etmek, önce islamiyyeti öğretmekle olur.
Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, Allahü tealaya, teşekkürün aslı üçtür: Doğru i'tikad, doğru söz ve doğru iş. Peygamberler ve bu büyüklerin varisleri olan, Ehl-i sünnet alimleri, bunların doğru olması, ya'ni Cenab-ı Hakkın istediği şekilde olması için, nasıl yapılacaklarını ayrı ayrı bildirmişlerdir. Herkesin bunları öğrenmesi ve ona göre hareket etmesi lazımdır.