Peygamberimiz (sav)'in ve Hz. Ebu Bekir'in Kuran'da Bildirilen Hicret Yolculuðu
Peygamber Efendimiz (sav)'in ve salih müminlerin güzel ahlaklarının, Allah'a olan teslimiyetlerinin, cesaretlerinin ve güçlü imanlarının önemli bir delili olan hicret, Kuran'da da bildirilen şerefli bir yolculuktur.
Kureyş'in önde gelenleri tarafından kendisine bir tuzak kurulan fakat Allah'ın rahmetiyle bu tuzaktan korunan (Enfal Suresi, 30) Peygamberimiz (sav) bu olayın ardından, Hz. Ebu Bekir ile birlikte Medine'ye doğru gizlice yola çıktı. Ancak bunu fark eden Mekke'nin önde gelenleri Resulullah (sav)'ın ardından onu yakalaması için birilerini gönderdi. Mekke'nin güneyindeki bir mağaraya sığınan Peygamberimiz (sav)'in, beraberindeki (tarihi kaynaklara göre), Hz. Ebu Bekir'e hitaben yaptığı konuşma ise Kuran ayetlerinde şöyle haber verilmiştir:
"Siz ona (peygambere) yardım etmezseniz, Allah ona yardım etmiştir. Hani kafirler ikiden biri olarak onu (Mekke'den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: ’Hüzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir.' Böylece Allah ona 'huzur ve güvenlik duygusunu' indirmişti, onu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkar edenlerin de kelimesini (inkar çağrılarını) alçaltmıştı. Oysa Allah'ın kelimesi, Yüce olandır. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir." (Tevbe Suresi, 40)
Hz. Muhammed (sav) ve Hz. Ebu Bekir, bu zorlu yolculuğun ardından 8 Rebiulevvel (20 Eylül 622) Pazartesi günü Yesrib'e ulaştılar. Yesrib'li müminler, oraya daha önce göç etmiş olan Mekkeli Müslümanlar ile birlikte onları bekliyorlardı. Yesrib yeryüzünde, içinde Müslümanların baskı ve zulüm görmeyecekleri, aksine güç sahibi olacakları bir şehir olacaktı. 'Medine' (şehir) adı verilen Yesrib, artık İslam'ın yeni merkeziydi.