Ellerini arkadan bağladılar
Komutan;
'son kez soruyorum.pişmanmısın...'
'hayır' dedi kaşlarını kaldırarak
Yalvarmadı
Af dilemedi
Oysa,
Daha bir kaç saat önce
Vahşi beyaz bir tay gibi
Cudi doruklarında
Gölgesiz,soluksuz bakıyordu ovalara
Iı
Diz çöktü üç asker,bir korucu
Son kez kaldırarak başını
İşte gidiyorum hoşça kalın dostlarım'
Der gibi hüzünle baktı cudi dağına
Ansızın bir çakal uludu
Bir kanarya uçtu
Sarı sarı kanatları
Ağıt yakar gibi uzun uzun öttü
Korucu mermiyi namluya sürdü
'bırakın bu iti ben vuracağım...! '
Iıı
Söküp attı diyetine pişmanlık eken korkuları
Onları gözleriyle teker teker vurdu
Zaten hiç sektirmezdi...
Gün battığında
Avuçlarındaydı kanı
Kırmak istemişti tutukluluk yapan tüfeğini
Şimdi
Yüzükoyun yerde
Yerin kulağına eğilmiş de
Son tekmilini veriyor gibi...
Iv
Vurulduğu yerde bir ceylan sekti
Şifresi keklikti
Kaç ihanet,kaç pusu
Sorgusuz sualsizdi ölümler.
Bitmeyen bir türküydü
Serden seven
Gül koklayan
Tüfek çatan
Kurşun yiyip,tütün içenlerin türküsü...
Adı cemil'di galiba
Yok yok harun'du
Yoksa keko muydu
O gün ışığına doymamış yeşil bir fide
O bütün zamanları şakağında taşıyan
Ve kefiyesinin içine kehanetini gizleyerek
Güneşe koşan afacan bir çocuktu.
Köpük köpük sevdaydı o
Yalnızlığa ustaydı
Karaca sürüsüyle sekerdi yüreği
Söyle!
Hangi kurşun senden daha hızlı loo?
Hangi kurşun?
Sahi adın neydi çocuk?
Cuma'mı?
Renas'mı?
Koçer'mi?
Hangi koçer?
O kadar çok koçer var ki...
