“ELLERİN DERT GÖRMESİN, ALLAH SENDEN RAZI OLSUN!”
Gelinine kızan Siirtli kaynana:
—Seni bu gece kocana dövdürtmesem, Allah canımı alsın! Hele bir oğlum eve gelsin, gününü görürsün!
Diye meydan okumuş. Akşam oğlu eve gelince de gelininin huysuzluklarından ve kendisine karşı saygısızlıklarından yakınarak:
—Bu gece KARINI “eşek sudan gelinceye kadar” dövmezsen, sana sütümü helâl etmem”!
Demiş! İşin gerçeği, çocuk, annesinin ne kadar huysuz biri olduğunu, her fırsatta, gelinini ezmekten geri kalmadığını biliyormuş. Ayrıca, karısını da çok seviyormuş. Bu bakımdan, karısına kıyıp, dövmeyi aklından bile getirmiyormuş. Amma, annesinin de gönlünü almak istiyormuş. Bunun için, odalarına gittiklerinde, karısına yavaş sesle:
—Annem, seni dövmem için bana yemin verdirdi. “Karını dövmezsen, sana sütümü helâl etmem!” dedi. Şimdi, ben seni dövüyor gibi yaparak, elimdeki sopa ile yatağa vuracağım. Sen de, dövülüyormuşsun gibi, feryat-u figan et ki, Annemin bedduasını almayayım!
Demiş. Hanımı da, Kocasının bu teklifine razı olmuş:
—Hadi, senin dediğin gibi olsun!
Diyerek anlayış göstermiş. Çünkü o da kocasını çok sevdiği için, onu üzmek istemiyormuş.
Bunun üzerine Kocası elindeki sopayla yatağı döverken, beri yandan da:
—Sen benim anneme karşı gelir, sözünü dinlemezsin ha! Al öyleyse!
Diye bağırıyormuş. Kapılarının önünde duran ve gelininin dövülmesini beklemekte olan Kaynana, odanın içinden gelen çığlıkları gerçek zannederek, oğlunun ve gelininin duyacakları kadar yüksek bir sesle:
—OĞ! ĞOŞŞIK! ALLAH İ ĞAFFOR İDEYK! ALLAH YIRZA ELEYK! “Oh! Ne hoş! Allah ellerini yeşertsin! Allah senden razı olsun!”
Diye söyleniyormuş!